<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?>

<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">

<channel>
<title>Kavkazcenter.com</title>
 <link>http://www.kavkazcenter.com/</link>
<description>Latest events in section "D&#252;nya" from Kavkaz-Center</description>
<language>tr</language>

<image>
<title>Kavkazcenter.com</title>
<url>http://imgs2.kavkazcenter.com/imgs/smallb.gif</url>
<link>http://www.kavkazcenter.com/</link>
<width>90</width>
<height>33</height>
</image>

<item>
<title>Çeçen mülteci bir cezalandırma hücresinde çıplak halde tutuluyor. Namaz kılmasına izin verilmiyor ve 'doğrudan Çeçenya’ya gönderilmekle' tehdit ediliyor</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/02/03/7418.shtml</link>
<description>
İsveç&amp;#39;te ki Çeçen mülteci Emilhan Sadayev etrafından gelişen olaylar kesinlikle benzeri görülmemiştir.
İsveçli yetkililer aslında Sadayev için bir çeşit kişisel bir toplama kampı organize etti.
 
KC&amp;#39;nin bir haber kaynağına göre Sadayev tamamen çıplak bir halde bir cezalandırma hücresinde tutuluyor (sıradan bir hücre değil).
Avukatının onu ziyaret etmesine müsaade edilmiyor. Dahası İsveçli yetkililer Sadayev ve onun nerede bulunduğu hakkında gelişen durum ile ilgili her türlü bilgiyi yasakladı.
Hapishane gardiyanları Sadayev&amp;#39;e giysilerini vermeyi ya da en azından onun Namaz kılmasına izin vermeyi reddediyor.
 
Emilhan Sadayev çaresizlik içinde ve hatta kendisini bile yaraladığı halde ikinci gündür açlık grevinde bulunuyor.
Buna yanıt olarak polis eğer açlık grevine son vermezse onu &amp;quot;doğrudan Çeçenya&amp;#39;ya göndermekle&amp;quot; tehdit ediyor.
2 Şubat öğle saatlerinde Rusya&amp;#39;ya gönderilmek üzere sınır dışı edilebilirdi ancak Sadayev sınır dışı hapishanesinden alındığında kendi damarlarını kesmeyi başardı ve bir hastaneye kaldırıldı.
 
İsveçli yetkililer herhangi bir açıklama yapmıyor. Aslında Sadayev tıpkı El Kaide mahkûmlarının tutuldukları gizli CIA hapishanelerine benzer gizli bir hapishanede tutuluyor.
Çeçen mültecilerin tüm durumu kesinlikle şeffaf olduğundan beri ona yönelik bu gibi çirkin davranışların sebebi açık değildir.
 
Çeçen mültecinin avukatı İsveçli yetkililerin davranışlarından şoka girdiğini ve bu yüzden onlara karşı dava açma niyetinde olduğunu söyledi.
Birkaç gün önce avukat Azerbaycan&amp;#39;daki BMMYK ofisi ile bir istekte bulundu ve Ruslan Atkayev&amp;#39;in (Emilhan Sadayev) mülteci statüsünü teyit eden belgeler aldı ancak İsveçli yetkililer bu destekleyici kanıtı onun dosyasına basitçe dahil etmediler.
Bu arada Helsinki&amp;#39;de İsveç büyükelçiliği önünde bir protesto gösterisi düzenlendi. Protestocular İsveçli yetkililerden sınır dışı edilme sürecinin derhal durdurulup Emilhan Sadayev&amp;#39;in serbest bırakılmasını talep ettiler.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 02:01:56 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İsveç'te ki Çeçen mültecinin akıbeti halen bilinmiyor</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/02/02/7415.shtml</link>
<description>
İsveç&amp;#39;ten haber kaynakları yerel saatle öğle sularında bildirdiklerine göre Çeçen mülteci Emilhan Sadayev&amp;#39;in akıbeti ile ilgili hiçbir doğru bilgi mevcut değildir.
Cep telefonu halen kapalıdır. Sadayev&amp;#39;in avukatı da cep telefonunu kapattığından beri kendisine ulaşılamıyor.
Çeçen ve Kafkas diasporasının temsilcileri son derece endişelidir. Sadayev fiilen ortadan kayboldu. Yetkililer durum hakkında yorum yapmıyor ve hiçbir bilgi vermiyor.
Ancak, Sadayev&amp;#39;in iade edilmiş olduğu yönünde teyit edici bir bilgi de yoktur.
İsveçli yetkililerin Emilhan Sadayev&amp;#39;i 2 Şubatta Rusya&amp;#39;ya iade etmeyi planladıklarını hatırlayalım.
İşkence görüp öldürülmek üzere iadesi arifesinde Çeçen mülteci elleri kelepçeli olarak Merst (Mershta) şehrinden Arlanda havaalanı yakınında bulunan bir sınır dışı etme hapishanesine alındı.
Bu arada Çeçen diasporasının temsilcileri halen Sadayev&amp;#39;in sınır dışı edilmesi sürecinin durdurulabileceğini ümit ediyor. Doğrulanmamış resmi bir bilgiye göre Avrupa Birliği ofisinin İsveçli yetkililere karşı gönderdikleri bir belge Sadayev&amp;#39;in Rusya&amp;#39;ya iadesinin önlenmesine yardım edebilir. Ne var ki, bu konuda tam bir netlik yoktur.
KC haber kaynakları Finlandiya&amp;#39;da ki Çeçen ve Kafkas diasporası temsilcilerinin Helsinki&amp;#39;de ki İsveç Büyükelçiliği önünde bir protesto organize edeceklerini bildirdi.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 12:29:10 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İsveç Çeçen mülteci cinayetinin doğrudan katılımcısı mı olacak?</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/02/01/7414.shtml</link>
<description>
İsveç&amp;#39;te bulunan KC haber kaynaklarına göre 1 Şubat Çarşamba günü Çeçen mülteci Emilhan Sadayev İsveç&amp;#39;in Flen kasabasında elleri kelepçeli olduğu hale alındı ve bilinmeyen bir yere götürüldü. Aynı haberlere göre O, sınır dışı edilmek üzere Merst hapishanesine alındı. Onunla iletişim kurulamıyor. Cep telefonu kapalıdır.
Daha önce, İsveçli yetkililerin mülteciyi 2 Şubat günü Rusya&amp;#39;ya iade etmeyi planladıkları bildirilmişti.
Çeçen diasporası durumdan son derece kaygılıdır. Emilhan Sadayev&amp;#39;in hayatı gerçekten tehlikededir. Mülteciler insan hakları aktivistlerini ve Avrupa Birliği&amp;#39;ni derhal harekete geçmeye ve olası bir cinayeti önlemeye çağırıyor.
Son birkaç gün içinde Çeçen ve Kafkas diasporasının temsilcileri Stockholm ve Sadayev&amp;#39;in hapis tutulduğu Flen&amp;#39;de protesto gösterileri yapmak için toplandı. Protestocular Çeçen mültecinin serbest bırakılmasını ve Rusya&amp;#39;ya iade edilmemesini talep ediyor.
Yine daha önce Sadayev Gürcü basını aracılığıyla Gürcistan devlet başkanına siyasi sığınma talebi ile başvurmuştu. (videoyu seyretmek için &lt;a target=&quot;_blank&quot; href=&quot;http://pik.tv/ru/news/story/29078-soratnik-aslana-masxadova-prosit-politicheskogo-ubejisha-v-gruzii&quot;&gt;link&lt;/a&gt;e tıklayın)
Haber kaynaklarına göre İsveç&amp;#39;teki Gürcistan büyükelçiliği ilgili başvuru belgesini Çarşamba günü aldı.
İsveç polisinin Emilhan Sadayev&amp;#39;i mültecilik statüsü için iki yıl beklettikten sonra 24 Ocak 2012 sabah 07:00 sularında tutukladığını hatırlatalım.
Emilhan Sadayev 1999 ve 2004 yılları arasında Rus işgaline karşı yapılan askeri operasyonlara katıldı. 2004 yılında ağır yaralandı ve ailesi ile birlikte Çeçenya&amp;#39;yı terk etmek zorunda kaldı.
Sadayev bir süre Azerbaycan&amp;#39;da kaldı ancak Rusya&amp;#39;nın yerel yetkililerin yardımıyla onu tutuklamaya çalışmasından sonra Türkiye&amp;#39;ye ve oradan da İsveç&amp;#39;e geçti.
O iki yıldan uzun bir süredir hakkında İsveç&amp;#39;te mültecilik statüsü ile ilgili kararın verilmesini bekliyordu. Ancak 24 Ocak tarihinde aniden tutuklandı.
Bu bağlamda Sadayev&amp;#39;in iki kardeşi Musa ve Zelimhan&amp;#39;ın Çeçenya&amp;#39;da Rus işgalcileri tarafından öldürüldüklerini hatırlatmak isteriz. Onların Eski Atagi köyündeki evleri Rus işgalciler tarafından havaya uçurulmuştu.
Uzun yıllardır Rusya, Rus işgal birliklerine karşı askeri operasyonlara katılan Emilhan Sadayev&amp;#39;in peşindeydi.
Sadayev İsveç&amp;#39;e girerken başka bir kişi adına düzenlenmiş belgeyi kullanarak girmişti ki bu olay onun gözaltına alınmasının başlıca resmi nedeni oldu.
Ne var ki, Emilhan Sadayev kendi kimliği altında seyahat edemezdi çünkü hiçbir belgesi yoktu ve Rus güvenlik servisleri peşinde olduğu için kimlik belgelerini yanına alamadı.
Emilhan Sadayev&amp;#39;in Rusya&amp;#39;ya sınır dışı edilmesi demek tıpkı bazı Avrupa ülkelerinden Rusya&amp;#39;ya iade edilen diğer Çeçenlerin başına geldiği gibi onun da ağır işkencelere maruz kalarak ölmesi demektir. İşgalcilere karşı askeri operasyonlara katılan kardeşlerinden intikam almak için Ruslar tarafından öldürüldüklerinde de aynı olay yaşanmıştı.
İsveçli yetkililerin mevcut davranışları bir dizi soruları gündeme getirir.
Emilhan Sadayev İsveç&amp;#39;e girdikten sonra başka bir kişinin belgelerini kullandığını kabul etmişti. Ve 2 yıldan fazla bir zamandır bu durum İsveçli yetkilileri rahatsız etmemişti.
Şimdi ne değişti?
İsveçte yaşayan Çeçen mülteciler arasında İsveç ve Rusya arasında bir anlaşma yapıldığı ve bazı anlaşmalar karşılığında Stockholm&amp;#39;ün Çeçen mültecileri Moskova&amp;#39;ya iade etmeye istekli olduğu yönünde kalıcı söylentiler vardır.
Bugün, şayet İsveç Sadayev&amp;#39;i Rusya&amp;#39;ya iade ederse Sadayev&amp;#39;in er ya da geç orada öldürüleceği kesindir ki bu durumda Stockholm onun öldürülmesinin doğrudan sorumlusu olacaktır.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 21:34:39 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İsveç bir Çeçen'i Rusya'ya iade etmek üzere</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/31/7409.shtml</link>
<description>
Bir süredir Türkiye&amp;#39;de de bulunan Emilhan Sadayev sığındığı İsveç&amp;#39;ten Rusya&amp;#39;ya iade edilmek üzere
12.26.1975 doğumlu Çeçen uyruklu EMILHAN SADAYEV İşgalci Rusya&amp;#39;ya iade edilmek üzere.
Günlerdir, İnsan Hakları Örgütleri ve Kafkasyalı Müslümanlar başta İsveç ve Avusturya olmak üzere pekçok ülkede protestolar gerçekleştiriyorlar.
Aşağıdaki mektubu, İsveç Başbakanı ve İsveç Konsolosluğu&amp;#39;na göndererek kardeşimizin iadesini engelleyelim.
Mektubun Türkçesini aşağıdaki e-maile gönderebilirsiniz:
generalkonsulat.istanbul@foreign.ministry.se
Mektubun Türkçesi (İsveç İstanbul Konsolosluğu&amp;#39;na hitaben)
&lt;b&gt;&lt;i&gt;EMILKHAN SADAEV&amp;#39;E ÖZGÜRLÜK!&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;
&lt;i&gt;&lt;/i&gt;
&lt;i&gt;1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan, bildiğiniz gibi 1994 yılında Rusya Federasyonu tarafından işgal edilmiştir. İşgal 400 bin Rus askeri tarafından gerçekleştirilmiş ve Rusya SSCB&amp;#39;nin dağılması sonrası, Çeçenistan&amp;#39;ı yeniden ilhak ederek topraklarına katmış; fakat Rusya&amp;#39;ya karşı direniş devam etmiştir. Halen düşük yoğunluklu olarak devam eden savaş boyunca 40 bini çocuk 200 bin sivil hayatını kaybetmiştir. Şu anda başta Avrupa olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde 250 bin kadar Kafkasyalı mülteci bulunmaktadır.
Daha önce Azerbaycan&amp;#39;da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği&amp;#39;ne iltica başvurusunda bulunarak mülteci statüsü alan (BM İltica No: 5712) 12.26.1975 doğumlu EMILHAN SADAYEV İsveç&amp;#39;e sığınmış bulunmaktadır. İsveç, ülkesinde yaşanan savaş ve insan hakları ihlalleri sebebiyle kendisine sığınmış olan kişileri korumakla yükümlüdür. 1951 tarihinde imzalanan ve İsveç&amp;#39;in de taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi&amp;#39;nin 33. maddesinde: &amp;quot;Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tâbiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade (&amp;quot;refouler&amp;quot;) etmeyecektir&amp;quot; denilerek mültecilerin özgürlüklerini tehdit eden ülkelere iadelerini imkansız kılmıştır.
Rusya&amp;#39;nın, Kafkasya&amp;#39;daki insan hakları sicilinin kabarık olduğu; Gazeteci ve insan hakları aktivisti Anna Stepanovna Politkovskaya ve Rusya&amp;#39;da faaliyet yürüten İnsan Hakları Örgütü Memorial&amp;#39;ın çalışanı Natalya Husaynovna Estemirova cinayetleriyle de sabittir.
Rusya&amp;#39;nın sadece kendi topraklarında değil, dünyanın farklı ülkelerinde işlenen benzeri cinayetlerin arkasında olduğu konusunda güçlü deliler mevcuttur. Son olarak, Türkiye&amp;#39;de 16.09.2011 tarihinde 3 Çeçen sığınmacıya yönelik gerçekleştirilen cinayetlerde de Rus Gizli Servisi&amp;#39;nin izleri bulunmuştur.
&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Kendi ülkesi dışında bu tarz siyasi cinayetlerin arkasında olduğu bilinen bir ülkeye, bir siyasi sığınmacının iade edilmesi halinde başına gelebilecek tüm olumsuz durumdan gönderecek ülkenin mesul tutulacağı açıktır. İsveç Hükümeti&amp;#39;nden, yukarıda belirttiğimiz hususları dikkate alarak EMILHAN SADAYEV&amp;#39;in iadesini durdurması çağrımızı ifade ediyoruz.&lt;/i&gt;
***
Mektubun İngilizcesi (İsveç Başbakanı&amp;#39;na hitaben)
&lt;i&gt;Sir Fredrik Reinfeldt,&lt;/i&gt;
&lt;i&gt;Prime Minister of Sweden
&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Chechnya which has declared its independence in 1991 was invaded by Russia Federation in 1994. The occupation initiated by 400 thousand Russian soldiers and Russia included Chechnya to its lands by invasion after the collapse of USSR. But the resistance against Russia continued since then. During the clashes which have been continuing until now Russian army have killed 200 thousand innocent civilians including 40 thousand children. Today there are 250 thousand Caucasian in different countries mainly European.
&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Sweden is responsible with the security of the people immigrated to its authorities and living inside its souls because of human rights violations. This right is secured by the Geneva Convention signed in 1951 to which Sweden has a sign on. Here is the 33rd article of the convention: No Contracting State shall expel or return (&amp;quot;refouler&amp;quot;) a refugee in any manner whatsoever to the frontiers of territories where his life or freedom would be threatened on account of his race, religion, nationality, membership of a particular social group or political opinion.
&lt;/i&gt;&lt;i&gt;This rule prevents any country to give the refugees to any country which has a possibility to threat their freedom. It is clear that Russia has not a good history in human rights and this can be understood from the murders of Anna Stepanovna Politkovskayathe journalist and Human Rights Activist and Natalya Khusainovna Estemirova working on behalf of Memorial Human Right Organization. There are obvious proofs that Russia is not only behind the murders in its lands but also responsible and behind the murders in different countries. Recently some proofs found about the Russian Secret Service&amp;#39;s interference in the murders of 3 Chechen immigrants in Turkey in 16.09.2011.
&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Its clear that the state that repatriate a person will be responsible for any negative consequences related to the refugee if he/she is repatriated to a country which is known to be behind the killings and assassinations in the other countries. We repeat our call to the Sweden government to consider the matter seriously and to stop the repatriation process of EMILKHAN SADAEV.&lt;/i&gt;
***
İngilizce mektubu bu linke &lt;a href=&quot;http://www.sweden.gov.se/pub/road/Classic/article/117/jsp/Render.jsp?a=70244&amp;amp;m=popup&amp;amp;l=en&quot;&gt;tıklayarak&lt;/a&gt; e-posta ile gönderebilirsiniz:
&lt;i&gt;Kaynak: İMKANDER&lt;/i&gt;
Kavkaz Center
</description>
<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 19:07:05 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar tüm Avrasya kıtasının İslamlaşacağını tahmin ediyor</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/30/7408.shtml</link>
<description>
&lt;a href=&quot;http://www.stonegateinstitute.org/2790/europeans-converting-to-islam&quot;&gt;Stonegate Instute&lt;/a&gt; İrlandalı aktör Liam Neeson&amp;#39;un Türkiye&amp;#39;de manevi bir uyanış geçirdikten sonra Müslüman olmayı düşündüğünü yazdı.
Kuzey İrlanda Ballymena&amp;#39;da bir Roma Katolik ailesinde dünyaya gelen Neeson Londra merkezli The Sun gazetesine bir film çekmek için bulunduğu İstanbul&amp;#39;da ki dini atmosferden etkilendiğini söyledi.
O şöyle söyledi: &amp;quot;Günde 5 defa yapılan ezan çağrısı ilk hafta boyunca sizi çılgına çeviriyor ve sonra sizin ruhunuza en güzel şey olarak nüfuz ediyor. Şehirde 4,000 kadar cami vardır. Onların bazıları beni gerçekten bir Müslüman olmamı düşünmeme neden olacak kadar çarpıcıydı.
Stonegate Institute Neeson&amp;#39;un sözümona İslam egzotizmi için Hıristiyan miraslarını değiştiren yüzbinlerce Avrupalıdan biri olduğunu yazdı. Dönüşümlerdeki artış Avrupa&amp;#39;da İslamın toplumsallığına ve kıtanın İslamileşmesine katkı bulunuyor diye yazdı.
İnanç Meselesi olarak adlandırılan dinlerarası bir grup tarafından gerçekleştirilen bir ankete göre son zamanlarda Müslümanlığı seçenlerin sayısı İngiltere&amp;#39;de 100,000 buldu. Ankete göre Müslümanlığa geçenlerin üçte ikisi kadın ve beyaz ve ortalama yaşları 27.
Galler&amp;#39;de Swansea Üniversitesi&amp;#39;nden Kevin Brice&amp;#39;ın gerçekleştirdiği ankette Müslümanlığa geçenlere İngiliz kültürünün olumsuz yönleri hakkında görüşlerini sordu. Onlar olumsuz görüşleri alkol ve ayyaşlık, &amp;quot;ahlak eksikliği ve cinsel serbestlik&amp;quot; ve &amp;quot;dizginlenmemiş bir tüketicilik&amp;quot; olarak tanımladılar.
Onların dörtte birinden fazlası samimi bir Müslüman olmak ve İngiltere&amp;#39;de yaşama arasında &amp;quot;doğal bir çatışma&amp;quot; olduğunu kabul etti. Müslümanlığa geçen on kadından dokuzu din değiştirmelerinin onların daha muhafazakar giyinmelerine neden olduğunu söyledi. Yarıdan fazlası başörtüsü giymeye başladığını %5 de burka giymeye başladığını söyledi.
İslam&amp;#39;ı seçen meşhur İngilizlerden biri İngiltere eski Başbakanı Tony Blair&amp;#39;in baldızı Lauren Booth.
Booth şimdi evinden her çıktığında başını kapatıyor, hicap giyiyor ve günde beş vakit namaz kılıyor.
France 3 kamu televizyonun bir haberine göre Fransa&amp;#39;da, son yıllarda 70,000 Fransız vatandaşının İslamı seçtikleri tahmin ediliyor. İngiltere&amp;#39;de olduğu gibi Fransa&amp;#39;da da İslamı seçenlerin büyük çoğunluğunu oluşturan genç kadınlar materyalizm inancını yitirdiklerini söylüyorlar.
Stonegate Institute Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Hollanda, Macaristan, İrlanda, Lüksemburg, Norveç (ve orada ve burada), Polonya, Portekiz ve İspanya&amp;#39;da da İslama geçenlerin salgın halinde yayıldığını belirtti.
İtalya&amp;#39;da, İtalyan milletvekili Büyükelçi Alfredo Maiolese geçtiğimiz günlerde Müslüman oldu ve şimdi kendisini Batı&amp;#39;da İslam&amp;#39;ın imajını gelşitirmeye adadı.
İsveç&amp;#39;te İslam&amp;#39;ı seçenlerin sayısı bugün en az 5,000 dir.
RTL televizyonun haberine göre Almanya&amp;#39;da son zamanlarda İslamı seçenlerin sayısı en az 20,000 dir. İslamı seçen bu kişilerden bazıları Cihad faaliyetlerinin Almanya&amp;#39;da büyümesinde rol oynuyor.
İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble&amp;#39;ye göre &amp;quot;bu eğilim kendi güvenliklerine karşı oldukça tehdit edici bir kalitede olmuştur ve İslama geçen herkes potansiyel bir terörist olmasa da onlar kendi arka bahçelerinde filizlenen evde büyüyen bir çeşit terörizm ile karşı karşıyadırlar.&amp;quot;
Stonegate Institute İslamı seçen Avrupalıların çoğunun aslında İslami bir ortamda doğan Müslümanlardan büyük ölçüde daha dindar oldukları gerçeğine dikkat çekti. Ve onların çoğunun &amp;quot;radikal&amp;quot; olduklarını söyledi.
Belçika&amp;#39;da, örneğin Charleroi&amp;#39;den İslamı seçen bir kadın Muriel Degaugue 2005 Kasım ayında Irak&amp;#39;taki Amerikalı saldırganlara karşı bombalı araçla bir şehadet saldırısı gerçekleştirdi. Bir fırın işçisi Degaugue Müslüman bir erkekle evlendi ve Cihada çıktı.
İsviçre Göçmen Ofisi&amp;#39;nin başkanı Alard du Bois-Reymond&amp;#39;a göre İsviçre&amp;#39;de İslama geçen gençler ülkenin güvenliğine yönelik bir potansiyel tehdittirler.
Du Bois-Reymond Almanca yayın yapan NZZ am Sonntag&amp;#39;a İsviçre&amp;#39;de Müslümanlığı seçenler arasında &amp;quot;radikal bir şekilde farklı bir toplum&amp;quot; isteyen ve &amp;quot;diyaloğa direnen&amp;quot; kişilerin olduğunu anlattı.
Yine İsviçre&amp;#39;de ünlü bir İslamofob ve İsviçre Halk Partisi (SVP) eski üyesi olan cami minarelerinin inşa edilmesine karşı kampanya açan Daniel Streich&amp;#39;de İslama geçti ve Müslüman oldu. O şimdi İsviçre&amp;#39;nin daha fazla minareye ihtiyacı olduğunu söylüyor.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 12:59:33 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>BEYAZ DEVRİM. Çin Rusya'da Beyaz Devrim'den yana</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/29/7403.shtml</link>
<description>
China Daily Çinin Rusya&amp;#39;da Beyaz Devrimi desteklediğini açıkça belirten New York muhabiri Esther Dyson&amp;#39;nın elinden bir &lt;a href=&quot;http://www.chinadaily.com.cn/opinion/project/2012-01/29/content_14500449.htm&quot;&gt;makale&lt;/a&gt; yayınladı.
İngilizce Wikipedia China Daily&amp;#39;in sık sık Komünist Çin&amp;#39;in resmi siyaseti hakkında bilgilendirme yapmak için kullanıldığını yazdı.
Bunun öncesinde, Çin basını Putin&amp;#39;in lehine nötr bir siyaset izliyordu ve Beyaz Devrim hakkında Putin&amp;#39;in basınında yazılanlar temelinde haberler yapıyordu. Amerikan basını ruhunda yazılan bir makalede China Daily şunları belirtti:
&amp;quot;Konu sadece bir &amp;quot;miting&amp;quot; organizasyonu değildir. Protestolar daha önce de örneğin 1917&amp;#39;de de organize edilmişti. Heyecan edici fark insanların kullandıkları sadece araçlarda değil ayrıca insanların düşüncesindedir.
Halk Putin&amp;#39;in cezalandırılmasını (çoğunlukla) değil gitmesini istiyor; onlar sistemin Putin tarafından kurulduğunu ve sonra sistemi kendisi için Putin&amp;#39;in desteklediğinin farkına vardı. Onlar bu çemberin tersine çevrilmesini (Rusya var olduğundan beri bu imkansızdır- KC), yolsuzluğun sona ermesini, resmi suçların cezasız kalmasını bitirmeyi ve bir sığırmış gibi kendilerine davranılmasının sona ermesini istiyor.
Ancak ne yazık ki burada Putin&amp;#39;in belirli bir alternatifi yoktur. En tehlikesiz senaryo içinde Putin kendisini geliştirebilir. Hepsinden öte son Sovyet devlet başkanı Mihail Gorbaçev kendi ürettiği sistemi değiştirmeyi başardı. (ancak belli ki yeterli derecede değiştiremedi).
Eğer Putin ve ekibi sistemini değiştirmeye başlamış olsaydı- gerçekten yolsuzlukla savaşır ve belkide Hodorkovskiy&amp;#39;yi serbest bırakır dı ki bu olumlu bir yanıt olabilirdi. Ancak bu Stakhanov&amp;#39;un efsane kahramanlığı olarak bir rüya olabilir.&amp;quot;
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 18:49:03 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Mitt Romney: Putin bir zorbadır ve küresl barışa tehdittir</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/28/7407.shtml</link>
<description>
Yaklaşan ABD başkanlık seçimlerinde Barack Obama&amp;#39;nın muhtemel bir rakibi Mitt Romney Putin&amp;#39;i bir &amp;quot;zorba&amp;quot; ve &amp;quot;küresel barışa yönelik bir tehdit&amp;quot; olarak adlandırdı.
Ocak ayının başlarında New Hampshire daki turu sırasında Romney&amp;#39;in fragmanından doğrudan çekilen bir söyleşisinin bir kısmının videosu &lt;a href=&quot;http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/us-election/8974912/Mitt-Romney-Vladimir-Putin-a-threat-to-global-peace.html&quot;&gt;Daily Telegraph&lt;/a&gt; websitesinde yayınlandı.
Romney dünyadaki zorbaların &amp;quot;Obama&amp;#39;nın onları kendi çıkarları doğrultusunda kullanma politikasının zafiyetinin avantajından faydalandığını&amp;quot; söyledi. &amp;quot;Zorbalar&amp;quot; dediği bir seride, Putin, Fidel Castro ve Mahmoud Ahmedinejat&amp;#39;a atıfta bulundu.
Romney ayrı olarak Putin&amp;#39;i &amp;quot;dünya istikrarına ve barışına gerçek bir tehdit&amp;quot; olarak adlandırdı ve Putin&amp;#39;in Rusya&amp;#39;nın başkanlığına muhtemel dönüşü beklentisi içinde sert söylemlerine devam ettiğini vurguladı.
Romney&amp;#39;in Putin ve rejimi hakkında ilk defa kaba konuşmadığını ayrıca KGB li Rus lideri barışa bir tehdit olarak daha öncede adlandırdığını hatırlatalım.
Reuters&amp;#39;ün bildirdiğine göre bir ay kadar önce Littleton, New Hampshire&amp;#39;de ki konuşmasında Romney Putin&amp;#39;in &amp;quot;geçmişin en nefret edilen söylemlerinden bazılarına geri döndüğünü&amp;quot; söyledi ve ekledi &amp;quot;onun küresel barış ve istikrarı tehlikeye attığını düşünüyorum&amp;quot; dedi.
Eski ABD başkanı George W. Bush&amp;#39;un Amerika&amp;#39;nın en üst makamı için Mitt Romney&amp;#39;in adaylığını desteklediğini hatırlatalım.
Bush &amp;quot;Romney&amp;#39;in en iyi seçim olduğunu düşünüyorum&amp;quot; dedi. Eski başkan Romney&amp;#39;i uzun süredir tanıdığını ve babası Michigan eski valisi George Romney&amp;#39;i de tanıdığını söyledi.
George W. Bush, Mitt Romney&amp;#39;in &amp;quot;olgun ve mantıklı olduğunu ve bomba atıcı olmadığını&amp;quot; söyledi.
Amerikalı uzmanlar ve siyasi analistler Cumhuriyetçi elitin Mitt Romney&amp;#39;in arkasında birleşebileceğini ve onun başkanlık adaylığının fazla gürültü patırtı olmadan güvenceye alınabileceğine inanıyor.
ABD başkanlık seçimleri 6 Kasım 2012 de yapılacak. Mevcut başkan Obama&amp;#39;da seçime katılma niyetindedir.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sat, 28 Jan 2012 21:57:16 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Dünya'nın üst düzey ekonomistleri Putin yüzünden Rusya'nın BRICS'den çıkartılmasını talep etti</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/27/7400.shtml</link>
<description>
Basın haberlerine göre New York Üniversitesi&amp;#39;nde ekonomi profesörü Nouriel Roubini ve Avrasya Grubu Başkanı Ian Bremmer Davos&amp;#39;ta ki Uluslararası Ekonomi Forumunda &lt;i&gt;Foreign Policy&amp;#39;&lt;/i&gt;e verdikleri ortak bir &lt;a target=&quot;_blank&quot; href=&quot;http://www.foreignpolicy.com/articles/2012/01/24/weve_got_bigger_problems_right_now?page=0%2c3&quot;&gt;röportajda&lt;/a&gt; BRICS ülkeleri için gelişmeye öncelik eden beş ülke arasında Rusya&amp;#39;nın üyeliğinin değerli olmadığı belirtilerek Rusya&amp;#39;nın BRICS&amp;#39;den çıkartılmasını talep ettiler. (BRICS ülkeleri: Brezilya, &lt;i&gt;Rusya&lt;/i&gt;, Hindistan, Çin ve Güney Afrika)
&amp;quot;Rusya BRICS içinde olmayı hak etmiyor-gerçekten hak etmiyor. Ruslar tek bir şahıs etrafında fazlasıyla konsolide olmuştur; hükümetleri zayıftır, açık değildir ve yolsuzdur.
Medvedev ve Putin&amp;#39;in kalkarak gerçek büyük sözler söylediği geçmişiniz vardı. Bu sefer onların biraz fazla ileriye giderek saçmaladıklarını herkes biliyor ki bu gösteriler çok fazla sorun olmayacaktır. Rusya emtia zenginliğine rağmen geride kalmıştır.
Diğer BRICS ülkeleri ile karşılaştırıldığında Rusya gerçekten hiçbir şeyi hak etmiyor. Onlar büyük kaybedendir diye belirtti Bremmer.
Prof. Roubini şu fikriyle Bremmer&amp;#39;e katılıyor:
&amp;quot;Rusya&amp;#39;nın BRICS arasında bulunmaması konusuna katılıyorum. Aslında bir yıl kadar önce onların Rusya&amp;#39;yı üyelikten düşürüp yerine Endozenya&amp;#39;yı eklemeleri gerektiği hakkında bir makale yazmıştım.
Geçenlerde ziyaret ettiğim Endozenya hakkında oldukça olumlu hislerim oldu ve yakında tekrar ziyaret edeceğim. BRICS&amp;#39;ın dışında yükselen bir diğer güç Türkiye&amp;#39;dir&amp;quot;dedi.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 27 Jan 2012 18:43:57 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Litvanya Rusya'ya yetişiyor. Rus KGB namına daha az özgürlük ve daha fazla baskı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/27/7410.shtml</link>
<description>
Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü 2011-2012 için ülkelerin konuşma özgürlüğüne göre sıralamasını içeren &lt;a target=&quot;_blank&quot; href=&quot;http://en.rsf.org/IMG/CLASSEMENT_2012/C_GENERAL_ANG.pdf&quot;&gt;yeni bir rapor&lt;/a&gt; (2011-2012 Dünya Basın Özgürlüğü İndeksi) yayınladı.
Rusya iki puan düşüşle 179 ülkeden 142nci sıraya (Gambiya and Kolombiya arasına) düştü. 2010 sıralamasında Rusya 140ncı sıradaydı.
Rus terörist çetesi KGB ajanlarına göre Kavkaz Centerı barındıran Finlandiya, bilgi özgürlüğü listesinde daima ilk sırada.
Taraflarınca oldukça iyi bilinmesine rağmen Rusya&amp;#39;nın içerisinde veya Rusya&amp;#39;yla bağlantılı medya işkence olaylarının tamamını yansıtmayan oldukça özet resmi bir STGÖ (Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü) raporuna göre STGÖ Rusya hakkındaki ifadeleri (shf.4) şöyledir:
&amp;quot;(142nci sıra) Rusya&amp;#39;daki medya bilgi özgürlüğü manzarası bir facia olmaya devam ediyor.Bir karı-kocanın Anastasia Baburova ve Stanislav Markelov&amp;#39;un  cinayetinden suçlanması ümitleri yükseltti fakat bu davanın bazı yönleri belirsizliğini koruyor; orada bulunan bir çok kişi hala gazetecilere saldırmak ve/veya onları öldürmekten ceza almadan hayatlarına devam etmekteler.
Bu gibi suçlar için daha sert cezaların getirilmesi ve medya tarafından işlenen (basın yayındaki hakaret ve iftira fiillerinin - KC) suçların suç kapsamından çıkarılması olumlu bir adımdı fakat bu reformların tüm durum üzerindeki etkisi düşünülmelidir, özellikle de genel bir anti terörist mevzuatı yokluğunda.
2011 Aralık ayındaki benzeri görülmemiş gösteri belirsizlik döneminin bir özelliğidir- Bazı medya organlarının daha açık olmasına rağmen devletin baskı mekanizması yine de geri kalanını bastırmayı başaracaktır.
Bu açıklamaya göre, Rusya&amp;#39;nın puanının aşağı değil yukarıya çıkması gerektiğini unutmayın. Ancak, &amp;quot;Gazeteciler&amp;quot; muhtemelen raportörlerin açıklamayı uygun görmedikleri bazı açık ve iç sebeplerden kaynaklanan durumlara dayanarak bu karara vardılar.
Hatırlatmaya değerdir ki, örneğin, 12 Eylül 2011 tarihinde Rusya, KC ile alakalı davada, İsveç&amp;#39;de resmen İsveç medya organı olarak kayıtlı bulunan Kafkas Center&amp;#39;ın &amp;quot;aşırı uç web sitesi&amp;quot; olduğunu ilan etmek suretiyle İsveç yargısı hükümranlık alanına çirkin bir tecavüzde bulunarak çok ciddi boyutta basın özgürlüğü ve uluslararası hukuk ihlali yaptı. Bu argüman ile Moskova, Rusya içerisinde KC&amp;#39;a ulaşmayı tamamen engelledi fakat yine de Rus okurlarımız proxyleri, anonymizerleri, google çeviri pencerelerini veya Tor browserları kullanarak kolayca bu engellemeleri aşıyorlar.
Buna karşılık Litvanya bir yıl içerisinde 11inci sıradan sert bir şekilde 30uncu sıraya düştü. Litvanyanın durumuyla ilgili olarak Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Raportörleri sayfa 3&amp;#39;de bu düşüş ile direk bağlantı kurmadan &amp;#39;&amp;#39;tuhaf mahkeme kararlarından ve kolluk kuvvetlerinin artan müdahalesinden bahsederler.
Sınır Tanımayanların Raportörlerinin raporu yayınlanmadan bir kaç saat önce Kafkas Center, fevkalade bir dokunulmazlıkla Litvantada çalışan uluslararası terörist grupu KGB&amp;#39;nin emirleri doğrultusunda Litvanyada meydana gelen medya özgürlüğü ihlalleri hakkında malumat elde etti.
Moskova Basmanny bölge mahkemesi, ismen hakim A.G. Karpov, 21,03,2011&amp;#39;de Kafkas Centerın yeniden iletimini temin eden Litvanyalı tedarikçi Elneta&amp;#39;nın e mail bağlantılarındaki bilgileri Rus Savcılık makamının elde etmesine imkan tanıyan bir karar çıkarttı. Söz konusu rica Litvanya savcılık makamına gönderildi. Karpov 16,06,2002&amp;#39;den itibaren dokuz yıllık süreyle Moskovaya teminatın sağlanmasını istedi.
Litvanya Savcılık makamı bilgi talebini inandırıcı bir hale kurguladı. Bunun kararını Egle Kusaite davasında menfi bir rol oynayan savcı Mindaugas Duda verdi. Savcı mahkemeye müracaat etti ve mahkeme de onu destekledi.
Elneta son iki yıldır bu karara uydu. Şimdi ise onlar e mail bağlantılarındaki bilginin teknik bilgi olduğunu ve web sayfasındaki içeriğe değinmediğini iddia ediyorlar.
Şimdi ise, ortaya çıktığı gibi, Litvanya gizli polisi son zamanlarda bütün bu verileri Rus terörist çetesi KGB(FSB)&amp;#39;ye iletmiş.
Kafkas Center kaynakları Litvanya kurumları ile Rus KGB arasında sadece KC&amp;#39;a olanlarla alakalı değil aynı zamanda Gatayev ailesi ve Egle Kusaite gibi bireyler bazında da tuhaf bir ortak çalışma ve ortak organizasyon olduğuna ve Litvanya gizli polisinin bayan Kusaite ve akrabalarının telefonlarını KGB adına dinlediklerine ve bu kayıtları Moskovadaki KGB (FSB )terörist çetelerine, Litvanya devlet güvenlik kurumları ve FSB tarafından uydurulmuş &amp;quot;terörist&amp;quot; Egle Kusaite &amp;#39;&amp;#39;ceza davasında&amp;#39;&amp;#39; kullanılmak üzere gönderdiklerine dikkat çekiyorlar.
&amp;quot;Bir çok medya organı demokratik nefeslenme ve karşı koyma hareketlerine dünya çapında önem atfettiler. Haber ve bilgiyi kontrol etmek hükümetleri baştan çıkartmaya devam ediyor, fakat bu kontrol meselesi yakında totaliter ve baskıcı rejimlerin ölüm kalım meselesi olacaktır&amp;#39;&amp;#39; şeklinde özetledi durumu &lt;a target=&quot;_blank&quot; href=&quot;http://www.voanews.com/russian/news/Reporters-Without-Borders-Report-2012-01-25-138073698.html&quot;&gt;The Voice of America&lt;/a&gt;&lt;u&gt; &lt;/u&gt;(Amerikanın sesi)&amp;#39;nin Rusya Şubesi ve &amp;#39;&amp;#39;geçen yıla göre iki puan düşerek 142nci oldu Rusya&amp;#39;&amp;#39; diye belirtiyor.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 27 Jan 2012 17:11:24 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Basın kuruluşları yine Putin'in İspanya'ya yerleşme niyetinde olduğunu yazdı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/26/7401.shtml</link>
<description>
İspanyol gazetesi &lt;a href=&quot;http://blogs.diariosur.es/blogmalayo/2012/01/25/putin-en-marbella/&quot;&gt;SUR&lt;/a&gt; &amp;quot;Putin Merballa&amp;#39;da (Putin en Marbella)&amp;quot; başlığıyla yayınladığı bir haberde Putin&amp;#39;in kendisi için İspanya&amp;#39;nın güneyinde lüks bir sığınak inşa ettiği yönündeki bilgiyi doğruladı. Gazete şunları yazdı:
&amp;quot;Putin&amp;#39;in İspanya&amp;#39;da bir ev aradığı ve Marbella&amp;#39;ya yerleşeceği yönünde söylentiler vardır. (bu söylentiler ilk de değildir) Diğer yerler için bu söylentiler Marbella&amp;#39;da ki kadar güvenilir olmayabilirdi.
Editörlerimiz zaten iki gündür devamlı olarak bu söylentileri doğrulamak için istekte bulundukları telefon görüşmeleri yapıyor. Ne var ki, bu özel vaka onun Komünist selefleri için karakteristik olduğu üzere bilgilerin gizliliğinden vazgeçmeksizin ülkesinde vahşi bir kapitalizm kurmayı başaran bir şahısla ilgilidir.
Putin&amp;#39;in gelirleri ve onun özel hayatı Rusya&amp;#39;da bir tabudur. Sadece bir örnek olarak: daha önce kendisine her yerde eşlik eden karısı uzun bir süredir ortadan kaybolmuştur ve Moskova&amp;#39;da hiç kimsenin ona ne olduğunu sormaya cesareti yoktur. Yine aynı şekilde Putin&amp;#39;in kendisine nerede bir ev satın aldığına ilişkinde soru sormaya kimsenin cesareti yoktur.
La Sagaleta&amp;#39;daki söylentilere göre burada Putin&amp;#39;in yeni bir evi vardır ve bu yer bir kişi için mükemmel bir yerdir. Sadece Moskova eski valisi Yuri Lujkov&amp;#39;dan bir ev ve arazi satın aldığı için değil ayrıca resmi olarak komşu Benahavis belediyesine ait olan Marbella&amp;#39;da Putin&amp;#39;in konutunun bulunduğu bölge kamuya kapalı birkaç yerden biridir, bu sebep dolayısıyla da mükemmel bir seçimdir.
Yerel sakinler tarafından davetsiz meraklıların bölgeye girişi bir bariyerle engellenir. Ve bu bölgede tam bir sessizlik hâkimdir.
Lujkov&amp;#39;un parsellerinden biri üzerinde bir ev inşa etmek için izin başvurusunda bulunulması ve iznin verilmiş olması gerektiği bilinir (elbette, sadece 300 metrelik bir parsel içinde böylesi küçük bir yer değildir) ve bu dedikodulara neden oldu.
Bütün bunlar lüks konutların sahibi bankalar ve Rus yatırımcılar arasındaki ilişkileri sağlamayı amaçlayan &amp;quot;Rus Toplanma Noktası&amp;quot; başlıklı bir gayrimenkul fuarına tesadüf etti. Dedikodulara göre Mart ayında fuarın sunumunda beklenmedik bir açıklama yapılacak.
Önceki dedikoduların gayrimenkul fuarına tesadüf edip etmediğini kontrol etmeliyiz. Bazen sadece bir artı eklemek yeterlidir&amp;quot; diye yazdı İspanyol gazetesi.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 21:46:15 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Siyonistlerin ve Amerika'nın İran'a saldırısı için Mart yeni tarih olarak belirlendi</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/24/7397.shtml</link>
<description>
İngiliz gazetesi Guardian editörü Julian Borger&amp;#39;in elinden Hürmüz Boğazında yaşanacak olan askeri bir çatışma olasılığı hakkında detaylandırdığı bir yazıda İran&amp;#39;la savaşın Mart gibi erken bir tarihte başlayabileceğini yazdı.
Dün Siyonist basın yaydığı Yahudi &amp;quot;haberleri&amp;quot;nde Tel Aviv&amp;#39;in İran&amp;#39;a yönelik muhtemel &amp;quot;İsrail&amp;quot; saldırısından 12 saat önce ABD&amp;#39;yi uyarabileceğini belirtti.
Bu arada ABD İran Körfezi&amp;#39;nde ki kuvvetlerini takviye etmeyi sürdürüyor.
Guardian bu sene AB&amp;#39;nin İran&amp;#39;dan petrol ithalatı üzerine yaptırımların yürürlüğe gireceği ve zayıf Avrupalıların petrol ürünleri için büyük fiyatlar ödemesine neden olacak olan yaptırımların yürürlüğe gireceği 1 Temmuz&amp;#39;dan itibaren dünyanın yeni bir aşamaya girebileceğini ve Körfez Savaşı&amp;#39;nın birkez daha gerçek bir olasılık haline gelebileceğini yazdı. Ki bu yaptırımlar sadece düzenbaz terörist ülke Rusya&amp;#39;nın çıkarına olacaktır.
Bölgedeki büyüyen gerilimler kontrol edilemeyen gelişmelere yol açabilir. Böyle anlaşmazlıklar sık sık hata, ihmal ya da kazara başlar. 1998&amp;#39;de benzer durumlar içinde bir Amerikan füze kruvazörü yanlışlıkla düşürüldü ya da içinde 290 yolcu bulunan bir İran uçağına bir terörist saldırı yapılmıştı.
Hint Okyanusu&amp;#39;nda bulunan Amerika&amp;#39;nın beşinci filosu 2 uçak gemisine sahiptir ve daha yakın zamanlarda Pentagon ABD&amp;#39;nin Kuveytte&amp;#39;ki varlığını çok reklam etmeden arttırdı ve şu anda Kuveyt iki ordu tugayı ve bir helikopter filosu içinde 15,000 işgal birliğine ev sahipliği yapmaktadır.
Ancak İran, sınırlı askeri kapasitesine rağmen olası bir Yahudi-Amerikan düşmanı saldırısına karşı çok fazla soruna neden olabilir. İran Donanması mayın döşeme kapasitesine sahip olan Rus yapımı 3 denizaltıya ve büyük bir küçük-denizaltı filosuna sahiptir. Ayrıca füzelerle silahlanmış binlerce küçük gemi ve bota sahiptir. Buna ilaveten, İranlılar saldırı operasyonlarında intihar bombacılarını kullanabilir.
Binlerce adası ve girintili körfezleriyle Hürmüz Boğazı nükleer uçak gemileri ile başa çıkamayacak olan bir ülke için mükemmel bir savaş meydanıdır ancak dünyada ki petrol taşımacılığında üçüncü yol olan deniz yolundaki hareketi felç etme kapasitesine sahiptir.
Beşinci Filo İran tarafından asimetrik savaş yöntemlerinden çok korkuyor, en gelişmiş füze ateşleme sistemi özellikle Hürmüz Boğazı&amp;#39;nın bazı yerlerinde genişliği iki deniz milinden çok olmayan dar koşullarında eş zamanlı birden çok saldırı ile baş edemez.
2002 yılında Pentagon Milenyum Meydan Okuması olarak adlandırdığı 250 milyon dolara mal olan deniz tatbikatları gerçekleştirdi. O zaman, Amerikan filosuna çok sayıda küçük botlar ve Şehadet bombacıları grubunun saldırdığı &amp;quot;düzenbaz kaba bir devlet ile&amp;quot; askeri bir çatışma durumu (ne yazık ki burada Rusya kast edilmiyor) gibi gösterilmişti. Tatbikatlar Amerikan filosunun böyle bir tehditle baş edemeyeceğini gösterdi.
Gazeteci İran ordusunun ülkesini Yahudi ve Amerikan saldırısından korumaya kararlı olduğuna şüphe olmadığını yazdı ve İranlı bir amiralin sözlerinden alıntı yaptı: &amp;quot;eğer biz batarsak, tüm dünyayıda bizimle beraber götürürüz&amp;quot;
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 11:05:03 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Kanada bir başka Rus casus ve terörist 'diplomatlar' topluluğunu daha sınır dışı etti</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/20/7385.shtml</link>
<description>
CTV News Kanadalı bir istihbarat merkezinden Moskova&amp;#39;ya sızan hararetli bir casusluk olayının 4 Rus haydut casusu ve terörist &amp;quot;büyükelçilik&amp;quot; çalışanının Ottawa&amp;#39;da ki suç merkezlerinden sınır dışı edilmesi ile sonuçlandığını öğrendi.
Casusluk olayının bir parçası olan Rus haydutların sınır dışı edilmeleri Asteğmen Jeffrey Paul Delisle&amp;#39;nin Halifax&amp;#39;ta yakalanmasından dört gün sonra meydana geldi.
40 yaşındaki Delisle Kanada&amp;#39;nın Bilgi Güvenliği Kanuna göre iki suçlamayla karşı karşıya ve haber kaynakları casusluk olayına karışan ulusun Rusya olduğunu söylüyor.
CTV&amp;#39;nin Ottawa Bürosu Şefi Robert Fife &amp;quot;İkisi büyükelçilik çalışanı dört Rusun&amp;quot; bu hafta ortaya çıkartılan büyüyen skandalın bir parçası olarak evlerine geri gönderildiğini bildirdi.
İsimleri verilmeyen iki büyükelçilik personeli yanında Kanada, Astağmen Dmitry Fedorchatenko ve Konstantin Kolpakov&amp;#39;u da paketledi.
CSIS (Strateji ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi) eski karşı istihbarat şefi Albay Geoffrey O&amp;#39;Brian&amp;#39;a göre casusluğun kaynağı muhtemelen -Rusya&amp;#39;nın en büyük dış istihbarat servisi olan- GRU&amp;#39;dur.
O&amp;#39;Brian &amp;quot;klasik olarak GRU subaylarından bir grubun klasik bir şekilde askeri ataşe olarak geldiklerini&amp;quot; söyledi.
Kanadalı yetkililer bu arada meselenin hukuk sistemine göre halledildiğini söyleyerek yanıt verdi.
Dış İşleri Bakanı John Baird&amp;#39;in ofisinden yapılan bir açıklamada &amp;quot;konu mahkemelerimizin önündedir. Bu gibi bir ulusal güvenlik dosyası ile ilgili bir yorum yapma eğiliminde değilim&amp;quot; dendi.
Ancak haber kaynakları CTV News&amp;#39;e Kanada&amp;#39;nın bir misliyle mukabelede bulunma gerginliğini önlemek için meselede Rusya&amp;#39;nın oynadığı rolü önemsizmiş gibi gösterdiğini anlattı. Bir gerilim Kanadalı diplomatların Rusya&amp;#39;dan sınır dışı edilmelerine neden olabilir.
Ottawa ayrıca Kanada Başbakanı Stephen Harper bu senenin sonlarına doğru Rusya&amp;#39;yı ziyaret edeceğinden dolayı iki ülke arasındaki ilişkilerin korunması konusunda da endişelidir.
Ancak skandalın serpintileri yakın bir zaman içinde dağılmayabilir.
Fife &amp;quot;haber kaynaklarının Delisle&amp;#39;nin mevcut operasyonel istihbarata erişimi olduğu konusunda hiçbir şüphelerinin olmadığını söylediklerini&amp;quot; bildirdi.
Haber kaynakları söz konusu erişilen bilgilerin Rus denizaltılarının hassas bölgelere sızabilecekleri deniz altındaki ölü bölgeler hakkındaki hassas verileri ve Arktik denizi ve Orta Doğu&amp;#39;da ki donanma gemisi hareketleri ile ilgili bilgileri de içerebileceğini söylüyor.
Yine silah sistemleri bilgisinin de sızdırılmış olabileceği söyleniyor.
Fife &amp;quot;ancak asıl endişe bir kâbus senaryosudur&amp;quot;. &amp;quot;O gizli bilgilere ve gizlinin de ötesinde gizli bilgilere erişti mi?&amp;quot; dedi.
Bu durum yurt dışında gizli yerlerde çalışan Kanadalı ve Amerikalı casusların uluslar arası haberleşme işaretlerini de içerebilir.
&amp;quot;Eğer Delisle bu bilgiye ulaştıysa haber kaynakları bunun Ruslar için bir altın madeni gibi olduğunu söylüyor&amp;quot; dedi.
Ruslar Delisle&amp;#39;yi 2007 yılında Ottawa&amp;#39;da bir donanma istihbarat subayı olarak çalışıyorken işe aldı.
Daha sonra Delisle&amp;#39;nin Halifax&amp;#39;dan gönderilebileceği söyleniyor ki buradaki haber kaynakları Delisle&amp;#39;nin buradan gizli bir Kanada-ABD veri sistemini ele geçirdiğini söylüyor.
Kanada&amp;#39;nın sahne gerisindeki ana müttefiklerine güvence verdiği bildirildi ve ABD konuyla ilgili kamuoyuna yönelik herhangi kaygı verici bir açıklamada bulunmadı.
Bu hattı çekerek Washington&amp;#39;un Ottawa&amp;#39;da ki bir nokta adamı bu hafta, Kanada&amp;#39;nın ABD&amp;#39;nin şef arkadaşı olarak kaldığını söyledi.
Büyükelçi David Jacobson &amp;quot;istihbarat bilgisi hakkında yorum yapmayacağım. Tüm söylemek istediğim şey Kanada Amerika Birleşik Devletleri&amp;#39;nin güvenilir bir müttefiki ve iş ortağıdır&amp;quot; dedi.
Delisle gözaltında tutuluyor ve Çarşamba günü mahkemeye çıkacak.
&lt;i&gt;Kaynak: Ajanslar&lt;/i&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 17:36:20 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İran BM'yi nükleer bilimadamına yönelik terörist saldırıya katılmakla suçladı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/20/7384.shtml</link>
<description>
İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetçilerinin (IAEA) ABD&amp;#39;ye ve sözde &amp;quot;İsrailli&amp;quot; yetkililere İranlı bilimadamları hakkında gizli bilgiler sağladığının açık olduğunu söyledi ve bundan dolayı bu gözlemcilerle etkileşim içinde olmada yeni inatçı yollar olacaktır.
İran&amp;#39;ın BM büyükelçi vekili Eşağ El Habib Güvenlik Konseyi&amp;#39;ne Ahmadi-Roshan&amp;#39;ın geçenlerde IAEA denetçileri ile buluştuğunu anlattı ve &amp;quot;bu gerçeğin bu BM yetkililerinin İran&amp;#39;ın nükleer tesisleri ve bilimadamları hakkında bilgi sızdırılmasında bir rol oynamış olabileceğini gösterir&amp;quot; dedi.
O ayrıca dünya toplumunu nükleer tesislerin denetimindeki gizliliğini gözlemleme de başarısız olmakla suçladı. &amp;quot;Burada büyük bir şüphe vardır...terörist çevreler Güvenlik Konseyi yaptırımlar listesi dahil Birleşmiş Milletler organlarından aldıkları istihbaratı kullandı ve IAEA ile bizim nükleer bilim adamlarımız onların kötü niyetli eylemeleri tespit etmek ve yürütmek için röportajlar gerçekleştirdi.
İran&amp;#39;ın Ulusal Güvenlik ve Dış Siyaset konularında Meclis Komitesi üyesi Zohreh Elahian Perşembe günü komite üyelerinin ve diğer bazı İranlı yetkililerin İran&amp;#39;da ki IAEA denetçilerinin varlığını tartıştıklarını ve IAEA denetçilerinin İran&amp;#39;ın gizli bilgilerini Amerika Birleşik Devletleri ve sözde &amp;quot;İsraile&amp;quot; vermekte olduğunun ispatlandığını söyledi.
İran ajansla ilişkilerini yenilemesi gerektiğini ve ajansın denetçileri mevcut yaklaşımlarının gösterdiği gibi kabul edilebilir olmadığını da ekledi.
Bayan Elahian İranlı bilim adamlarına yönelik önceki terörist saldırıların kanıtının saldırılarda &amp;quot;İsrail&amp;quot; casusluk servisi Mossad&amp;#39;ın doğrudan bir rolü olduğunu ispatladığını vurguladı. Mossad&amp;#39;ın cinayetlerde olduğu gibi cinayeti gerçekleştiren kişilere tek ve  bölünmez Filistin toprağındaki illegal Siyonist enklavında eğitim verdiklerini de söyledi.
Aracına yerleştirilen manyetik bir bombanın patlamasıyla suikast sonucu öldürülen Roshan İran&amp;#39;ın Natanz nükleer tesisinde işletme müdür yardımcısıydı.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 16:33:27 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Katın 2. Polonya muhalefeti, Rusya'nın işlediği Polonya Cumhurbaşkanı cinayetinin bir suç ortağının tutuklanması çağrısında bulundu</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/19/7387.shtml</link>
<description>
&lt;a href=&quot;http://translate.googleusercontent.com/translate_c?anno=2&amp;amp;hl=en&amp;amp;rurl=translate.google.com&amp;amp;sl=auto&amp;amp;tl=az&amp;amp;u=http://news.zn.ua/POLITICS/polskaya_oppozitsiya_hochet_vozobnovit_rassledovanie_prichin_aviakatastrofy_pod_smolenskom_v_2010_go-95728.html&amp;amp;usg=ALkJrhhbiSl3_5FCiouSeMFtgkXmQIkXSg&quot;&gt;Basında çıkan&lt;/a&gt; haberlere göre, Polonya &amp;quot;Hukuk ve Adalet&amp;quot; ana muhalefet partisi temsilcileri, 2010 yılında Smolensk yakınlarındaki uçak kazası soruşturmasını yeniden başlatılması için çabalıyor.
Bu durum 10 Nisan 2010 tarihinde Putin&amp;#39;in emirleri doğrultusunda Rus KGB terörist grubu tarafından bir patlama ile yok edilen TU154-M başkanlık uçağının kokpitinde yapılan konuşmaların yeni kayıtları yayınlandıktan sonra söz konusu parti temsilcileri tarafından duyuruldu.
Uçağın &amp;quot;kara kutularından&amp;quot; alınan yeni veriler Cracow Enstitüsü Adli Tıp Muayeneleri uzmanları tarafından çözümlendi.
Parti lideri ve Ruslar tarafından uçak kazasıyla suikasta uğrayan Polonya Cumhurbaşkanı Lech Kaczynski&amp;#39;nin kardeşi olan Jaroslaw Kaczynski &amp;quot;her şey başından itibaren başlatılmalıdır çünkü General (Andrzej) Blasik ve Polonyalı pilotların eğitim kalitelerinin olaydaki rolleri daha önceden sorgulandıkları için bu konu temelinde tezler önceden bildirildi&amp;quot; dedi.
O aynı zamanda, Başbakan Donald Tusk&amp;#39;un yönetiminde Polonya hükümeti temsilcilerinin Putin&amp;#39;in terörist saldırısında ölen general hakkında generalin kokpite gelerek uçak mürettebatını başkanlık uçağını Smolensk&amp;#39;e indirmeye zorladığının düşünüldüğü yönündeki iddiaları yüzünden öldürülen generalin dul eşinden özür dilemesi gerektiğine inanıyor.
Parti Polonya Parlamentosuna verdiği dilekçede konu önümüzdeki hafta Rus yanlısı Polonya başbakanı ve aynı zamanda Rus ajanı Tusk&amp;#39;un katılımıyla yapılacak olan bir toplantıda tartışılacak.
Ayrıca Polonya eski içişleri bakanı ve uçak kazası soruşturma komisyonunun başı Miller&amp;#39;in tutuklanması için başsavcılığa başvuruda bulunuldu.
Partiye göre Miller Smolensk&amp;#39;teki Rusya&amp;#39;nın terörist saldırısının gerçek nedenleri hakkında yanıltıcı sonuçlar sunarak ve General Blasik&amp;#39;i suçlayarak pek çok hukuk ihlali yapmakla suçludur.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 11:42:32 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İslamla savaşından dolayı ABD totaliter bir devlete dönüşmekte</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/18/7388.shtml</link>
<description>
George Washington Üniversitesi,Kamu Hukuku Şapiro ünvanlı profesörü Jonathan Turley Washington Post&amp;#39;taki bir makalesinde &amp;#39;&amp;#39;Dış İşleri Bakanlığı her yıl diğer ülkelerdeki kişi hakları hakkında raporlar yayınlar, ve Amerikalılar ülkelerinin &amp;#39;&amp;#39;hür ülke&amp;#39;&amp;#39; teriminin bütün tanımlarına uyduğuna emindirler&amp;#39;&amp;#39; diye yazmakta.  
&amp;#39;&amp;#39;Yinede ülkemizin kanunları ve uygulamaları bu güveni sarsmalı&amp;#39;&amp;#39; diye inanmaktadır yazar.
Ona göre, 11 Eylül 2001 den beri geçen 10 yıllık sürede ABD, sivil serbestiyeti, genişletilmiş &amp;#39;güvenlik durumu&amp;#39; adına kapsamlı bir şekilde kısmış bulunuyor. Kolluk kuvvetlerinin yeni yetkileri Birleşik Devletlerinin &amp;#39;en azından kısmen otoriter&amp;#39; nazarıyla bakılmasına yol açıyor.
ABD&amp;#39;nin Küba ve Çin rejimleriyle ortak çok yönleri var: &amp;#39;&amp;#39;bu ülkelerin anayasaları varsayımsal olarak özgürlükleri ve hakları garanti altına alır ama hükümetlerinin bu hakları vermemekte geniş takdir yetkileri varken vatandaşlarının bunları doğru dürüst talep edebileceği yetersiz bir kaç yolu vardır. Aynı sorun ülkemizin yeni kanunları için de söz konusu&amp;#39;&amp;#39;. 
Yazar 11 Eylül 1991 de ABD&amp;#39;nin İslama karşı girişmiş olduğu açık savaşın başlamasından beri ABD hükümetinin kazanmış olduğu selahiyetleri listeliyor. Amerikan vatandaşları hakettiklerini buldular, hani bir söz vardır, başkalarının kuyusunu kazma, kendin düşebilirsin.:
1. &amp;#39;&amp;#39;ABD vatandaşlarına suikast&amp;#39;&amp;#39;. George W. Bush&amp;#39;un kendisinden önce yaptığı gibi Obama&amp;#39;da terörist veya terörizm yardım ve yatakcısı olarak görülen herhangi bir vatandaşı öldürme emrini verme yetkisini talep etti.
2.&amp;#39;&amp;#39;Süresiz gözaltı&amp;#39;&amp;#39;. Makalede diyor ki: geçen ay kabul edilen yasaya göre terörizm zanlıları askeriye tarafından alıkonulabilecek; başkanın da terörizmle suçlanan vatandaşları süresiz gözaltına alma yetkisi var&amp;#39;&amp;#39;. Yazara göre ABD idaresinin daha önce federal mahkemelerde olan bu yetkiye karşı yaptığı itirazı ile halihazırdaki durumu çelişmekte. 
3.  &amp;quot;Keyfi adalet&amp;quot;. Bir kişinin federal mahkemelerde mi yoksa askeri mahkemede mi yargılanacağına şimdi başkan belirliyecek.
4.  &amp;quot;İzinsiz araştırmalar&amp;quot;. Başkan şimdi vatandaşların mali durum, iletişim ve sosyal durumlarıyla alakalı şirket ve organizasyonları bilgi vermeye zorlama da dahil izinsiz tahkikat emri verebilir.
5.  &amp;quot;Gizli delil&amp;quot;. Yazara göre ABD hükümeti şahısları göz altına almada şimdi rutin olarak gizli delil kullanmakta ve federal ve askeri mahkemelerde gizli delilden yararlanmakta. &amp;#39;&amp;#39;Bu aynı zamanda ABD aleyhine açılabilecek davaları, davaların görülmesinin hükümeti milli güvenliği tehlikeye atacak türdeki bilgileri açıklamaya zorlayacağı şeklinde basit bir form doldurarak düşürmeyi sağlıyor - bir çok özel duruşmalarda yapılan ve büyük ölçüde federal yargıçlar tarafından sorgusuz sualsiz kabul edilen bir talep.
6.  &amp;quot;Savaş suçları&amp;quot;. Obama idaresi 2009&amp;#39;da su-kaplama usulü sorgu işkencesinden dolayı CIA çalışanlarının soruşturmaya veya takibata uğramalarına müsaade etmiyeceklerini söyledi. &amp;#39;&amp;#39;Bu sadece uluslararası hukuki mükellefiyetlerini ihlal etmekle kalmıyor aynı anda Nuremberg prensiplerine de aykırı&amp;#39;&amp;#39; diye belirtiyor yazar.
7.  &amp;quot;Özel mahkeme&amp;quot;. ABD hükümeti, hasım yabancı hükümetler veya organizasyonlara yardım ve yataklık yaptıkları düşünülen şahısları da kapsayacak şekilde yetkileri genişletilmiş özel Yabancı İstihbarat Tahkikat Mahkemelerinin kullanımını oldukca arttırmış bulunuyor. Obama, tanımlanabilir bir terörist grubun üyesi olmayan şahısları da gizlice araştırma izni verme yetkisi de ekleyerek, bu gücünü 20011&amp;#39;de yeniledi.
8.  &amp;quot;yargı denetiminden muafiyet&amp;quot;. Obama idaresi vatandaşların özel hayatın ihlali iddiasında bulunmasının yolunu tıkayarak vatandaşların izinsiz tahkikatında kendisine yardım edecek şirketlerin muaf tutulmasını başarılı bir şekilde sağladı.
9.  &amp;quot;Vatandaşların sürekli gözlenmesi&amp;quot;. Obama idaresi herhangi bir mahkeme kararı veya denetimine gerek olmadan hedefdeki vatandaşların her hareketini GPS cihazlarıyla izliyebileceği iddiasını başarılı bir şekilde savundu.
10.  &amp;quot;Sıradışı uygulamalar&amp;quot;. ABD hükümetinin şimdi hem vatandaşlarını hem de vatandaşı olmayanları başka bir ülkeye nakil etme kapasitesi var. Yazar &amp;#39;&amp;#39;Bu sistem, başka ülkeler işkence için kullanılmakta şeklinde eleştiri alıyor&amp;#39;&amp;#39; diyor.
Eğer bir başkan kendi otoritesiyle sizin hayatınızı veya özgürlüğünüzü alabiliyorsa, bütün haklar yönetimin isteklerine amade keyfi bir lütufdan biraz fazlasıdır, diye vurguluyor yazar. İşte, Birleşik Devletlerin kurucu fikir adamlarının korktuğu şey budur.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 12:44:46 GMT</pubDate>
</item>

</channel>
</rss>

