<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?>

<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">

<channel>
<title>Kavkazcenter.com</title>
 <link>http://www.kavkazcenter.com/</link>
<description>Latest events in section "D&#252;nya" from Kavkaz-Center</description>
<language>tr</language>

<image>
<title>Kavkazcenter.com</title>
<url>http://imgs2.kavkazcenter.com/imgs/smallb.gif</url>
<link>http://www.kavkazcenter.com/</link>
<width>90</width>
<height>33</height>
</image>

<item>
<title>AB Rusya ile ilşkilerini dondurdu</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/09/02/4131.shtml</link>
<description>
Brüksel&amp;#39;de yapılan olağanüstü Gürcistan oturumunda gündeme gelen karar tasarısı, Rusya&amp;#39;nın Gürcistan&amp;#39;ın ayrılıkçı bölgeleri Güney Osetya ve Abhazya&amp;#39;yı tanımasını da kınıyor. 


&amp;nbsp;


Belgede ayrıca Gürcistan&amp;#39;a destek veriliyor ve AB gözlemcilerinin bölgeye gönderileceği belirtiliyor. 


Brüksel&amp;#39;deki BBC muhabiri belgenin beklenenden sert olduğu yorumunu yaptı. 


&amp;nbsp;


Daha önce gelen haberlerde Rusya&amp;#39;nın Gürcistan&amp;#39;a müdahalesi üzerine Brüksel&amp;#39;de biraraya gelen Avrupa Birliği liderleri arasında, Rusya ile ilişkilerin geleceği konusunda görüş farklılıkları ortaya çıktığı bildirilmişti. 


&amp;nbsp;


Brüksel&amp;#39;deki zirvede, İngiltere, Moskova ile yeni bir ortaklık anlaşması konusunda yapılacak müzakerelerin durdurulması ve Avrupa Birliği&amp;#39;nin Rusya ile ilişkilerini temelden gözden geçirmesi çağrısında bulunurken, Fransa, bu önerilere uzak durduğunu belirtti. 


&amp;nbsp;


Almanya Başbakanı Angela Merkel da Avrupa Birliği&amp;#39;nin Rusya ile diyaloğa son vermemesi gerektiğini vurguladı. 


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;Rusya&amp;#39;dan uyarı&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt; 


&amp;nbsp;


Bu arada Rusya hükümeti, Gürcistan&amp;#39;da liderlik değişmedikçe Batı&amp;#39;nın bu ülkeye destek vermemesini istedi. 


&amp;nbsp;


Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, AB toplantısı öncesinde Mihail Saakaşvili yönetimine verilecek desteğin &amp;quot;tarihi bir hata olacağı&amp;quot; uyarısında bulundu. 


&amp;nbsp;


Lavrov ayrıca hükümet değişene dek Gürcistan&amp;#39;a silah ambargosu uygulanması çağrısı yaptı. 


Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner&amp;#39;in geçen hafta sert önlemlerden söz etmesine rağmen, AB zirvesinde bu denli katı bir tepki gösterileceği sanılmıyor. 


&amp;nbsp;


Brüksel&amp;#39;deki muhabirimiz Jonny Dymond&amp;#39;a göre Avrupalı liderler Rusya&amp;#39;nın Gürcistan&amp;#39;da giriştiği operasyonlar karşısında ortak alarma geçmiş durumda. 


&amp;nbsp;


Ancak buna nasıl yanıt verilmesi gerektiği konusunda bölünmüş haldeler. 


&amp;nbsp;


Bugünkü zirvede, hem Gürcü topraklarının işgalinin hem de Rusya&amp;#39;nın Güney Osetya ve Abhazya&amp;#39;yı bağımsız topraklar olarak tanımasının sert dille kınanması bekleniyor. 


&amp;nbsp;


Bazı teknik konularda Gürcistan&amp;#39;a destek verilmesi söz konusu. 


&amp;nbsp;


Vize kısıtlamalarının hafifletilmesinden söz ediliyor. 


&amp;nbsp;


İnşaat ve onarım çalışmaları için yeni yardımlar sağlanabileceği bildiriliyor. 


&amp;nbsp;


İngiltere Başbakanı Gordon Brown dün, birliğin Rusya&amp;#39;yla ilişkilerinin tepeden tırnağa gözden geçirilmesini istemişti. 


&amp;nbsp;


Ancak Rusya&amp;#39;yla ilişkilerin köklü bir şekilde değiştirilmesi çağrılarının gereken desteği bulabileceği düşünülmüyor. 


&amp;nbsp;


AB üyelerinin bir çoğu, önemli bir ticaret ortağı ve enerji kaynağı olan Rusya&amp;#39;nın dışlanmasına kuşkulu bakıyor. 


&amp;nbsp;

Kaynak: BBC&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 13:40:31 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Londra ve Kiev ittifak oluşturuyor. John McCain Çeçenistan ve Kuzey Kafkasya'yı tanıması için gözdağı veriyor</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/08/27/4122.shtml</link>
<description>

İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband, bir gün önce dediği gibi Ukrayna ile beraber &amp;quot;Rusya&amp;#39;nın işgaline karşı koalisyon&amp;quot; kurmak için Çarşamba günü Kiev&amp;#39;e geldi. 


&amp;nbsp;


&amp;quot;Moskova&amp;#39;dan emri ile değiştirilmeyecek olan Gürcistan&amp;#39;ın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü İngiltere tarafından tam olarak destekleniyor&amp;quot;, Miliband Ukrayna&amp;#39;ya uçmadan önce bunları söyledi. 


&amp;nbsp;


Kiev de resmi olarak ayrıca Moskova&amp;#39;nın kendi kendini tanımlayan cumhuriyetleri tanımasına sertçe tepki gösterdi. 


&amp;nbsp;


&amp;quot;Kukla rejimlerin kurulmasıyla ve desteklemesiyle, Gürcistan&amp;#39;ın bir parça toprağının fiili ilhakı gösteriyor ki uluslararası problemlerin çözümlerinde Rusya Federasyonu da &amp;quot;güç hakkı&amp;quot; doktrinini yeniden doğuruyor&amp;quot;, Ukrayna Dışişleri Bakanlığı böyle bildirdi. 


&amp;nbsp;


&amp;quot;Ukrayna, Rusya&amp;#39;nın Gürcistan&amp;#39;ın ayrılıkçı oluşumlarını maceraperest bir kararla tanımasını kesin bir dil ile kınıyor ve uluslararası topluluklara çabaları birleştirerek Gürcistan&amp;#39;ın toprak bütünlüğünü ve Rusya&amp;#39;nın kendi üstüne aldığı uluslararası sorumlulukları yerine getirmeyi kayıtsız şartsız şekilde doğrulamaya ve uymaya çağrılıyor&amp;quot;, Ukrayna Dışişleri Bakanlığı&amp;#39;nın açıklaması da bu şekildeydi.  


&amp;nbsp;


Kendi yorumlarıyla Kremlin&amp;#39;in Abhazya ve G. Osetya&amp;#39;yı tanımasını değerlendirmesi ABD&amp;#39;de Cumhuriyetçi Parti&amp;#39;nin başkan adayı John McCain&amp;#39;dan geldi. 


&amp;nbsp;


Bir Alman televizyonunda yayınlanan söyleşide McCain şöyle dedi: 


&amp;nbsp;


&amp;quot;Batı ülkeleri, Rusya tarafından kanlı şiddete maruz kalan Kuzey Kafkasya ve Çeçenya&amp;#39;nın bağımsızlığını düşünmeli.&amp;quot; 


&amp;nbsp;


Rusya&amp;#39;nın Abhazya ve G. Osetya&amp;#39;yı tanımasını değerlendirdiği basın açıklamasında, Rusya&amp;#39;nın bu hamlesine karşılık Kuzey Kafkasya ve Çeçenistan konusunda önümüzdeki hafta ciddi bir çalışma yürüteceklerini bildirdi. McCain, &amp;quot;Rusya Batı&amp;#39;yı iki yüzlülükle suçluyor. Bu suçlamayı Kremlin&amp;#39;e iade ediyoruz ve Çeçenya ile Kuzey Kafkasya konusundaki iki yüzlülüğüne işaret ediyoruz&amp;quot; dedi. 


&amp;nbsp;

&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;

</description>
<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 14:26:51 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Kafkasya'da kriz büyüyor... Batı'dan Rusya'ya sert tepki</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/08/26/4124.shtml</link>
<description>
Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev&amp;#39;in Abhazya ve Güney Osetya&amp;#39;nın bağımsızlık taleplerine olumlu yanıt vermesine Gürcistan&amp;#39;dan tepki geldi. 


&amp;nbsp;


Gürcistan adına ilk açıklamayı Gürcistan Güvenlik Konseyi Başkanı Alexander Lomaia yaptı. Tiflis&amp;#39;te yaptığı açıklamada Lomaia &amp;quot;Kanuni açıdan bir değeri yok. Rusya açısından büyük siyasi yansımaları olacaktır&amp;quot; dedi. 


&amp;nbsp;


Gürcistan Cumhurbaşkanı Saakaşvili, Rusya&amp;#39;nın kararı karşısında batılı liderlere Gürcistan&amp;#39;ın Nato&amp;#39;ya ve AB&amp;#39;ye alınmasında hızlı hareket etmelerini ve Rusya&amp;#39;nın bu eylemini kınamaları çağrısında bulundu. 


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;ABD: Rusya&amp;#39;nın Kararı Üzücü&lt;/b&gt; 


&amp;nbsp;


ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Rusya&amp;#39;nın Güney Osetya ve Abhazya ile ilgili aldığı kararın üzücü olduğunu söyledi. 


&amp;nbsp;


Diğer yandan ABD, Rusya&amp;#39;nın kararını uluslararası kanunlara muhalif buldu. 


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;İngiltere: Rusya İle Mücadele İçim Uluslararası İttifak Kurulmalı&lt;/b&gt; 


&amp;nbsp;


Rusya&amp;#39;ya en sert tepkiyi gösterenler arasında İngiltere de yer aldı. İngiltere, Rusya&amp;#39;nın Gürcistan&amp;#39;daki düşmanca eylemlerine karşı mücadele edebilmek için uluslararası ittifak kurulması çağrısında bulundu. 


&amp;nbsp;


İngiltere Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada da Rusya&amp;#39;nın Güney Osetya ve Abhazya&amp;#39;nın bağımsızlık tanıyan kararına karşı olunduğu belirtildi. İngiltere, Gürcistan&amp;#39;ın toprak bütünlüğünden yana olduğunu vurguladı. 


&amp;nbsp;


Karaın bölgedeki gerginliği artıracağı yorumunu yapan İngiltere Dışişleri kararı &amp;quot;affedilmez ve kabul edilemez&amp;quot; olarak buldu. 


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;Fransa: Şiddetle Kınıyoruz&lt;/b&gt; 


&amp;nbsp;


Fransa Dışişleri Bakanlığı da Rusya&amp;#39;nın bu adımını üzücü bir gelişme olarak değerlendirdi. Fransa &amp;quot;Gürcistan&amp;#39;ın toprak bütünlüğü ilkesine bağlıyız&amp;quot; dedi. 


&amp;nbsp;


Fransa&amp;#39;nın AB Dönem Başkanlığı sıfatıyla yayınladığı açıklamada ise Rusya&amp;#39;nın Abhazya ve Güney Osetya ile ilgili aldığı kararla şiddetle kınandı. 


&amp;nbsp;


Diğer yandan Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, Rusya&amp;#39;yı Güney Osetya&amp;#39;da Gürcüler üzerinde soykırım suçu işlemekle suçladı. 


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;NATO: Uluslararası Kanuna Aykırı&lt;/b&gt; 


&amp;nbsp;


NATO Genel sekreteri Jaap de Hoop Scheffer de Rusya&amp;#39;nın aldığı bu karar ile Güvenlik Meclisi&amp;#39;nin aldığı bir çok kararın çiğnendiğini söyledi. Scheffer&amp;#39;e göre çiğnenen kararlar arasında Rusya&amp;#39;nın da desteklediği Gürcistan&amp;#39;ın toprak bütünlüğünün korunması da yer alıyor. 


&amp;nbsp;

Rusya&amp;#39;dan tarihi &amp;#39;tanıma&amp;#39; kararı!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kaynak: Ajanslar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 19:59:34 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>ABD ve Fransa: Rusya çekilmeyi tamamlamalı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/08/23/4121.shtml</link>
<description>
ABD Başkanı George W. Bush ile Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Rusya&amp;#39;yı, Gürcistan&amp;#39;dan çekilme işlemini tamamlamaya çağırdı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fransa Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Bush ile Sarkozy&amp;#39;nin telefon görüşmesi yaptığı belirtilerek, iki liderin, Rusya&amp;#39;nın, Gürcistan&amp;#39;dan, Moskova&amp;#39;daki &amp;quot;taahhütlerine uygun&amp;quot; biçimde çekilmesini sürdürmesi ve tamamlaması çağrısında bulunduğu kaydedildi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Açıklamada, Bush ile Sarkozy&amp;#39;nin önümüzdeki günlerde de irtibatta kalmak konusunda görüş birliği içinde olduğu ifade edildi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu açıklamadan kısa bir süre önce Beyaz Saray sözcüsü Gordon Johndroe, Bush ile Sarkozy&amp;#39;nin bir telefon görüşmesi yaptığını ve iki lideri bu görüşmede Rusya&amp;#39;nın ateşkes anlaşmasının maddelerine uymadığı konusunda görüş birliği içinde olduğunu dile getirdiklerini belirtmişti. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Kaynak: AA&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt; 


&amp;nbsp;

&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sat, 23 Aug 2008 10:19:48 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>NATO gemileri Boğaz'dan geçti</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/08/22/4118.shtml</link>
<description>
Kafkaslardaki Rusya-Gürcistan savaşının bölgede yarattığı hareketlilik dünden itibaren Türkiye&amp;#39;yi de etkilemeye başladı. Gürcistan&amp;#39;a yardım malzemesi taşıyan NATO&amp;#39;ya ait iki savaş gemisi dün İstanbul Boğazı&amp;#39;ndan geçiş yaptı. Sabah erken saatlerden itibaren kılavuz kaptan eşliğinde Ege Denizi&amp;#39;nden Çanakkale Boğazı&amp;#39;na giriş yapan İspanyol bayraklı &amp;quot;Almirante Don Juan Bordon&amp;quot; ile Alman bayraklı &amp;quot;FGS Luebeck&amp;quot; isimli iki savaş gemisi, İstanbul Boğazı&amp;#39;na giriş yaptı. Gemiler, Karadeniz&amp;#39;e doğru yol aldı. 


&amp;nbsp;


ABD GEMİLERİ DE GEÇECEK 


&amp;nbsp;


Yapılan ayarlamalar sonucunda, Boğazlar bölgesinden öncelikle İspanyol ve Alman savaş gemilerinin geçmesi uygun görüldü. Dünkü gemiler yüklerini Gürcistan&amp;#39;a boşaltıp, döndükten sonra, bu kez Ankara ABD savaş gemilerine geçiş izni verecek. ABD donanmasına ait Mcfaul adlı destroyeri ve USS Mount Whitney adlı gemiyi yardım malzemeleri ile yükleyerek, Gürcistan&amp;#39;a gönderecek. Gemiler halen Yunan limanları ya da deniz sahasında Ankara&amp;#39;nın &amp;quot;boğazlar geçişi için yeşil ışık yakmasını&amp;quot; bekliyorlar. Bu iki gemiye, yine ABD donanmasına ait &amp;quot;Dallas&amp;quot; adlı sahil koruma gemisi eşlik edecek. Türkiye&amp;#39;nin NATO&amp;#39;daki müttefikleri Gürcistan&amp;#39;a gönderecekleri yardımları için savaş gemilerini seçince, 45 bin tonluk tonaj sıkıntısından dolayı, devreye Montrö&amp;#39;nün kısıtlamaları giriyor. Dışişleri ve Genelkurmay başkanlığı yetkilileri de, bu kısıtlamalar nedeniyle tonaj hesabı yapıyorlar. 


&amp;nbsp;


BATTANİYE VE MAMA 


&amp;nbsp;


Gemiler, Rus bombardımanı nedeniyle sıkıntı içinde gürcülere binlerce battaniye, hijyen kiti, bebek maması ve çocuk bakım ihtiyacı götürüyor. USS Mount Whitney gemisinin ağırlığı 17 bin ton, USS McFaul ise 8400 ton. Dolayısıyla, Montrö&amp;#39;nün 45 bin ton sınırının çok altında kalıyorlar. Geçişleri de bu nedenle, Montrö&amp;#39;nün delinmesi anlamına gelmiyor. Amerika 3 gün önce Montrö anlaşması yüzünden Türk makamlarının engeline takıldıklarını açıklamıştı. 


&amp;nbsp;


Kafkaslara silah yığınağı mı yapılıyor? 


&amp;nbsp;


Amerika savaş gemilerinin Boğazlardan Karadeniz&amp;#39;e geçmesi farklı tartışmaları beraberinde getirdi. Amerika&amp;#39;nın gemide taşınan malzemelerin insani yardım malzemesi olduğunu açıklamasını inandırıcı bulmayan bazı uzmanlar, gemilerle Gürcistan&amp;#39;a silah sevkiyatı yapıldığını öne sürüyor. Kafkaslar&amp;#39;da güç dengesini kendi lehine çevirmek ve İran&amp;#39;ı kuzeyden de kuşatmak isteyen Amerika&amp;#39;nın bölgede askeri üsler inşa ettiği biliniyor. Öte yandan Montrö sözleşmesi çerçevesinde, Türk Boğazı&amp;#39;dan geçişine izin verilen savaş gemilerinin silah taşımaları konusunda bir kısıtlama bulunmuyor. 


&amp;nbsp;


Montrö egemenliği Türkiye&amp;#39;ye verdi 


&amp;nbsp;


Çanakkale-Marmara Denizi-İstanbul boğazı bölgesinin egemenliği 1936 yılında imzalanan ontrö anlaşması ile Türkiye&amp;#39;ye verilmiş durumda. Montrö anlaşmaası Karadeniz&amp;#39;e kıyısı olmayan ülkelerin, bu denize Boğaz bölgesi aracılığıyla savaş gemisi sokmasına kısıtlama getiriyor. Bu kısıtlamaya göre, Karadeniz&amp;#39;e kıyısı olmayan ülkeler, aynı anda Karadeniz&amp;#39;de toplam 45 bin tondan daha yüksek tonajda savaş gemisi bulunduramıyorlar. Montrö Anlaşması dönemin Türk Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras başkanlığındaki heyet tarafından imzalanmıştı. 


&amp;nbsp;

&lt;i&gt;Kaynak: Ajanslar&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 22 Aug 2008 20:08:55 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>''El Kaide varolmaya devam ediyor''</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/07/20/4093.shtml</link>
<description>ABD&amp;#39;de George Bush&amp;#39;un başkanlık döneminin sonuna yaklaşılırken, küresel siyasetin son 7 yılına damgasının vuran El Kaide yenilgiye mi, yoksa zafere mi daha yakın? Ekonomi dergisi The Economist, son sayısında, El Kaide&amp;#39;nin kayıp ve kazançlarının bilançosunu çıkardı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Örgütün küresel ölçekte güç kaybettiği, ancak Avrupa&amp;#39;da radikalleşme tehdidinin büyüdüğü yorumunda bulundu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
The Economist dergisine göre, Afganistan&amp;#39;da, koalisyon güçlerinin kayıplarını Irak&amp;#39;ın da üzerine çıkaran Taliban&amp;#39;ın yeniden yükselişi, Pakistan&amp;#39;da aşiret bölgelerinin radikalizmin sığınağına dönüşmesi, El kaide&amp;#39;nin Kuzey Afrika kolunun ortaya çıkışı, Avrupa&amp;#39;da yaşayan Müslüman gençlerin radikal ideolojilerin etkisinde yaşadıkları ülkeleri hedef alması, ABD&amp;#39;nin El Kaide&amp;#39;ye karşı hedeflediği zaferin uzağında olduğunun işareti. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dergiye göre, örgütün Amerikan ordusuna direnebilmesinin altında, bir direniş ideolojisi olarak ortaya çıkabilmesi yatıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&amp;quot;Avrupa&amp;#39;daki Müslüman gençler radikalleşiyor&amp;quot; &lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
The Economist, bu ideolojiden etkilenen Avrupa&amp;#39;daki Müslüman gençlerin, gittikçe daha yoğun bir biçimde radikalleştiğini öne sürüyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İngiliz Gizli Servisi&amp;#39;nin, bu tür radikal eğilimleri olabileceği gerekçesiyle ülke içinde izlemeye aldığı kişi sayısı 2 bin. Analizde,&amp;quot;Irak&amp;#39;ın işgali, cihad yanlılarına, Amerikalı işgalcilerle savaşmak için halk tarafından kabul gören bir sebep verdi&amp;quot; deniliyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ancak, cephenin İslam topraklarına taşınması, El Kaide&amp;#39;nin kendini imhasına da yol açmak üzere. Analizde, hedef ayırmayan ve Müslümanların ölümüyle sonuçlanan saldırıların, El Kaide&amp;#39;ye desteği azalttığı savunuluyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Amerikan ordusunun işgal bölgelerindeki politikasının odağını halkı korumaya çevirmesi, Suudi Arabistan&amp;#39;da militanlara yönelik rehabilitasyon programları ve Pakistan&amp;#39;da lojistik altyapıya yönelik başarılar da El Kaide&amp;#39;nin elini zayıflatan etkenler arasında. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
The Economist, &amp;quot;Örgüt, Afganistan&amp;#39;ın kontrolünü elinde tuttuğu döneme göre daha zayıf. Ancak 2001&amp;#39;de Taliban&amp;#39;ın düşüşünün ardından gelen döneme göre daha güçlü&amp;quot; diyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Guantanamo&amp;#39;daki kötü muameleyle, Irak ve Afganistan&amp;#39;daki Amerikan varlığının devamının, ABD&amp;#39;yi yeniden dezavantajlı duruma düşürebileceğine dikkat çekiyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Kaynak: Ajanslar&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sun, 20 Jul 2008 14:28:36 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>''ABD, İran'a saldırı için meşruiyet arıyor!''</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/07/17/4081.shtml</link>
<description>
ABD, İran&amp;#39;la masaya oturuyor... Doğru! ABD, İran&amp;#39;a temsilcilik açmayı planlıyor... Bu da doğru! Peki, İran&amp;#39;a yönelik politika değişiyor mu? Prof. Köni&amp;#39;ye göre hayır. Köni &amp;quot;Askeri seçenek masadan kalkmadı!&amp;quot; diyor ve ekliyor: &amp;quot;Saldırı tehlikesi hiç bu kadar yakın olmamıştı!&amp;quot; 


&amp;nbsp;


Ellerindeki devasa nükleer güce rağmen İran&amp;#39;ın savunma amaçlı silahlanmasını hazmedemeyen ABD, İsrail ve bu iki gücün güdümündeki Batılı devletlerin İran&amp;#39;a yönelik baskısına rağmen; İran nükleer çalışmalarından vazgeçmiyor. Ancak son süreçte ABD&amp;#39;nin İran&amp;#39;la masaya oturması ve İran&amp;#39;da açmayı planladığı temsilcilik ABD-İran ilişkilerinin &amp;quot;normal&amp;quot;e seyrettiği yönünde yorumlara neden oluyor. Prof. Dr. Hasan Köni ise tam tersini düşünüyor. İşte İyibilgi haber sitesinin görüştüğü Köni&amp;#39;nin yorumu: 


&amp;nbsp;


Dost tavsiyesi: İnanmayın! 


&amp;nbsp;


Dünya gündemini üç yıldır işgal eden bir kriz söz konusu. İran tüm baskılara rağmen nükleer programından geri adım atmıyor. ABD-İsrail ekseni ise İran&amp;#39;ın nükleer çalışmalarından vazgeçmemesi halinde, Tahran&amp;#39;ı vurmakla tehdit ediyor. 


&amp;nbsp;


Oysa göstergeler Bush&amp;#39;un görev süresinin dolmasına kısa bir süre kala bu krizin de yumuşamaya başladığını söylüyor. 1979 devriminden bu yana ilk kez bir ABD&amp;#39;li temsilci ile İranlı yetkili bir araya gelecek. Dışişleri Bakanlığı&amp;#39;nın 3 numaralı ismi, Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı William Burns, hafta sonu Cenevre&amp;#39;de yapılacak İran&amp;#39;ın nükleer programıyla ilgili toplantıya katılacak ve İranlı müzakereci Said Celili&amp;#39;yle bir araya gelecek. 


&amp;nbsp;


Bu iki ülke arasındaki olumlu gelişmenin bir bölümü. Meselenin diğer yönü ABD&amp;#39;nin İran&amp;#39;da açmayı tasarladığı diplomatik temsilcilik. Bunun bir adım ötesinde gelişmelerin yaşandığı da iddialar arasında. İranlı kaynaklara göre ABD ile İran arasında bir de güvenlik anlaşmasına varıldı. Buna göre Washington&amp;#39;un İran&amp;#39;da rejim değişikliği çabalarından vazgeçmesi karşılığında, Tahran da Amerika&amp;#39;nın bölgedeki istikrar ve barış çabalarını baltalamayacak. 


&amp;nbsp;


Bu gelişmeler şunu gösteriyor: ABD, İran konusunda AB ile ortak noktaya geldi. Özellikle Haziran ayı başında gerçekleşen ve Tahran&amp;#39;a yönelik sert ekonomik yaptırımların çıktığı ABD-AB zirvesi sonrasında İsrail basınında çıkan &amp;quot;Bush İran&amp;#39;a saldırmama konusunda ikna edildi&amp;quot; şeklindeki haberler bunun önemli bir göstergesi. ABD neden Ortadoğu&amp;#39;da neden yeni bir yönelime gidiyor? Bush&amp;#39;un aklını çelen ne? 


&amp;nbsp;


Bu soruların yanıtını aramak için Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Köni&amp;#39;ye mikrofon uzattık. Sorularımızı yanıtlayan Köni bize düşündüklerimizin tam tersini söyledi. Bush&amp;#39;un son günleri geldiği için İsrail lobisinin İran&amp;#39;a müdahale konusunda hala bastırdığını belirten Köni özellikle İsrail&amp;#39;in İran&amp;#39;ın potansiyelini abarttığı görüşünde. Köni &amp;quot;Dünya tarihinde 2020 yılında bomba yapacak bu yüzden saldıralım&amp;quot; anlayışının daha önce görülmediğini vurgulayarak &amp;quot;inanılacak gibi değil&amp;quot; diyor. 


&amp;nbsp;


ABD&amp;#39;nin İran&amp;#39;ı vurmaktan vazgeçmediğinin altını çizen Köni &amp;quot;ABD&amp;#39;nin İran&amp;#39;la iletim kurması nükleer faaliyetlerden vazgeçmesini gerektiriyor. Ama İran vazgeçmiyor ki.&amp;quot; diyor. ABD&amp;#39;nin İran&amp;#39;la teması bir bahane olarak kullanacağının altını çizen Köni şunları söyledi: Toplantıya katılacak ABD&amp;#39;li yetkili hiç konuşmayacak, sadece dinleyecek. Bu yüzden ABD &amp;#39;diyalog önemliydi, biz dinledik&amp;#39; diyecek. Ancak İran da nükleer faaliyetlerinden vazgeçecek gibi değil. Diyalog önemliydi onu da yaptık ama iflah olmuyor diyecekler. Bu bir nevi saldırıya meşruiyet geliştirme aracı.&amp;quot; 


&amp;nbsp;


İran&amp;#39;a saldırının dünya ekonomisini ve ABD halkını sarsacağını ileri süren uluslararası ilişkiler uzmanı &amp;quot;ama petrol şirketleri büyük paralar kazanıyorlar. Amerika halkına hizmet etmekten çıkmış büyük şirketlerin emrine girmiş bir ülke&amp;quot; yorumunda bulunuyor. 


&amp;nbsp;

&lt;i&gt;Kaynak: Ajanslar&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 16:23:26 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İran Füzeleri ABD'yi Korkuttu</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/07/09/4078.shtml</link>
<description>
İran, ABD ve İsrail tehditlerine karşı savunma tatbikatını sürdüren İran&amp;#39;ın bugün denediği füzeleri Zilzal, Fatih, Şahab-2 ve Şahab-3 Beyaz Saray&amp;#39;ın gözünü korkuttu. İsrail&amp;#39;i de vurabilecek şekilde uzun menzilli füze atışı tatbikatının durdurulmasını isteyen ABD&amp;#39;yi İran tersledi! 


&amp;nbsp;


Beyaz Saray İran&amp;#39;ı daha fazla füze testi yapmaması yönünde uyardı. İran ise, tatbikatın askeri güçlerinin sadece küçük bir bölümünü gösterdiğini açıkladı. 


&amp;nbsp;


İran Devrim Muhafızları Komutanlığı&amp;#39;ndan yapılan açıklamada, uzun menzilli Şahap 3 füzelerinin denendiği tatbikatın asıl amacının, savunma alanında ulaşılan yeterlilik ve kabiliyeti göstermek olduğu belirtildi. Beyaz Saray sözcüsü Gordon Johndroe ise olayın ardından yaptığı açıklamada, İran&amp;#39;ın, eğer dünyanın güvenini istiyorsa, daha fazla füze atışı tatbikatı yapmaktan kaçınması ve balistik füze üretimini derhal durdurması gerektiği uyarısını yaptı. 


&amp;nbsp;


Beyaz Saray&amp;#39;ın açıklamasında, İran&amp;#39;a tatbikatlarla ilgili uyarı yapılırken ABD ve BM Güvenlik Komseyi&amp;#39;nin İran&amp;#39;ın nükleer amaçları konusunda diplomatik araçlara bağlı kalacağını da belirtti. 


&amp;nbsp;


İran Devrim Muhafızları Komutanlığı ise, &amp;quot;Füze denemeleri, İran&amp;#39;ın savunmadaki azim, irade ve gücünün sadece küçük bir bölümünü düşmanlara göstermektedir&amp;quot; ifadesini kullandı. 


&amp;nbsp;


İran, ABD ve İsrail&amp;#39;in son dönemlerde artan askeri saldırı tehditlerine karşı cevabının &amp;quot;sert ve kesin&amp;quot; olacağını bildirmişti. İsrail&amp;#39;in bütün noktaları ve ABD&amp;#39;nin bölgedeki üsleri ve savaş gemileri İran füzelerinin menzilinde bulunuyor. 


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;İran Obama&amp;#39;yı da korkuttu&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt; 


&amp;nbsp;


ABD&amp;#39;de Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinin Demokrat Parti adayı Barack Obama, İran&amp;#39;ı &amp;#39;&amp;#39;büyük bir tehdit&amp;#39;&amp;#39; olarak niteledi. 


&amp;nbsp;


Obama, ABC televizyonun bir programında, Basra Körfezi&amp;#39;ndeki tatbikatında bugün 9 füze denemesi yapan İran&amp;#39;a yönelik daha sert yaptırımlar uygulanması çağrısında bulundu. 


&amp;nbsp;


Barack Obama, &amp;#39;&amp;#39;İran büyük bir tehdit. İran&amp;#39;a sıkı baskı uygulamak için müttefiklerimizle birlikte çalıştığımızdan emin olmalıyız&amp;#39;&amp;#39; diye konuştu. 


&amp;nbsp;


Demokrat Parti adayı Obama, başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti&amp;#39;nin adayı John McCain&amp;#39;e karşı yarışacak. 


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;Rice: İran tehlikesi hayali değildir &lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ise İran&amp;#39;ın yeni uzun menzilli füze denemeleriyle ilgili olarak, &amp;quot;İran tehlikesinin hayali olmadığını&amp;quot; söyledi. 


&amp;nbsp;


Düzenlenen basın toplantısında konuşan Rice, İran&amp;#39;ın nükleer programı ve silah geliştirme alanındaki çalışmalarının küçümsenmemesi gerektiğini belirtti. 


&amp;nbsp;


Giderek daha uzun menzilli silah üretmeye başlayan İran&amp;#39;ın silah geliştirme gücünün herkesçe önemsenmesini isteyen Rice, &amp;quot;İran&amp;#39;ın geliştirdiği füzelerin menzili sürekli artıyor. Rusya, bu füzelerin kendisine kadar uzanabileceğini de görmek zorundadır&amp;quot; dedi. 


&amp;nbsp;


İran Devrim Muhafızları&amp;#39;nın Basra Körfezi&amp;#39;nde devam eden tatbikatında bu sabah, orta ve uzun menzilli karadan karaya 9 füze denemesi yapılmıştı. 


&amp;nbsp;


&lt;i&gt;Kaynak: Haksöz&lt;/i&gt; 


&amp;nbsp;

&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 16:13:24 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>'Litvinenko'yu Rusya zehirledi'</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/07/08/4074.shtml</link>
<description>
Üst düzey bir İngiliz güvenlik yetkilisi, BBC&amp;#39;ye iki yıl önce Londra&amp;#39;da eski KGB ajanı Aleksander Litvinenko&amp;#39;nun zehirlenmesi olayında Rus devletinin parmağı olduğuna dair güçlü emareler olduğunu söyledi. 


&amp;nbsp;


Dönemin Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin&amp;#39;in koyu bir muhalifi olan Litvinenko, radyoaktif polonyum zehirlenmesi sonucu ölmüştü. 


&amp;nbsp;


İngiltere hükümeti, Litvinenko&amp;#39;yu başka bir eski KGB ajanı olan Andrey Lugovoy&amp;#39;un öldürdüğünü savunmuştu. 


&amp;nbsp;


BBC ayrıca İngiliz iç istihbarat servisi MI5&amp;#39;ın geçen yaz, Londra&amp;#39;da yaşayan bir başka Rus muhalifin, mültimilyarder işadamı Boris Berezovski&amp;#39;nin öldürülmesi girişimini engellediği yolunda bilgilere ulaştı. 


&amp;nbsp;


Berezovski&amp;#39;yi öldürmeye çalıştığı düşünülen Çeçen asıllı kişinin İngiltere&amp;#39;de tutuklanarak Rusya&amp;#39;ya gönderildiği belirtildi. 


&amp;nbsp;


Boris Berezovski, BBC&amp;#39;ye yaptığı açıklamada, tetikçi olduğu sanılan kişinin Londra&amp;#39;ya gelmesinin ardından İngiltere Emniyet Müdürlüğü&amp;#39;nden yetkililerin kendisini bürosunda ziyaret ettiklerini ve ülkeyi hemen terk etmesini istediklerini söyledi. 


&amp;nbsp;


Bu arada, İngiltere&amp;#39;nin istihbarat servisleri arasındaki eşgüdümü sağlayan Ortak İstihbarat Komisyonu&amp;#39;nun eski başkanı Pauline Neville-Jones, hükümetin Rusya&amp;#39;yla ilişkilerini yeniden düzenlemesi gerektiğini söyledi. 


&amp;nbsp;


Neville-Jones, &amp;quot;Moskova&amp;#39;nın Batı&amp;#39;daki kişileri hedef alan operasyonların düğmesine basmadan önce iki kere düşünmesini sağlamak gerek&amp;quot; dedi. 


&amp;nbsp;


Aleksander Litvinenko adını ilk kez 1998&amp;#39;de, işadamı Boris Berezovski&amp;#39;ye yönelik suikast girişimini ortaya çıkararak duyurmuştu. 


&amp;nbsp;


O dönemde hala Rusya&amp;#39;da yaşayan Litvinenko, kısa süre sonra görevini kötüye kullandığı iddiasıyla tutuklanarak dokuz ay hapis yattı. 


&amp;nbsp;


Litvinenko, 1999&amp;#39;da yazdığı &amp;quot;Rusya&amp;#39;yı Bombalamak: İçeriden Terör&amp;quot; adlı kitabında o yıl meydana gelen ve 300&amp;#39;den fazla sivilin ölümüyle sonuçlanan apartman bombalama olaylarından bizzat Rus istihbaratını sorumlu tutmuştu. 


&amp;nbsp;


Litvinenko, ertesi yıl taciz edildiğini söyleyerek İngiltere&amp;#39;ye sığınmıştı. 


&amp;nbsp;

Kaynak: BBC&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 16:20:08 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>''Nükleer Santrallerimize Saldırı Savaş Anlamına Gelir''</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/07/04/4065.shtml</link>
<description>
İslam Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Muhammed Ali Caferi, Perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada &amp;quot;İran karşıtı herhangi bir eylemi kendimize savaş açılması addedeceğiz&amp;quot; dedi.


&amp;nbsp;


İRNA&amp;#39;nın aktardığına göre Caferi bu açıklamaları , İran&amp;#39;a karşı düzenlenecek muhtemel bir ABD ve İsrail saldırısı konusu etrafında son dönemde giderek artan yorumlar hakkındaki fikri sorulduğunda yaptı.


&amp;nbsp;


Tümgeneral Caferi İran&amp;#39;ın herhangi bir saldırı eylemine vereceği karşılığın işgalcileri verdikleri bu karara pişman edeceği uyarısında bulundu.


&amp;nbsp;


Washington İran karşısında güç kullanma ihtimalini hiçbir zaman devre dışı bırakmazken son işaretler de İsrail&amp;#39;in İran&amp;#39;ın nükleer santrallerine tek taraflı bir saldırı planladığı yönünde. Tahran&amp;#39;ı askeri bir nükleer programı takip etmekle suçlayan Washington ve Tel Aviv, bu meseleyi çözmek için diplomatik çözümü tercih ettiklerini de iddia ediyorlar.


&amp;nbsp;


&lt;i&gt;Kaynak: &lt;/i&gt;&lt;i&gt;İsra Haber&lt;/i&gt;

&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 20:49:57 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İngiltere, Rusya'yı hala tehdit görüyor</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/07/04/4059.shtml</link>
<description>
İngiliz istihbaratı tarafından hazırlanan son raporda, ülkenin karşılaştığı tehditler sıralamasında Rusya 3. sırada yeralıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İngiltere Başbakanı Gordon Brown&amp;#39;un, Rusya lideri Dimitri Medvedev&amp;#39;le Pazartesi günü Japonya&amp;#39;nın Hokkaido kentinde başlayacak G-8 zirvesinde gerçekleştireceği görüşme öncesi yayınlanan rapora göre Rusya, El Kaide terörü ve İran&amp;#39;ın nükleer programından sonra İngilizlere yönelik en büyük tehdit olarak görülüyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İngiliz istihbarat yetkilileri, son yıllarda Rus gizli servisinin ülkedeki faaliyetlerini artırmasından son derece rahatsız olduğu belirtiliyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Rusya&amp;#39;nın önde gelen 3 istihbarat servisine mensup ajanların, İngiltere&amp;#39;de askeri bilgiler sızdırma ve sanayi casusluğu konusunda yoğun şekilde faaliyet gösterdiği tahmin ediliyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İngiltere ve Rusya arasında, Şuabt 2006&amp;#39;da Londra&amp;#39;da sürgünde yaşayan eski KGB ajanı Aleksander Litvinenko&amp;#39;nun zehirlenerek öldürülmesiyle başlayan gerilim, son 2 yıldır artarak devam ediyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Karşılıklı diplomatların sınırdışı edilmesi ve artan suçlamalar serisinin son halkası bu hafta yaşandı. 


&amp;nbsp;


İngiltere&amp;#39;de İstihbarat birimlerinin Başkanı Alex Allan evinde düşüp başını çarptığı iddiası üzerine hastaneye kaldırılırken komada olduğu bildirilen Allan&amp;#39;ın durumu İngiliz basınında ikinci &amp;#39;Litvinenko olayı mı?&amp;#39; şeklinde yorumlandı. İngilizler adına çalıştığı için Ruslar tarafından 2006 yılında Londra&amp;#39;da radyoaktif madde ile zehirlendiği iddia edilen eski KGB ajanı Alexander Litvinenko&amp;#39;nun ardından, İngiliz Ortak İstihbarat Komisyonu Başkanı Alex Allan&amp;#39;ın beklenmedik bir şekilde komaya girmesi ülkede şok etkisi yarattı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evinde düştükten sonra komaya giren 57 yaşındaki Allan&amp;#39;ın yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor. Allan&amp;#39;ın zehirlendiği ihtimaline karşı tetkikler yapılırken, olayın arkasında El Kaide ya da Rus istihbarat ajansı FSB&amp;#39;nin olup olmadığı araştırılıyor. Başabakan Gordon Brown Rus ajanların, Allan&amp;#39;ın şüpheli rahatsızlığında da parmağı olduğu iddialarını reddederken olayın, Rusya&amp;#39;nın, El Kaide ve nükleer program yürüten İran&amp;#39;dan sonra ülke güvenliği için üçüncü büyük tehdit olduğu açıklamasına denk gelmesi ise dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Kaynak: Ajanslar&lt;/i&gt; 


&amp;nbsp;

&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 14:04:14 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İngiliz yargıçtan şeriat hukukuna vize</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/07/04/4064.shtml</link>
<description>
İngiltere&amp;#39;de Lordlar Kamarasının en üst düzey yargıcı olan Lord Phillips, şeriat hukukunun bazı ilkelerinin, İngiliz hukukuyla çatışmadığı sürece hukukun bazı alanlarında kullanılabileceğini söyledi. Böylece, ülkedeki en ateşli tartışmalardan biri yeniden başladı. 


&amp;nbsp;


Bir şeriat mahkemesinin İngiltere&amp;#39;de faaliyet göstermesinin asla mümkün olamayacağını ve şeriat hukukunun fiziksel cezalandırma anlayışının İngiliz hukukunda kendisine yer bulamayacağını belirten Lord Phillips, ancak bazı şeriat hukuku hükümlerinin sorunların çözümünde &amp;quot;arabuluculuk ve uzlaştırma&amp;quot; görevi üstlenebileceğini kaydetti. 


&amp;nbsp;


İlk olarak İngiliz Anglikan Kilisesi Canterbury Başpiskoposu Dr. Rowan William&amp;#39;ın geçen sonbaharda ortaya attığı &amp;quot;şeriat hukukunun bazı unsurlarının İngiliz hukukunda kullanılmasının kaçınılmaz göründüğü&amp;quot; yolundaki görüşle başlayan tartışmalara bu açıklamasıyla yeni bir boyut katan Lord Phillips, şeriat hukukunun yaygın bir yanlış anlaşılmayla karşı karşıya bulunduğunu söyledi. 


&amp;nbsp;


Şeriat hukukunun bazı unsurlarının ya da diğer bazı dini prensiplerin uzlaştırma ya da anlaşmazlıkların çözümünde kullanılmaması için bir neden görmediğini belirten Lord Phillips, ancak bu ilkelerin kullanılabilmesi için tümüyle İngiliz hukukuna uygun olmaları gerektiğini savundu. Şeriat hukukunun öngördüğü taşlama, suçlunun uzuvlarının kesilmesi gibi hükümlerinin ise kabul edilemez olduğunu iddia eden  Lord Phillips, &amp;quot;Bir şeriat mahkemesinin bu ülkede oturup, bu tür kararlar alması asla düşünülemez&amp;quot; dedi. 


&amp;nbsp;

&lt;i&gt;Kaynak: AA &lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 08:48:41 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>ABD: İran'la savaş bizim için oldukça sıkıcı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/07/04/4063.shtml</link>
<description>
ABD ordusu genel kurmay başkanı Amiral Mullen İran üzerinde açılacak üçüncü bir cephenin ordu için çok sıkıntı verici bir durum yaratacağını söyledi. 


&amp;nbsp;


Savunma Bakanlığının düzenlediği bir basın konferansında konuşan Amiral, İsrail&amp;#39;in İran&amp;#39;a askeri saldırı düzenleyeceği spekülasyonlarının yoğunlaştığı bu son dönemde, zaten yeterince karışık olan bir bölgenin daha da düzensiz olmasına ihtiyaç hissetmediğini söyledi. 


&amp;nbsp;


&amp;quot;Hemen hemen dünyanın her yerinde, gerçekleşecek bir hareket çok büyük bir risk doğuracaktır&amp;quot; diyerek kamuoyunu uyaran Amiral Michael Mullen; aynı zamanda zaten uzun süredir devam eden iki savaşta (Afganistan ve Irak) zedelenmiş olan ABD ordusu için üçüncü bir cephe açmanın oldukça zor bir durum yaratacağını söyledi, bununla birlikte Amiral bu durumun kendileri için imkansız olmadığını da iddia etti. 


&amp;nbsp;


Bu üst düzey ABD&amp;#39;li askeri yetkili İran&amp;#39;ın hala nükleer silah üretme yolunda olduğunu ve engellenmesi gerektiğini öne sürdü, bununla birlikte &amp;quot;İran&amp;#39;ın tavrının değiştirilebilmesi için çözümün hala milli gücü kullanarak diğer yollara-finansal, diplomatik ve uluslar arası baskı gibi- tevessül etmede yattığına inandığını&amp;quot; söyledi. 


&amp;nbsp;


İsrail ziyaretinde İran savaşı hakkındaki potansiyel senaryolardan haberdar edilen Genelkurmay başkanının bu açıklamaları, İsrail&amp;#39;in İslam Cumhuriyeti&amp;#39;ne saldırı yapmadan önce ABD&amp;#39;nin sözsüz onayını aradığı şeklindeki  yoğun spekülasyonların yaygın olduğu bir döneme rastgeldi. 


&amp;nbsp;

&lt;i&gt;Kaynak: Ajanslar&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 06:42:51 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Ahmedinejad’a X-Ray cihazıyla suikast</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/07/01/4060.shtml</link>
<description>
Roma&amp;#39;da Gıda Zirvesi&amp;#39;ne katılan Ahmedinejad&amp;#39;a, X-ray cihazından geçerken radyasyon verildiği iddisı ortalığı karıştırdı.


&amp;nbsp;

Ahmedinejad, BM Gıda ve Tarım Örgütü FAO&amp;#39;nun Roma&amp;#39;daki zirvesine katılmış ve bir konuşma yapmıştı. Ahmedinejad böylelikle İran Cumhurbaşkanı olarak ilk kez Avrupa&amp;#39;ya ayak basmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İran resmi haber ajansı IRNA&amp;#39;nın haberine göre İran&amp;#39;ın İtalya Büyükelçisi Ahmet Zohrehvand, cumhurbaşkanının Roma&amp;#39;da aşırı düzeyde radyasyona maruz bırakıldığını iddia etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zohrehvand şöyle konuştu: &amp;quot;Ahmedineajad&amp;#39;ın gelişinden bir gün önce kalacağı yeri kontrolden geçirdim ve güvenlik amacıyla konulan X-Ray cihazının had safhada radyasyon yaydığını tespit ettik. İtalya&amp;#39;da bu tür cihazlardaki radyasyon seviyesi normalde 300&amp;#39;dür. Ama bu makineninki 800&amp;#39;dü.&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun geçtiği X-ray cihazının radyasyonu 1000&amp;#39;e çıktı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Büyükelçi radyasyonla ilgili rakamları herhangi bir birim belirtmeden verdi. Normalde radyasyon &amp;quot;milirem&amp;quot; ile ölçülüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İranlı diplomat şöyle devam etti: &amp;quot;Önce cihaz bozuk sandık ve değiştirttik. Ama baktık ki, radyasyon başka bir merkezden kontrol ediliyor. Sonra cumhurbaşkanı geldiğinde radyasyon düzeyi 1000&amp;#39;e çıktı. Radyasyon bütün binada hissedildi.&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zohrehvand bu olayın bir otelde mi, yoksa resmi rezidansta mı geçtiğini belirtmedi. Ancak bu iddia İran&amp;#39;da günün haberi oldu. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad&amp;#39;ın zirvenin yapıldığı salonlara da, kaldığı otele de girerken X-ray cihazından geçtiğine dikkat çekildi ve şu sorya cevap arandı: Madem bu cihazlar başka merkezden kontrol ediliyor, Ahmedinejad geçerken aşırı radyasyon verildi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kaynak: Ajanslar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kavkaz Center
</description>
<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 11:16:40 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Ahmedinejad: ABD beni öldürecekti</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/06/21/4022.shtml</link>
<description>
İran Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, Mart ayında Irak&amp;#39;a yaptığı ziyaret esnasında Amerika&amp;#39;nın kendisine yönelik suikast planladığını söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kum şehrinde bir dizi temaslarda bulunan Ahmedinecad Kum İlmi Havza&amp;#39;sındaki Okullar Birliği&amp;#39;nin toplantısına katıldı. Burada yaptığı konuşmada Ahmedinecad &amp;quot;Irak&amp;#39;a 2 gün öncesinden resmi ziyarette bulunacağını duyuran ilk devlet başkanıydım. Amerika Başkanı Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair de üst derecede güvenlik tedbirlerinin gölgesinde Irak&amp;#39;a birkaç saatlik ziyarette bulunmuşlardı. Fakat her ikisi de Irak&amp;#39;ta bir gece dahi kalmadılar&amp;quot; dedi. 


&amp;nbsp;


Ahmedinecad konuşmasının devamında güvenilir kaynaklara dayanarak &amp;quot;Düşmanlar, bana yönelik suikast planladılar. Fakat biz onların planlarını öğrendik ve ziyaret programımızda değişikliğe gittik&amp;quot; dedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ahmedinecad, Amerikalıların suikast planlarının açığa çıkmasından sonra dehşete düştüklerini söyledi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zorba devletlerin İran&amp;#39;ın nükleer enerji projesini engellemek için tüm imkanlarını ve güçlerini sarfettiklerini fakat İran halkının iradesini kırma hususunda başarısızlığa uğradıklarını belirten Ahmedinecad, nükleer enerji konusunda son sözlerini söylediklerini, bugünlerde oynanan oyunların herhangi bir değişiklik meydana getirmeyeceğini vurguladı. 


&amp;nbsp;


Ahmedinecad son olarak, zorbalık devrinin bittiğini, düşmanların İran&amp;#39;a yönelik herhangi bir zarar verecek güçte olmadığını belirtti.


&amp;nbsp;


&lt;i&gt;Kaynak: &lt;/i&gt;&lt;i&gt;İsra Haber&lt;/i&gt;

&lt;br /&gt;
Kavkaz Center
</description>
<pubDate>Sat, 21 Jun 2008 07:44:47 GMT</pubDate>
</item>

</channel>
</rss>
