<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?>

<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">

<channel>
<title>Kavkazcenter.com</title>
 <link>http://www.kavkazcenter.com/</link>
<description>Latest events in section "D&#252;nya" from Kavkaz-Center</description>
<language>tr</language>

<image>
<title>Kavkazcenter.com</title>
<url>http://imgs2.kavkazcenter.com/imgs/smallb.gif</url>
<link>http://www.kavkazcenter.com/</link>
<width>90</width>
<height>33</height>
</image>

<item>
<title>AGİT Nazizim ve Stalinizmi kınadı. Moskova rahatsız oldu</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/07/03/4572.shtml</link>
<description>
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİT PA) Cuma günü, Nazizim ve Stalinizmi kınayan bir kararı kabul etti.
&amp;quot;Bölünmüş Avrupa yeniden birleşti: 21.yy da AGİT bölgesinde insan haklarını teşvik ve sivil özgürlükler&amp;quot; başlıklı belge Vilnius&amp;#39;ta AGİT PA toplantınsının son gününde kabul edildi. Avrupalı Parlamenterlerin girişimi desteğiyle kabul edilen karar 23 Ağustos&amp;#39;u, bundan 70 yıl önce imzalanan Molotof-Ribbentrop anlaşması gününü, Stalinizm ve Nazizim Kurbanlarını Anma Günü olarak ilan etti.
Karar Litvanya&amp;#39;dan (Litvanya parlamentosu vekili Vilija Aleknaite Abramikiene) ve Slovenya (Robert Batelli)&amp;#39;dan delegelerin girişimleriyle çıktı. Karar 20.yy Avrupa&amp;#39;sında insan hakları ve özgürlüklerin ihlalleri, savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar meydana getiren iki büyük totaliter rejim Nazi ve Stalinist rejimlerinin hâkim olduğunun altını çizdi.
Nazi ve Stalinist geçmişin övüldüğü halk törenleri düzenlemekte dahil olmak üzere totaliter rejimlerin övülmesi bağlamında derin endişeler dile getirilirken, neo-Nazizim de dahil ekstrem rejimlerin muhtemel güçlenmesi tehlikesi konusunda uyarılarda, belgede ayrıca belirtildi. Karar AGİT üye devletlerine tarihi ve siyasi arşivlerin açılması çağrısında bulunurken, yabancı düşmanlığı ve saldırgan milliyetçilikle de mücadele edilmesi çağrısında bulundu.
AGİT PA kararı, Rus delegelerin protestolarını ayaklandırdı. AGİT&amp;#39;teki Rus delegasyonu başkanı Aleksander Kozlovskiy, &amp;quot;faşizmin mağlup edilmesine kararlı bir katkı sağlayan&amp;quot; Stalin&amp;#39;in Sovyet Birliğiyle Nazi rejimin aynı ölçekte değerlendirilmesinin, &amp;quot;tarihin bir ihlali&amp;quot; olduğunu söyledi.
Kozlovskiy dolayısıyla görevinin bölmek değil birleştirmek olan AGİT&amp;#39;in işi bölmeye zorladığına inanıyor. Rusya delegasyonu başkanı &amp;quot;çatışmaya götürmeyen bir dille konuşmanın mümkün olduğu&amp;quot; konusunda umudunu dile getirdi.
Rus Devlet Duma Meclisi daha önce &amp;quot;tarihi yanlış şekilde değerlendiren ve yorumlayan&amp;quot; organizasyon ve birimlerin ceza soruşturmasına maruz kalacağını belirten bir kararı kabul etmişti.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 03 Jul 2009 15:18:31 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Obama Putin'in halen Rusya'yı yönettiğine işaret etti</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/07/03/4564.shtml</link>
<description>
BBC, ABD başkanı Barack Obama&amp;#39;nın Rusya&amp;#39;nın Amerika ile olan ilişkilerinde &amp;quot;eski soğuk savaş dönemi yaklaşımların&amp;quot; geçmişte kaldığını anlamalı dedi.
Beyaz Saray&amp;#39;ın başı bu düşüncesini 6 Temmuz&amp;#39;da başlayacak olan Moskova ziyareti sırasındaki görüşmelerinde Vladimir Putin&amp;#39;e ileteceğini söyledi.
ABD başkanı eski Rus başkanı- şimdiki başbakanın - ülkeyi halen yönettiğini söyledi.
AP haber ajansıyla bir röportajında Obama, Putin &amp;quot;bir ayağı eski yollardan iş yapmakta olan diğer ayağı da yeni yollardan iş yapmakta olan birisi&amp;quot; olduğunu söyledi.
Aynı röportajında ABD yönetiminin başı, ABD Putin&amp;#39;in halefi Dmitriy Medvedev ile &amp;quot;çok iyi ilişkiler&amp;quot; geliştirdi dedi.
Daha evvel, BBC&amp;#39;nin bildirdiğine göre Medvedev ABD ile yeni işbirliği yolları bulmak için umutlu olduğunu söyleyerek toplantı hakkında iyimserliğini açıklamıştı
İnternet sitesinde ki bir videoda Medvedev, ABD yönetimi etkili, güvenilir ve son olarak daha modern ilişkiler kurmak için istekliliğini gösterdi, dedi.
Medvedev &amp;quot;Biz bize düşen kısmı oynamaya hazırız&amp;quot; dedi.
O, ABD ve Rusya&amp;#39;nın &amp;quot;medeniyetimizin değerleri, insan hayatına saygının değerleri ve insan hakları ve özgürlüklerde&amp;quot; birleştiğini söyledi.
Obama ve Putin arasındaki toplantı 7 Temmuz&amp;#39;da, muhtemelen &amp;quot;bir kahvaltı formatında&amp;quot; yapılacak. Bildirildiği üzere &amp;quot;özel bir diyalog olmayacak, yakın yardımcılarla bir diyalog olabilecek&amp;quot;.
ABD başkanı röportajda yakında gerçekleştireceği ziyaretin Rus liderlerinin politik yaklaşımlarını en iyi şekilde anlamasını sağlayarak sonuçlanmasını ümit ettiğini açıkladı.
Obama dikkat çektiği üzere Rus liderlerin, onunla daha etkili bir şekilde iş yapabilecekleri sonucunu çıkarmalarını sağlamanın yollarını arayacak.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 03 Jul 2009 10:35:42 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Finlandiya'da gündem Türkiye'den gelen Çeçen mülteciler</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/06/10/4509.shtml</link>
<description>
Türkiye&amp;#39;deki 15 Çeçen mültecinin Fin-Rus Vatandaşları Forumu Genel Sekreteri Mikael Storsjö tarafından Finlandiya&amp;#39;ya götürülmesi Finlandiya&amp;#39;da bu haftaya damgasını vuran olay oldu.
Finlandiya&amp;#39;nın en büyük gazetesi olan Helsingin Sanomat&amp;#39;ta bu konuyla ilgili üç ayrı makale yer aldı. Gazetede yer alan habere göre, Finlandiyalı insan hakları aktivisti Mikael Storsjö, 15 kişiden oluşan Çeçen mülteci grubunu Türkiye&amp;#39;den alarak Finlandiya&amp;#39;ya yasadışı yollardan sokmakla suçlanıyor. Mikael Storsjö ise, bu Çeçen mültecilerin Azerbaycan&amp;#39;dan Türkiye&amp;#39;ye ve Türkiye&amp;#39;den de Finlandiya&amp;#39;ya geldiğini belirterek &amp;quot;Türkiye&amp;#39;deki Çeçen mültecilerin hiç bir hakkı yok, mülteci olarak bile kabul edilmiyorlar. Çeçen çocuklar eğitim hakkından, aileleler ücretsiz sağlık hizmetinden mahrum bırakılmış durumda. Hiç birisinin ne oturma ne de çalışma izni yok.&amp;quot; diyerek İstanbul&amp;#39;dan St.Petersburg&amp;#39;a Helsinki aktarmalı gidecek uçakla Çeçen mültecileri Finlandiya&amp;#39;ya getirmesinin insani bir boyutu olduğuna dikkat çekiyor ve bu durumun Finlandiya yasalarına göre suç teşkil etmediğini ifade ediyor.
Finlandiya Sınır Muhafızları&amp;#39;ndan Üsteğmen Matti Kettunen ise bu olayın organize olduğunu iddia ederek Mikael Storsjö&amp;#39;nün tanınmış bir insan hakları aktivisti olduğunu ve bay Storsjö hakkında daha önce de benzer olaylardan ötürü soruşturma açıldığını gazetecilere açıkladı. Kattunen sözlerine, Mikael Storsjö&amp;#39;nün bir düzine Çeçen mülteciyi Finlandiya&amp;#39;ya benzer yollarla getirdiğini ve yaklaşık beş yıldırda tüm engelleme çalışmalarına rağmen Çeçen direnişçilerin internet sitesinin servis sağlayıcılığını sürdürdüğünü belirterek, Storsjö&amp;#39;nün bu insanları Finlandiya&amp;#39;ya getirmesi organize bir iş gibi görünüyor diyor ve bu durumdan Finlandiya makamlarının duyduğu rahatsızlığı dile getirerek Mikael Storsjö&amp;#39;nün buna bir son vermesi gerektiğini vurguluyor.
İslam Tumsoev isimli Çeçen mültecinin Çeçenya&amp;#39;dan Azerbaycan&amp;#39;a, Azerbaycan&amp;#39;dan Türkiye&amp;#39;ye ve oradan da Finlandiya&amp;#39;ya uzanan yolculuğunu anlatan Helsingin Sanomat gazetesi muhabirlerinden Kristiin Markkanen, İslam&amp;#39;ın ve ailesinin tek istediğinin iyi bir eğitim almak ve çalışmak olduğunu vurguluyor. Tumsoev&amp;#39;in aslında birkaç kez Türkiye&amp;#39;den Çeçenya&amp;#39;ya geri dönmeye karar verdiğini, son olarak amcasının Çeçenya&amp;#39;da kaçırılması nedeniyle bu fikrinden en azından savaş sona erene kadar vazgeçtiğini belirten Markkanen, Tumsoev&amp;#39;in &amp;quot;Finlandiya&amp;#39;ya vardığımızda içimde büyük bir endişe taşıyordum, sınır muhafızları da bunu fark etmiş olacak ki siz suçlu değilsiniz ve bizden korkmanıza gerek yok..&amp;quot; sözleriyle içinde Türkiye&amp;#39;den gelen Çeçen mültecilerin içinde bulunduğu psikolojik duruma da yer veriyor yazısında.
Finlandiyalı resmi makamlar bu gelişmeden rahatsızlık duysa da, Finlandiyalıların ise Mikael Storsjö&amp;#39;ye sempatiyle yaklaştığı gazetede yer alan diğer makalelerden anlaşılıyor. Özellikle Helsingin Sanomat yazarlarından Esa Mäkinen, &amp;quot;Finlandiya makamları onu bir yalancı olarak görse de, benim nazarımda Mikael Storsjö bir kahramandır!&amp;quot; diyerek masum ve mazlum Çeçenlere yapılan yardımı takdir ederek bir şekilde Finlandiya halkının da sesi oluyor.
&lt;i&gt;Kaynak: Ajanslar&lt;/i&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Wed, 10 Jun 2009 10:15:56 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Mülteci Çeçen kadın kendini yaktı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/05/29/4488.shtml</link>
<description>
İspanya&amp;#39;da sığınma talebi reddedilen ve kaldığı evi boşaltması istenen bir Çeçen kadın durumu protesto etmek için kendisini ateşe verdi.
Radio Free Europe muhabirleri tarafından bildirilen olay, 29 Mayıs 2009 Cuma günü İspanya&amp;#39;nın Alicante kentinde meydana geldi. Trajik olayın kahramanı olan Çeçen kadın, kocası ve dört çocuğuyla birlikte Uluslararası Kızıl Haç Örgütü&amp;#39;nün kendilerine tahsis ettiği apartman dairesinde kalmaktaydı ve İspanya&amp;#39;da mültecilik statüsü için başvuruda bulunmuştu. İspanya makamlarının ailenin ikinci kez sığınma taleplerini reddetmesi ve Kızıl Haç&amp;#39;ın Çeçen ailenin kaldığı daireyi boşaltmasını istemesi üzerine cinnet geçiren Çeçen kadın, içinde bulundukları durumu protesto etmek için kendisini ateşe verdi. Kızıl Haç yetkililerinin hızlı müdahalesi ile Çeçen kadın hemen Alicante şehir hastahanesine kaldırıldı.
Hastahane temsilcilerinden Ignacio de los Rios, kurbanın hayati tehlikeyi atlattığını ancak ciddi yanıkları olduğunu ifade ederken, Çeçen kadının yaşını ve kimliğini açıklamayı reddetti.
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 29 May 2009 18:53:16 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Interpol Delimhanov ve çetesini arıyor</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/04/29/4458.shtml</link>
<description>
Kadırov&amp;#39;un kişisel cellatı, sözde Devlet Duma Meclisi vekili, Adam Delimhanov&amp;#39;un, eski &amp;quot;Vostok (Doğu)&amp;quot; çete birliğinin çetebaşı olan Yamadayev&amp;#39;in suikastıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle diğer 6 Rus uyruklu kişiyle birlikte ismi ve resimleri Interpol&amp;#39;ün web sitesinde arananlar bölümüne konuldu.
Marvan kardeşler, Tirpal ve Salman Kimayev, Zelimhan Mazayev, Ramazan Musiyev ve halen Rusya&amp;#39;da tutuklu bulunan Elimpaşa Hatsuyev için uluslararası tutuklama kararı yayınlandı.
Daha önce Kimayev kardeşlerden birisinin Rus değil, Kazakistan vatandaşı olduğu bildirilmişti. Kimayev ve Mazayev&amp;#39;in Nisan ayının başından beri arandığı duyurulmuştu.
Bu kişiler, Dubai polisine göre, Yamadayev suikasti organizasyonuna katıldı.
Interpol tarafından aranan katillerden biri olan, Elimpaşa Hatsuyev geçtiğimiz günlerde diğer Yamadayev- Ruslan&amp;#39;ın öldürülmesine iştirak ettiği gerekçesiyle Rusya&amp;#39;da tutuklanmıştı.
Ruslan Yamadayev geçen sene Eylül ayında Moskova&amp;#39;da şehir merkezinde trafik ışıklarında ateş edilerek öldürülmüştü.
Soruşturmaya göre, Hatsuyev, içinde katilinde olduğu bir BMW aracı kullanıyordu. İsa Yamadayev Hatsuyev&amp;#39;in geçen sene Aralık ayında Dubai&amp;#39;de olduğunu söylemişti.
Yine ona göre &amp;quot;tam o zaman, polise göre, Sulim&amp;#39;in suikastinde kullanılan silahlardan birinin Çeçenya&amp;#39;dan Dubai Emirliği&amp;#39;ne getirildiği zamandı.&amp;quot;
Elimpaşa Hatsuyev&amp;#39;in arkadaşları Aralık ayında onun &amp;quot;tatilini geçirmek&amp;quot; amacıyla gerçekten Dubai&amp;#39;de olduğunu teyit ediyorlar.
Sulim Yamadayev işgal altındaki Çeçenya&amp;#39;da Moskova&amp;#39;nın baş kuklası olmak için Kadırov&amp;#39;la rekabet içinde olan ana figürlerden biri olarak görülüyordu.
Geçtiğimiz yıl Nisan ayında araçlarının birbirlerini geçmesi için izin vermemesi yüzünden Kadırov ve Yamadayev&amp;#39;in adamları arasında silahlı çatışma yaşanmıştı. Daha sonra Kadırov, Yamadayev&amp;#39;i bir dizi suça katılmakla suçlamıştı. Mayıs 2008&amp;#39;de Yamadayev&amp;#39;in komutanı olduğu &amp;quot;Vostok&amp;quot; haydut birliği dağıtılmıştı. Kadırov&amp;#39;un girişimiyle Yamadayev&amp;#39;e karşı üç suç davası açılmıştı.
Bu arada, Rus yetkililer, Rus mahkemesinin konuyla ilgili kararı olmadan, Interpol web sitesine arama için konulan kişileri aramayacağını da belirtti.
Bu nedenle, arama kararı çıkan kişiler hakkında ki problem sadece sınırı geçtiklerinde ortaya çıkabilir.
Daha önce Londra gazetelerinden Independent&amp;#39;in şunu bildirmişti:
&amp;quot;Delimhanov Rus Dumasının başka bir ülkede cinayet suçuyla aranan ikinci üyesi. İngiliz yetkililer tarafından Londra&amp;#39;da Alexander Litvinenko cinayetinin arkasındaki şüpheli olarak görülen Andrei Lugovoi 2007 nin sonlarına doğru Duma&amp;#39;ya seçilmişti.
Dubai haber ajansı Gulf News (Körfez Haberleri) Interpol tarafından aranan suçlu Delimhanov&amp;#39;un kimliğiyle ilgili aşağıdaki bilgileri veriyor:
&amp;quot;Kadırov&amp;#39;un bir kuzeni ve yakın akrabası olan Delimhanov başkanın kendi halefi olarak seçebileceği kişi olması bekleniyor. Delimhanov&amp;#39;un Çeçen isyancı komutanlarından Salman Raduyev&amp;#39;in bir kez şoförlüğünü yaptığını belirten bazı söylentiler vardı.
Delimhanov&amp;#39;un &amp;quot;petrol alayı&amp;quot; çetesinin başı olduğu zamanlarda, Dokka Umarov&amp;#39;un yaşlı babasını kaçırtıp, 72 yaşındaki adam halen sağ iken onun gözlerini oyarak ölünceye kadar işkence yaptırdığını hatırlatmak isteriz.
Kadırov&amp;#39;un özel varisi olarak düşünülen Adam Delimhanov, adına kayıtlı olan silahla &amp;quot;Goretz (Dağlı)&amp;quot; çetenin çetebaşı Baysarov&amp;#39;u vurmuştu. Adam Delimhanov ayrıca Ruslan Yamadayev&amp;#39;in öldürülmesini organize etmekle de suçlanıyor.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Wed, 29 Apr 2009 15:26:52 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Friedman: ''Putin Lahey'de sanık sandalyesinde oturmalı!..''</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/03/18/4407.shtml</link>
<description>17 Mart 2009 Salı günü Almanya&amp;#39;nın Das Erste isimli televizyon kanalında yayınlanan bir tartışma programında Avrupa Yahudi Kongresi eski Başkanı Michel Friedman Putin&amp;#39;in Çeçenya&amp;#39;daki soykırım nedeniyle Lahey&amp;#39;de yargılanması gerektiğini söyledi.
1950 yılında kurulan ve Almanya, Avusturya ile İsviçre&amp;#39;de izlenebilen bölgesel televizyon kanalı Das Erste (Birinci)&amp;#39;de 17 Mart 2009 Salı günü 22.45&amp;#8242; te Michel Friedman* yönetiminde yayınlanan programda ünlü Alman askeri uzman Peter Scholl Latour, Ulrich Wickert, Günter Lamprecht ve Josef Ambrecher konuk olarak yer aldı.
Programın yöneticisi Michel Friedman, dünyada onlarca toplu katliam olduğunu ve sayısız diktatörün bulunduğunu vurgulayarak Lahey&amp;#39;deki savaş suçları mahkemesi bunları yargılamıyorsa ne işe yarıyor, Lahey tamamiyle bir saçmalık şeklinde konuştu. Friedman sözlerine, &amp;quot;ya Putin&amp;#39;e ne olacak Çeçenya&amp;#39;da yaptığı açıkca soykırım&amp;quot; şeklinde devam ederken Çeçenya&amp;#39;da yaşananları hayal bile edilemeyeceğini ancak dünyanın bu duruma sessiz kalmayı tercih ettiğini vurguladı. Friedman, babasının Auschwitz&amp;#39;deki toplama kampında katledildiğini ifade ederken Çeçenya&amp;#39;daki cehenneme kendisinin asla sessiz kalamayacağını ifade etti.
85 yaşındaki tanınmış Alman askeri uzman Peter Scholl Latour, Amerika&amp;#39;nın Irak ve Afganistan&amp;#39;da başarısız olduğunu, gelişmelerin Rusya&amp;#39;nın Kafkasya&amp;#39;dan ayrılmak zorunda kalacağını ve Hindistan&amp;#39;ın da Kashmir&amp;#39;de başarız olacağını gösterdiğini vurguladı.
*Michel Friedman 1956 doğan Polonyalı Yahudi bir aileye mensup. Avukatlık yapan Friedman&amp;#39;ın ailesi Polonya&amp;#39;daki ünlü toplama kamplarında tutulmuş, bazı yakınları hayatını kaybetmiş. Friedman 2000 ile 2003 yılları arasında Almanya Yahudi Konseyi&amp;#39;nde Başkan Yardımcılığı görevini yürütürken 2001 ile 2003 yılları arasında aynı zamanda Avrupa Yahudi Kongresi&amp;#39;ne başkanlık yaptı.
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 21:32:34 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Avrupa'da Çeçen diasporası 'temizliği'</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/03/17/4410.shtml</link>
<description>
&lt;i&gt;Türkiye ve Avusturya&amp;#39;da Çeçenlere yönelik suikastlar ve Norveçli bir Çeçen temsilcinin namlunun ucundan dönmesiyle ortaya çıkan yeni süreci gazeteci Andrey Babitski, svobodanews.ru&amp;#39;ya yazdı. Babitski&amp;#39;nin &amp;quot;Avrupa&amp;#39;da Çeçen diasporası &amp;#39;temizliği&amp;#39;; Ramzan Kadırov kimi ve nasıl Çeçenya&amp;#39;ya döndürmeye çalışıyor?&amp;quot; başlıklı yazısında kendi görüşleriyle birlikte görüştüğü kişilerden alıntılar aktarıyor.&lt;/i&gt;
&lt;b&gt;İrina Lagunina:&lt;/b&gt; Umar İsrailov&amp;#39;un 13 Ocak 2008&amp;#39;de Viyana&amp;#39;da öldürülmesi Avrupa&amp;#39;yı çalkaladı. İsrailov, Rusya&amp;#39;dan kaçabilen, Ramzan Kadırov&amp;#39;a boyun eğen çok sayıdaki güvenlik birliklerinden birinin eski çalışanı idi. Avusturya&amp;#39;da yaşamaya başlayan İsrailov Çeçenya devlet başkanı aleyhinde Strasbourg mahkemesine başvurmuş ve onu insanların işkence ve cinayetlerine bizzat katılma ile suçlamıştı. Bu haberin ardından Norveç&amp;#39;te yaşayan bazı Çeçenlerin hayatları da tehlikeye girdi.
&lt;b&gt;Andrey Babitski:&lt;/b&gt; Bu olay Avusturya toplumunu şundan dolayı da şok etti; İsrailov trajik olaydan kısa bir süre önce tehdit edildi, ondan Strasbourg&amp;#39;a verdiği dilekçeyi geri alması ve Çeçenya&amp;#39;ya dönmesi istendi, takip edildi. O kendisine koruma verilmesi talebiyle polise başvurdu, ancak reddedildi. Gazeteci Magomed Toriyev Viyana&amp;#39;ya gitti ve mültecilerle konuştu. Henüz birçok kişinin bilmediği birçok olayı açığa çıkardı. Cinayetin nedeni hakkındaki bir çok versiyon arasında şu da var: İsrailov Avrupa&amp;#39;da, Kadırov&amp;#39;a hizmet ederken elinden zarar gören insanlarla karşılaştı. Güya bu kurbanlardan biri intikam almak istemiş olabilir.
&lt;b&gt;Magomed Toriyev:&lt;/b&gt; İsrailov gerçekten Kadırov&amp;#39;a hizmet ettiği dönemde esirlerin olduğu gibi sivil vatandaşlara yapılan işkencelere katıldı ve onlardan bazıları ile Avusturya&amp;#39;da karşılaştı. Özellikle Doku Umarov&amp;#39;un temsilcileri olan Barayev kardeşlerle karşılaştı. Gerçekten onun anlaşmazlıklarının olduğu, bir keresinde dövüldüğü söyleniyor. Sonuç olarak da İsrailov her şeye son vermek için şeriat mahkemesi istedi ve yaptıklarından ötürü affedilmeyi istedi, açıkça tevbe etti. Bunun ardından o affedildi, mahkeme olmadı, ancak insanlar tarafından affedildi. Ve daha sonra bu konuda bir gelişme olmadı.
&lt;b&gt;Andrey Babitski:&lt;/b&gt; Avusturya polisinin elinde hakkında ölüm emri bulunanlar listesi olması ilginç. Ve bugün benzeri bir listenin Norveç polisinde de olduğu açığa çıkıyor.
&lt;b&gt;Magomed Toriyev:&lt;/b&gt; Avusturya&amp;#39;da 8 kişi gözaltına alındı, dördü serbest bırakıldı, dördü gözaltında. Asıl organizatör şoför İdilov tutuklandı, gözaltı süresi uzatılıyor. Tüm Avusturya&amp;#39;da polis yüzlerce insanı ziyaret etti, onlara koruma teklif etti. İnsanlar listelerde oldukları konusunda uyarıldılar, halbuki bu insanlar Avusturya&amp;#39;ya yeni gelmişlerdi. Öncelikli olarak Zakayev adlı listeler var, bu listelerde yok edilmesi gereken, Kadırov tarafından cezalandırılmış Çeçenler listeleniyor. Ama Avusturya&amp;#39;da başka listelerden, gerçek listelerden de söz ediliyor, özellikle bu listeden olan kişiler polis tarafından ziyaret edildi, kendilerine koruma sağlanabileceği, hayatlarının tehlikede olduğu bildirildi.
&lt;b&gt;Andrey Babitski:&lt;/b&gt; Mülteciler arasında cinayetlerin ardından Kadırov&amp;#39;un olduğu konusunda çok az kişinin şüphesi var. Şu veya bu kişilerin olaya karışmış olmasıyla ilgili farklı şeyler söyleniyor.
&lt;b&gt;Magomed Toriyev:&lt;/b&gt; Gerçekten olayların baş suçlusu olarak Kadırov düşünülüyor. Olayların suçlusu olarak Rusya yönetimi ile işbirliğine başlamış olan bürokratlar da düşünülüyor, özellikle de sürekli olarak Peşhoyev&amp;#39;in adı geçiyor. Ama bunun delili yok. Bu cinayetle ilgili iki halk versiyonu var. Birincisi şöyle; tüm bunlar Rusya elçiliği danışmanı olarak çalışan Peşhoyev tarafından organize edildi. Turlayev de suçlanıyor. Turlayev buradaydı, İdilov ile görüştü ve mültecilerden aldığım bilgilere göre, ona büyük para verdi. Polis ondan bu parayı aldı. Rakam hakkında sadece mülteciler konuşuyor, polis bu konuda rakam vermiyor.
&lt;b&gt;Andrey Babitski:&lt;/b&gt; Mülteciler başarılı şekilde Çeçenya&amp;#39;ya dönmüş olan katillerden birinin adını bildiklerini söylüyorlar.
&lt;b&gt;Magomed Toriyev:&lt;/b&gt; Yine resmi bir delili olmayan, Leç adlı katilin Çeçenya&amp;#39;ya döndüğü tahminleri var. Çeçenya&amp;#39;da kötü denmeyecek şekilde karşılandı, BMW adlı, yeni ev inşa ediyor, hiçbir pişmanlık yaşamıyor.
&lt;b&gt;Andrey Babitski:&lt;/b&gt; Geçen hafta mülteci Ruslan Halidov, Ramzan Kadırov&amp;#39;un kendisine Norveç&amp;#39;te bu ülkedeki Çeçen diasporası temsilcisi Magomed Oçerhaci&amp;#39;yi öldürme emrinde bulunduğunu açıkladı. Magomed Oçerhaci ile irtibata geçtim ve gerçekleşmeyen cinayetle ilgili görüştüm.
&lt;b&gt;Magomed Oçerhaci:&lt;/b&gt; Onun sözlerinden ve hareketlerinden, Kadırov ile ilgisinin olmasından utandığı açık. Buradaysa son zamanlarda Kadırov&amp;#39;a ve Rusya yanlısı yönetime çok negatif bir yaklaşım var. Tavırlarından onun çok pişman olduğu, bundan dolayı insanlarla görüşmek istemediği görülüyor. Devleti tarafından cezalandırmaya hazır olduğunu da iddia ediyor.
&lt;b&gt;Andrey Babitski:&lt;/b&gt; Son aylarda Azerbaycan&amp;#39;da, Çeçenya yer altı silahlı örgütü ile irtibatta olan üç Çeçen mülteci öldürüldü. Son cinayet 26 Şubatta kimliği belirlenemeyen kişilerce Kafkasya Emirliği temsilcisi Musa Atayev&amp;#39;in vurulması ile gerçekleşti. Çek insan hakları sitesinde Anzor Mashadov&amp;#39;un Kadırovcuların kendisinden Çeçenya&amp;#39;ya dönmesini istediği, aksi takdirde kendisi ve ailesini ölümün beklediği yönünde açıklaması yer aldı. Anzor Mashadov ile görüştüm, şunları söyledi.
&lt;b&gt;Anzor Mashadov:&lt;/b&gt; Anzor eğer dönmezsen, sen ve diğerleri öldürülebilir denildi. Doğrudan böyle söylendi.
&lt;b&gt;Andrey Babitski:&lt;/b&gt; Resmi Caharkale şimdiden İsrailov ve Halidov&amp;#39;un açıklamalarını reddetti. Çeçenya devlet başkanı basın sözcülüğünü yürüten Vishan Abuhaciyev&amp;#39;e yabancı ülkelerde meydana gelen, birbirini takip eden skandallar hakkında konuşması için başvurdum. Şöyle cevap verdi.
&lt;b&gt;Visan Abuhaciyev:&lt;/b&gt; Eğer o devlet başkanın korumasında idiyse, devlet başkanının koruması yeterince garantilenmiş kişiler, o zaman neden oraya kaçıyor, anlaşılmaz. Basın sözcülüğünde çalıştığım süre boyunca gençleri yeterince öğrendim, ama bu kişiyi hiç görmedim, televizyonda ilk kez gördüm. Yüzünü hiç bilmiyorum. Ve onun söyledikleri yerel gazeteciler tarafından ailesi ve yaşadığı yerin belediye başkanından sorulduğunda bu haber doğrulanmadı. Bu kişi dolandırıcı idi. Şimdi Anzor Mashadov tehdit edildiğini söylüyor. Norveç&amp;#39;te oturuyor, şunu, şunu yaptılar diyor. Orası tamamen farklı bir cumhuriyet, tamamen farklı bir durum. Hiç kimse tehdit edilmiyor, kesinlikle hepsi sükunet içinde.
&lt;b&gt;Andrey Babitski:&lt;/b&gt; Memorial insan hakları merkezi üyesi Aleksandr Çerkasov, cinayetle Rusya istihbaratının ilişkisi olabileceğini düşünüyor.
&lt;b&gt;Aleksandr Çerkasov:&lt;/b&gt; Avrupa, Kafkasya, Azerbaycan ve Türkiye&amp;#39;de Çeçen mültecilere yönelik gerçekleştirilen cinayetleri, Sovyetler Birliği döneminde işbirliğini reddedenlere karşı istihbarat tarafından yapılan cinayetlerle kıyaslamak mümkün. Bu cinayetlerin ardında hangi kurumlar var? Uzmanlar farklı kurumlar gösteriyor.
&lt;b&gt;Andrey Babitski:&lt;/b&gt; Agentura.ru sitesinin baş editörü Andrey Soldato, bazı cinayetlerin ardında Rusya istihbaratının olduğu fikrine katılıyor.
&lt;b&gt;Andrey Soldatov:&lt;/b&gt; Bence, en azından cinayetlerin bir kısmı, özellikle Abhazya, Azerbaycan ve geçen sene sonunda Türkiye&amp;#39;de gerçekleşen cinayetler özel operasyondu ve ifade edilmeye çalışıldığı gibi herhangi bir hesaplaşmanın sonucu değil.
&lt;b&gt;İrina Lagunina:&lt;/b&gt; Geçen sene sonunda Grozni televizyonu Avrupa&amp;#39;da uydu yayınına başladı, sene başında ise Ramzan Kadırov mültecilere Çeçenya&amp;#39;ya dönüş çağrısında bulunduğu dört saatlik bir basın toplantısı düzenledi.
&lt;i&gt;Kaynak: &lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ajans&lt;/i&gt;&lt;i&gt; Kafkas
&lt;/i&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Tue, 17 Mar 2009 10:19:46 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Litvanya'daki Çeçen mülteciler zor durumda</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/03/11/4413.shtml</link>
<description>
Litvanya&amp;#39;daki haber kaynaklarımızdan elde ettiğimiz bilgilere göre Litvanya&amp;#39;daki Çeçen mültecilerin ve sığınmacıların yaşam koşulları her geçen gün daha da kötüleşiyor.
Litvanya makamları bu yılın başından beri çok sayıda Çeçen sığınmacının mültecilik statüsü için yaptığı başvuruyu reddederken, daha önce mülteci statüsü verdiği bazı Çeçenleri Rusya&amp;#39;nın iade talebi doğrultusunda aramaya başladı. Bu durum Litvanya&amp;#39;daki Çeçen mültecileri tedirgin ediyor ve her an Rusya&amp;#39;ya iade korkusu yaşıyorlar.
Litvanya makamları Çeçen sığınmacı ve mültecilerin durumlarına ya da gelecekteki statülerine ilişkin herhangi bir açıklama yapmıyor. Rusya ve Litvanya arasındaki ilişkiler özellikle Litvanya&amp;#39;da yakalanan Rus ajanı ve Litvanya&amp;#39;nın SSCB tarafından II.Dünya Savaşı sırasında işgal edilmiş olması nedeniyle Ocak 2008&amp;#8242; de talep ettiği maddi tazminat ile yakın zamanda bir kez daha gerginleşmişti ancak Litvanya Devlet Başkanı Valdas Adamkus&amp;#39;un Rusya&amp;#39;nın ekonomik alandaki büyümesi ve dış politikasındaki saldırganlığa rağmen Rusya ile her zaman iyi ilişkiler içinde olmak için çaba göstereceklerine dair batılı gazetelere verdiği demeçler Rusya ile Litvanya arasında gizli bir anlaşma mı yapıldı sorusunu gündeme getiriyor.
Kaynak: Ajanslar
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Wed, 11 Mar 2009 18:19:05 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İşbirliği yapmayan Çeçenlerin hayatı tehlikede</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/03/09/4398.shtml</link>
<description>
Ruslan (Aslan) Halidov adlı Çeçen&amp;#39;in &amp;quot;Ramzan Kadırov beni öldürmek için görevlendirdi&amp;quot; dediği Norveç&amp;#39;teki Çeçen mültecilerin gayrı resmi temsilcisi Magomed Oçerhacı, namlunun ucunda olduğunu fark ettiğini söylüyor.
YouTube&amp;#39;ye gönderilen video kayıtta, genç Çeçen Ruslan Halidov, Kadırov&amp;#39;un kendisini bir Çeçen mülteciyi, Norveç&amp;#39;teki Çeçen mültecilerin lideri Magomed Oçerhacı&amp;#39;yı öldürmek üzere görevlendirdiğini itiraf etti. Videonun nerede kayda alındığı bilinmiyor.
RFE/RL&amp;#39;nin bildirdiğine göre cinayeti işlemediğini söyleyen Ruslan Halidov, işkence gördüğünü ve emirlere uyması için zorlandığını söyleyerek &amp;quot;Hatta söylemeye utandığım işkencelere maruz kaldım.&amp;quot; dedi.
Halidov, videoda &amp;quot;Bana çekilen video görüntülerimle şantaj yaptılar. Verdikleri emri yerine getirmemem halinde, internette yayınlama tehdidinde bulundular.&amp;quot; dedi.
Çeçenistan&amp;#39;ın Rusçu devlet başkanı Ramzan Kadırov ise suçlamaları reddetti.
&lt;b&gt;YURT DIŞINDAKİ ÇEÇEN MÜLTECİ LİDERLERİ NAMLUNUN UCUNDA &lt;/b&gt;
Son beş hafta için Türkiye&amp;#39;de eski Çeçen savaşçılar öldürüldüler. İki ay önce, uluslararası mahkemeye Kadırov&amp;#39;un cinayet ve işkenceye başvurduğu ile ilgili şikayette bulunan bir Çeçen mülteci Umar İsrailov, Avusturya&amp;#39;nın başkenti Viyana&amp;#39;da evinin önünde öldürüldü. Cinayetten 4 gün önce İsrailov, Avusturya güvenlik güçlerinden koruma istemiş fakat kabul edilmemişti.
Halidov, 2005&amp;#39;te öldürülen ve ölüm yıldönümü dün anılan Çeçenistan eski devlet başkanı Aslan Maskhadov&amp;#39;un eski bir koruması olan Şaa Turlayev&amp;#39;in yeğeni olduğunu söyledi. Turlayev&amp;#39;in, yaralandıktan ve esir alındıktan sonra Rusçu Çeçenlerin safına geçtiği belirtiliyor.
Turlayev&amp;#39;in Avusturya&amp;#39;ya 2006&amp;#39;da sığınan İsrailov&amp;#39;un öldürülmesinde hemen önce Viyana&amp;#39;da görüldüğü bildirildi.
Önceleri Kadırov&amp;#39;un korumalığını yapan 27 yaşındaki İsrailov, New York Times&amp;#39;a verdiği mülakatında, geçmişte yaşadıklarını anlatarak Kadırov&amp;#39;un gözaltındakileri bilakis işkence ettiğini ve en az birinin ölümle neticelendiğini söylemişti.
&lt;b&gt;DİRENİŞÇİLERİN YAKINLARINA İŞKENCE EDİLİYOR &lt;/b&gt;
The New York Times, Kadırov&amp;#39;un geçen yazın Viyana&amp;#39;ya bir ajan göndererek tehdit edip İsrailov&amp;#39;u Grozni&amp;#39;ye dönmeye zorladığını yazdı. Avustusya karşı terörizm yetkilileri tarafından sorgulanan ajan, İsrailov&amp;#39;u geri dönmeye zorladığını itiraf etti. Ajan, ayrıca, Kadırov&amp;#39;un öldürülmesini istediği yurt dışındaki mültecilerin 300 kişilik listesinin olduğunu söyledi.
Halidov&amp;#39;a göre, Turlayev şu anda Gudermes&amp;#39;te kişisel bir hapishaneye başkanlık ediyor. Burada silahlı direnişçilerin akrabaları tutuluyor ve işkence görüyorlar. Halidov, &amp;quot;Babalar, anneler, kız kardeşler ve kardeşler orada tutuluyorlar. Onlara da işkence ediliyor.&amp;quot; şeklinde konuştu.
&lt;b&gt;SUİKASTLER İÇİN KİRALIK KATİLLER BİRLİĞİ KURULDU &lt;/b&gt;
Turlayev&amp;#39;in Rusya Federal Güvenlik Servisi&amp;#39;nin (FSB) emri ile Kadırov tarafından kurulan bir kiralık katiller birliğine başkanlık ettiğini söyleyen Halidov, birliğin başlıca görevinin yurt dışındaki Çeçenlere suikast düzenlemek olduğunu belirtti.
RFE/RL&amp;#39;ye mülakat veren Osçerhacı ise Halidov&amp;#39;un kendisi hakkında hazırlanan suikast planını haber verdiğini söyleyerek &amp;quot;Kadırov&amp;#39;un benim öldürülmemi istediği ile ilgili bir mesaj göndermesinden sonra, Halidov ile konuşmaya gittim. Doğal olarak şaşkına döndüm. Bana, Kadırov ve adamlarının beni bir tehdit olarak gördüklerini söyledi. Çünkü, benim yüzümden, Norveç&amp;#39;e gelmeye korkuyorlarmış.&amp;quot; dedi.
&lt;b&gt;NORVEÇ&amp;#39;TEKİ ÇEÇEN MÜLTECİLERİN LİDERİ OÇERHACI &lt;/b&gt;
Ajans Kafkas&amp;#39;ın bildirdiğine göre, 29 yaşındaki Oçerhacı, Halidov&amp;#39;un itirafnamesinin internette yayımlanmasının ardından Prague Watchdog&amp;#39;a konuştu.
Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti birliklerinden birinin komutanlığını yapmış, doğrudan Aslan Mashadov&amp;#39;un komutasında çalışmış ve iki yıl önce Norveç&amp;#39;e yerleşmiş olan Oçerhacı, Kadırov&amp;#39;un birkaç yıldır mülteciler arasında aktif çalışma yürüttüğüne dikkat çekiyor.
Oçerhacı&amp;#39;a göre işbirliği yapmayanların hayatları tehlikeye giriyor.
&lt;i&gt;-Sizce Kadırov yönetimin Rusya sınırları dışında yaşayan Çeçenlere ilgisi neye bağlı? Neden son aylarda Ramzan Kadırov`un siyasi düşmanları vurulmaya başladı? &lt;/i&gt;
Kadırov yönetimi, Avrupa&amp;#39;ya yerleşen Çeçenlere yaklaşık iki yıl önce benim tam da Norveç&amp;#39;e geldiğim dönemde ilgi duymaya başladı. Ama o zamanlar Kadırov&amp;#39;un ajanları dikkatli davranıyordu. Bu bir mayalanma dönemiydi. Daha önceden Batıda Çeçenya direnişinin ve Avrupa diasporasının çıkarlarını savunma sorumluluğunu üzerine almış olanlar Çeçenya&amp;#39;ya dönmeye başladı.
Onlar, orada kazananın merhametine teslim oldular, aftan yararlandılar, karşılığında yönetim, para ve Kadırov`un ihsanını aldılar.
Buna bağlı olarak son zamana kadar, mültecilerin büyük bölümünün ruh hali oldukça kararsızdı, bir çokları ellerini saldı. Şöyle konuşmalar oldu: &amp;quot;Biz onları seçiyoruz, onlarsa bizden ayrılıp para ve mevki için çalışıyorlar.&amp;quot;
Liderlerin kaçışı topluluğun moralini bozdu. İnsanlar, her şeyin yitirildiğini, ciddi bir şey organize etmenin mümkün olmadığını düşünmeye başladı. Onlar &amp;quot;Kadırov Rusya&amp;#39;nın tam desteğine, finans ve insan kaynaklarına sahipken bizim hiçbir şeyimiz yok&amp;quot; dediler.
Ama daha sonra durum değişmeye başladı. Sosyal çalışmalar yürütecek organizatörler bulundu. Yavaş yavaş neticeler ortaya çıkmaya başladı, seferberlik oluştu, insanlar yeniden mitingler yaptı, şüpheleri olanlar eski ideallerine döndüler.
&lt;i&gt;-Demek ki Kadırovcuların Avrupa&amp;#39;da aktifleşmesi Norveç&amp;#39;te diasporanın aktif siyasi liderlerinin ortaya çıkmasına bağlı. Peki siz daha önceden sizinle ilgilendiklerini hissetmiş miydiniz? &lt;/i&gt;
Birkaç olay oldu. Geçenlerde Norveç&amp;#39;teki Rusya elçisi benimle irtibata geçmeye çalıştı. Bunu çok geç öğrendim. Elçi yerel insan hakları örgütleri aracılığıyla irtibat sağlamak istedi, ancak oradan böyle bir görüşmenin anlaşmazlıkla sonuçlanacağı kararı verildi, çünkü ben nefse hoş gelen her türlü teklifi reddederdim. Bundan dolayı yerim hakkında ona bilgi verilmedi.
Kısa bir süre sonra Caharkale&amp;#39;den bir profesör bana geldi. Onunla, bizzat beni görmeye geldiği bir basın toplantısında görüştük. Çeçenya&amp;#39;daki Rusya yönetimi ile işbirliği teklif etti, kendilerinin bana büyük destek göstereceği sözü verdi. Yani bana bir ilginin olduğunu biliyordum, ama burada, Norveç&amp;#39;te beni birinin öldürmeye kalkışacağını düşünmedim. Gerçi her şeye rağmen ben bazı önlemler aldım.
&lt;i&gt;-Bazıları, Halidov&amp;#39;un sadece bazı önemli olaylarda oynamak ve kendi önemini arttırmak istediğini düşünüyor. Ama çoğunluğu onun doğru söylediğini düşünüyor. Siz de mi böyle düşünüyorsunuz? &lt;/i&gt;
Davranışları acı şekilde utandığını gösteriyor. Kadırov ile bağlantısı ve geçmişinden dolayı çok üzgün. Burada oluşan atmosferi anlamak lazım. Yerel Çeçenlerin büyük kısmı Kadırov ve Rusya yanlısı hükümete negatif yaklaşıyor.
Kadırov&amp;#39;un katili olmak onun statüsünü hiçbir şekilde arttırmaz, üstelik onun da ifade ettiği gibi bu tür insanlar çok, bu iş &amp;quot;kara iş&amp;quot; olarak düşünülüyor.
Halidov utanıyor, üzülüyor, kimseyi görmek istemiyor. Kendisini cezayı hak eden bir suçlu olarak görüyor, şeriat mahkemesine, kendi ifadesiyle Umarov yönetiminin karşısına çıkmaya hazır.
&lt;i&gt;-Video kaydında, kendisine anlatamayacağı işkenceler edildiğini anlatıyor. &lt;/i&gt;
Evet. O birçok yerde bulundu. Hosi-Yurt&amp;#39;ta Kadırov`da, Avturi üssünde, 6. bölükte, daha sonra Şali, bence 2. şubede ve daha başka yerlerde. Sonunda dayısı Şaa Turlayev&amp;#39;in eline düştü. O, onu serbest bıraktı ve bundan sonra Kadırovcuların büyük eseri başladı.
&lt;i&gt;-Kadırovcuların huyları hakkında neler anlatıyor? &lt;/i&gt;
Onun anlattıkları haber değil. Orada bulunan birçokları da aynısını anlatıyor. Sabahtan akşama kadar küfür, sürekli dayak ve taciz. Tüm işkencelerin üstüne manevi baskı.
&lt;i&gt;-Norveç yönetiminden koruma istemeyi düşünüyor musunuz? &lt;/i&gt;
Bu konuda yönetime başvurdum. Onlar gerçek bir tehlike olduğunu biliyor ve reddetmiyor. Şimdilik herhangi bir koruma teklifi gelmedi. Ben elbette, yaşadığım yere çeşitli korkunç insanların geldiğini, beni takip ettiklerini fark ediyorum. Bu konuda yönetim temsilcileri ile Halidov&amp;#39;un internetteki açıklamasından önce görüşmüştüm.
Bana yönelik bir suikastın olduğunu onlar benden önce öğrenmişti.
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 16:08:25 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Anzor Mashadov: ''Nerede olursak olalım taciz edildik…''</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/03/09/4395.shtml</link>
<description>
&lt;i&gt;Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti III.Devlet Başkanı Aslan Mashadov&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&amp;#39;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;un oğlu Anzor Mashadov babasının şehadetinin dördüncü yıldönümünde Prague Watchdog isimli internet sitesine bir mektup göndererek &lt;/i&gt;&lt;i&gt;yurtdışındaki Çeçenlerin FSB ve Kremlin&amp;#39;in güdümündeki Çeçen kukla başkan Ramzan Kad&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;rov&amp;#39;un açık hedefi haline geldiğini söyledi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;.
&lt;/i&gt;&lt;i&gt;İstanbul ve Avusturya&amp;#39;da Çeçenlere yönelik cinayetlerin ardından mektupta kendi deneyimlerini kamuoyuyla paylaşan Mashadov, tehdidin peşlerini bırakmadığını kaydetti.&lt;/i&gt;
&amp;quot;İyi Günler!
Son dönemlerde Çeçenya&amp;#39;daki Kremlin destekli rejimin Çeçen mültecilerin geri dönmesi için çeşitli talimatları oluyor. Sizlerin de bildiği gibi bazı mülteciler Ramzan Kadırov ile işbirliğini ya da sıradan siyasi bir pozisyon almayı reddettiği için öldürüldü. Ayrıca farklı yabancı ülkelerdeki Çeçen yönetiminin özel temsilcilerinin öldürüldüğü bir sır değil.
Çeçenler birbirinden uzak bölgelerde düzinelerce cinayete kurban gitti. Son cinayetler, Azerbaycan&amp;#39;da, Türkiye&amp;#39;de ve Avusturya&amp;#39;daydı. Ve bugün katiller benim ikamet ettiğim Norveç&amp;#39;teler.
Bir süre önce FSB, Norveç&amp;#39;te Magomed Oçerhadji&amp;#39;yi öldürtmek için Ruslan Halidov isimli bir Çeçeni görevlendirdi. Ancak katil kendisine verilen görevi yerine getirmek yerine polise teslim olarak Avrupa&amp;#39;ya hangi amaçla gönderildiğini itiraf etti. Magomed Oçerhadji ile bu problem üzerinde görüştük. Benim anladığım kadarıyla bu tip olayların ardında Çeçenya&amp;#39;daki kukla rejim yer alıyor.
Bu problem hakkında daha net bir resim çizebilmek için benim ve ailemin karşılaştığı olaylar hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. 1999 yılında Çeçenya&amp;#39;da savaş patlak vermeden önce anavatanımızdan ayrılmak zorunda kaldık. Malezya&amp;#39;da, Birleşik Arap Emirlikleri&amp;#39;nde, Türkiye&amp;#39;de ve Azerbaycan&amp;#39;da yaşadık. Fakat nerede olursak olalım taciz ve tehdit edildik. Örneğin Azerbaycan&amp;#39;da oğlum okuldan dönerken kaçırılmak istendi neyse ki olayı görenler onu kurtardı.
Son olarak bir arkadaş vasıtasıyla Çeçenya&amp;#39;ya geri dönmeye davet edildik, sözüm ona tehdit edilmedik. Plan Çeçenya&amp;#39;daki Kremlin destekli rejim tarafından yapılmıştı. Sadece bu yılın Mart ayının ilk üç haftasında üç kez tekrarlandı. Bu teklifleri reddetikten sonra ise &amp;quot;Dönmeyecekseniz Anzor, o zaman sen ve annen ölümden kaçamayacaksınız...&amp;quot; şeklinde tehdit geldi. Hatta daha önce Aslan Mashadov&amp;#39;a baskı yapmak için kaçırılan ve fidye karşılığı serbest bırakılan yakın akrabalarımıza da bu tip tehditler oldu. Açık bir şekilde görünen şu ki, Çeçenya&amp;#39;daki rejimin yapmak istediği bizler gibi Çeçenya dışındakileri geri döndürerek &amp;quot;Çeçenya&amp;#39;nın geliştiği, insan haklarının hakim olduğu&amp;quot; imajını yerleştirmek.
Onlar sadece anavatanımızda insanlara işkence edip öldürmüyor. Şimdi Şaa Turlayev, Magomed Hanbiyev ve diğerleri gibi elçileri aracılığıyla Avrupa ülkelerinde çalışıyor ver her geçen gün kurdukları suç şebekesi büyüyor. Avrupa&amp;#39;daki ve diğer ülkelerdeki yöneticileri Rusya&amp;#39;dan gelen ‘ziyaretçilerin&amp;#39; faaliyetlerine karşı dikkatli olmaya ve Rus teröründen masum insanları korumak için ek mekanizmalar kurulması gerektiğine inanıyorum.
&lt;i&gt;Anzor Mashadov, &lt;/i&gt;
Katledilen Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti&amp;#39;nin Seçilmiş Meşru Devlet Başkanı&amp;#39;nın Oğlu
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 10:33:47 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>FSB'nin diasporadaki Çeçenler için kurulan ölüm timi: '8. birlik'</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/03/08/4400.shtml</link>
<description>
Rusya&amp;#39;nın emriyle &amp;#39;8&amp;#39;inci Birlik&amp;#39; adında ölüm timi kurduğu, suikastçıların Avrupa&amp;#39;da Çeçen avladığı öne sürüldü...
SON 6 ay içinde İstanbul&amp;#39;da 3 Çeçen liderin öldürülmesinin ardındaki sır perdesini aralayabilecek bir gelişme Norveç&amp;#39;te yaşandı. NRK televizyonuna konuşan itirafçı Çeçen Ruslan (Aslan) Halidov, Norveç&amp;#39;e ayrılıkçı Çeçen komutan Magomed Oçerhacı&amp;#39;yı öldürmek için gönderildiğini ancak elini kana bulamak istemediği için suikasttan vazgeçtiğini anlattı:
&lt;b&gt;FSB&amp;#39;nin emriyle kuruldu &lt;/b&gt;
&amp;quot;Rus gizli istihbarat servis FSB, Kadırov&amp;#39;dan Çeçen diasporasındaki ayrılıkçı komutanları ortadan kaldırması için bir tim kurması emrini verdi. Kadırov da Şali&amp;#39;de ‘8&amp;#39;inci birlik&amp;#39; adında bir tim kurdu. Bu birliğe Çeçen savaşında görev alan, ‘sabıkası olmayan&amp;#39; gençler seçildi. Bunlara suikast eğitimi verildi. Daha sonra bu timin mensupları diasporada bulunan Çeçen komutanları öldürmek için görevlendirildi. Timin kimi öldüreceğine Kadırov kendisi karar veriyor.&amp;quot;
&lt;b&gt;Kadınlara tecavüz ettiler&lt;/b&gt;
&amp;quot;Şu anda ölüm timi Avrupa&amp;#39;nın her yerinde. Turlayev bizzat kendisi gelerek hedefleri gösteriyor. Avusturya&amp;#39;da öldürülen Umar İsrailov&amp;#39;a suikast girişiminden haberimiz vardı. Kadırov&amp;#39;un sadece kendisine ait bir hapishanesi var ve direnişçilerin yakınlarına burada korkunç işkenceler yapıyor. Khosi-Yurt köyünde bulunan hapishaneye bizzat gittim. Kadınlara tecavüz ediyorlar.&amp;quot;
&lt;b&gt;Almanya alarma geçti &lt;/b&gt;
İtiraflar üzerine, Dagbladet gazetesi Norveç istihbaratının Halidov&amp;#39;un ne amaçla ülkede bulunduğunu bildiğini ve takipte olduğunu yorumunu yaptı. Bu arada Alman Focus dergisi, ülkede yaşayan Çeçen liderlere yönelik operasyon istihbaratının Alman gizli servisini harekete geçirdiğini yazdı.
&lt;i&gt;Kaynak: &lt;/i&gt;&lt;i&gt;VATAN
&lt;/i&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sun, 08 Mar 2009 16:30:05 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Almanya Çeçen sığınmacıyı sınırdışı mı ediyor?</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/03/07/4406.shtml</link>
<description>
Almanya&amp;#39;nın başkenti Berlin&amp;#39;deki Samaritan Kilisesi&amp;#39;ne sığınan 26 yaşındaki Çeçen sığınmacı polis tarafından tutuklanarak Polonya&amp;#39;ya sınırdışı edilmek istendi.
Kasım 2007&amp;#8242; de Çeçenya&amp;#39;dan kız kardeşi ve annesi ile birlikte ayrılarak Polonya&amp;#39;ya giriş yapan bir Çeçen sığınmacı, babasının bir özgürlük savaşçısı olması nedeniyle can güvenliğinden endişe ederek Haziran 2008&amp;#8242; de Almanya&amp;#39;ya geçti. Ancak Dublin II olarak adlandırılan anlaşma gereği Avrupa Birliği sınırlarından giriş yaptığı Polonya&amp;#39;nın güvenli bir ülke olması amacıyla mültecilik statüsüne ilişkin işlemlerin Polonya tarafından yürütülmesi gerekiyordu. Almanya makamları bu anlaşmaya dayanarak Çeçen sığınmacıyı sınırdışı etmek istedi. 12 Şubat 2009 tarihinde Almanya&amp;#39;nın başkenti Berlin&amp;#39;deki Samariter Kilisesi&amp;#39;ne sığınarak mültecilik için koruma talep etti.
Almanya&amp;#39;da 1980&amp;#8242; li yıllardan bu yana kiliseler &amp;quot;kiliseye iltica&amp;quot; olarak adlandırılan bir proje kapsamında sınırdışı edilmesi sonucu hayatları risk altında olan sığınmacıları kendi bünyelerinde korumaya alabiliyorlar. Almanya tarihinde bu şekilde kilise aracılığıyla başvuru yapan pek çok sığınmacı talebinin olumlu yönde değerlendirildiğinin görülmesine rağmen, Alman yetkililere göre kiliselerin resmi mültecilik statüsü verme yetkisi yok ve kiliseler ancak sığınmacılara yardımda bulunabilir. Almanya polisi de 2 Mart 2009 Pazartesi günü akşamı Samariter Kilisesi&amp;#39;ne bir operasyon düzenledi ancak karşılaştığı direniş neticesinde geri çekilmek zorunda kaldı.
Almanya makamları 10 Mart 2009&amp;#8242; a kadar Çeçen sığınmacıyı sınırdışı etmezse mültecilik statüsü başvurusunu değerlendirmeye almak zorunda bu yüzden Çeçen sığınmacının kiliseden alınarak Polonya&amp;#39;ya sınırdışı edilmek istendiği ifade ediliyor. Ancak 26 yaşındaki Çeçen sığınmacının 12 parmak bağırsağı üzerinde şiddetli bir ağrısının olduğu, anemi ve ülser problemlerinin olduğu biliniyor. Bunun dışında babasının biz özgürlük savaşçısı olması nedeniyle içinde bulunduğu psikolojik travmanın da dikkate alınmasının gerektiği, Çeçen sığınmacının Polonya&amp;#39;ya iadesinin insancıl olmadığı hukukçular tarafından ifade ediliyor.
&lt;i&gt;Kaynak: Ajanslar&lt;/i&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 19:27:46 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Vatikan, krize karşı 'İslamî bankacılık' önerdi</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/03/06/4391.shtml</link>
<description>
Vatikan&amp;#39;ın resmî yayın organı günlük &amp;#39;L&amp;#39;Osservatore Romano&amp;#39; gazetesi, krizden çıkış yolu olarak &amp;#39;İslamî bankacılık&amp;#39; sistemini tavsiye etti. İslamî bankacılığın dayandığı etik kurallarına dikkat çekildi.
Bütün ülkeler, finansal piyasalarda başlayan krize çare ararken, Katolik dünyasının merkezi Vatikan&amp;#39;dan ilginç bir teklif geldi. Vatikan&amp;#39;ın resmî yayın organı günlük &amp;#39;L&amp;#39;Osservatore Romano&amp;#39; gazetesi, krizden çıkış yolu olarak &amp;#39;İslamî bankacılık&amp;#39; sistemini tavsiye etti. Gazetede 4 Mart&amp;#39;ta yayınlanan makalede; İslamî bankacılığın dayandığı etik kuralların, kapitalist finans sistemine güven ve nakit para akışı sağlayacağına dikkat çekildi.
İtalyan ekonomi uzmanları Loretta Napoleoni ve Claudia Segre&amp;#39;nin kaleme aldığı yazıda, İslam&amp;#39;a uygun yatırım araçlarının suni ekonomi balonlarının oluşmasını engellediği, faizi, aşırı borçlanmayı, finans piyasalarında manipülasyon ve spekülasyonları yasakladığı ifade edildi. Yazarlar bilhassa elde edilen paraların reel ekonomiye yatırıldığı Sukuk denilen faizsiz bonolar tavsiye ediyor. Makalede buradan elde edilen kâr paylarının, faiz için alternatif olabileceği belirtildi. Sukuk sistemiyle otomotiv sektörüne yardımların finanse edilebileceği, altyapı yatırımlarının desteklenebileceği vurgulandı. İslami Sukuk sistemi kapitalist sistemdeki bonolara benziyor. Bonolardan farkı ise Sukuk&amp;#39;ta paranın somut bir projeye yatırılması ve sabit bir faiz geliri yerine kâr payı dağıtılması. Şu an için İslamî finansa yatırım yapanların çoğunun Müslüman olduğu belirtilen makalede, gelecekte bu durumun değişeceği de ifade ediliyor.
Kriz ortamında bankaların gelecekte Müslümanları örnek almasını tavsiye eden gazete, İslami finans sisteminin Batı finans dünyasında yeni kurallar oluşmasına yardımcı olabileceğini vurguladı. Vatikan, şimdiki kapitalist sistemi başarısız buluyor, Papa Benedict de, kapitalizme ve banka yöneticilerinin aç gözlülüğüne karşı son zamanlarda çok ciddi eleştirilerde bulunmuştu. Tüm dünyayı etkileyen ekonomik kriz Vatikan&amp;#39;da da kendisini hissettiriyor. 2007 yılını 18 milyon Euro bütçe fazlasıyla kapatan ülke, 2008&amp;#39;de sadece 6 milyon Euro fazla verdi. Bu oranın 2009&amp;#39;da daha da düşeceği belirtiliyor.
Vatikan&amp;#39;ın resmî yayın organı Osservatore Romano&amp;#39;da yayınlanan ve İslamî finans sistemini öven makale Avrupa&amp;#39;da geniş yankı buldu. Saygın ekonomi gazetelerinden Financial Times konuya geniş yer verdi. Vatikan&amp;#39;ın ekonomik konularda nadir açıklama yaptığına dikkat çeken gazete İslami finans sisteminin bizzat Vatikan tarafından tavsiye edilmesinin global finans krizinin boyutları hakkında ipucu verdiğini kaydetti.
Yazıyı kaleme alan yazarlardan Loretta Napoleoni, 2008 yılında yayınladığı &amp;#39;Rogue Economics&amp;#39; (Zararlı Ekonomi) kitabıyla kendinden söz ettirmişti. Kitapta kapitalist finans sisteminin zararlarına geniş yer verilirken, İslamî finans sisteminden övgüyle bahsediliyor. 1997 Asya krizinden, 11 Eylül&amp;#39;den İslamî finansın güçlenerek çıktığını ifade eden yazar, şimdiki krizde de durumun farklı olmayacağını iddia ediyor. Osmanlı Devleti&amp;#39;ni &amp;#39;altın imparatorluk&amp;#39; olarak nitelendiren Napoleoni, Osmanlı&amp;#39;nın altın para kullandığını, bu sayede Akdeniz ve çevresindeki ekonomilerin yüzyıllar boyu istikrarlarını koruduklarını vurguluyor. Kâğıt para ile birlikte sistemin bozulduğunu belirten yazar, bu şartlar altında krizlerin kaçınılmaz olduğuna işaret ediyor.
&lt;i&gt;Kaynak: Zaman
&lt;/i&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 06 Mar 2009 06:10:58 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Dudayeva'dan Litvanya'ya: ''Vicdanızı Dinleyin…''</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/03/05/4401.shtml</link>
<description>Çeçen Cumhuriyeti İçkerya I.Devlet Başkanı Cevher Dudayev&amp;#39;in eşi Alla Dudayeva 3 Mart 2009 Salı günü yayınladığı bir mesaj ile 28 Şubat 2009 tarihinde Litvanya&amp;#39;nın Kaunas kentinde tutuklanan iki genç Çeçen&amp;#39;in serbest bırakılmasını talep etti.
Bayan Dudayeva mesajında, Umtsi Banjayev ve Beslan Abubakarov isimli iki Çeçen gencin 28 Şubat 2009 Cumartesi günü Litvanya&amp;#39;nın Kaunas kentinde Litvanya polisi tarafından tutukladığını ve Rusya&amp;#39;ya iade edilmek istendiklerini bildirdi.
Alla Dudayeva, Umtsi Banjayev&amp;#39;in 30 Mayıs&amp;#39;ta 18 yaşına girecek kırılgan bir genç olduğunu, Beslan Abubakarov&amp;#39;un ise henüz 23 yaşında bir genç olduğuna vurgu yaptı. Dudayeva, Umtsi Banjayev&amp;#39;in babası Vaha Banjayev&amp;#39;in Savaş Esirleri Birliği&amp;#39;nin başkanı olduğunu, birkaç yıldır Avusturya&amp;#39;da mülteci olarak yaşadığını ve Ocak 2009&amp;#8242; da Avusturya&amp;#39;da öldürülen Çeçen Umar İsrailov&amp;#39;un katillerinin yakalanması için sosyal gözlemci olarak Avusturya polisiyle çalıştığını ifade etti.
Alla Dudayeva, Umtsi ve Beslan&amp;#39;ı tutuklanmaya götüren süreci de mesajında kısaca anlattı. Umsti&amp;#39;nin babasını annesini kaybettiğinden beri görmediğini, babasına kavuşmak için arkadaşı Beslan ile birlikte önce Kaliningrad&amp;#39;a gittiklerini buradan Litvanya&amp;#39;ya geçebilmek için sınırdaki ormanlık alanda iki hafta boyunca kış şartlarında beklediğini, köpekli muhafızların değiştiği sırada Litvanya&amp;#39;ya geçtiklerini ifade eden Dudayeva, Umtsi ve Beslan&amp;#39;ın zorlu engelleri aştıktan sonra Kaunas&amp;#39;a geldiğini, burada buldukları bir camide de Çeçenleri bulduklarını belirtti.
Alla Dudayeva, tanıştıkları Çeçenlerce eve davet edilen Umtsi ve Beslan&amp;#39;ın daha içeri gireli çok olmadan dört kişiden oluşan Litvanya polisinin eve bir baskın düzenlediğini hemen Kaunas kenti merkez polis karakoluna götürüldüklerini ve bir müfettiş tarafından soruşturmaya başladığını belirterek, mahkemeye çıkarılan Umtsi ve Beslan&amp;#39;ın Rusya&amp;#39;dan gelecek bilgilere göre Rusya&amp;#39;ya iade edilip edilmeyeceğine karar verileceğini vurguladı.
Alla Dudayeva, Çeçenya&amp;#39;da ve Avrupa&amp;#39;da Çeçenlerin yaşadığı yargısız infazlara değinerek Umtsi ve Beslan&amp;#39;ın Rusya&amp;#39;ya iade edilmemesi gerektiğini vurguladı. Alla Dudayeva sözlerini Litvanyalı yetkililerin vicdanlarının sesini dinlemeye davet ederek, kısa vadeli çıkarlar uğruna Çeçen dostlarını satmamaları gerektiğini ifade etti.
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Thu, 05 Mar 2009 18:37:40 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İsrailov'un katili zanlısı Polonya'da yakalandı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2009/02/23/4377.shtml</link>
<description>
13 Ocak 2009&amp;#39;da Avusturya&amp;#39;nın başkenti Viyena&amp;#39;da öldürülen kukla Kadırov&amp;#39;un eski koruması Umar İsrailov&amp;#39;un katillerinden birisi 22 Şubat 2009 Pazar günü Polonya&amp;#39;da yakalandı.
27 yaşındaki maktül İsrailov, işkence suçlamasıyla Çeçenistan&amp;#39;ın Rus yanlısı başkanı Ramazan Kadırov hakkında dava açmıştı. Avusturya savcıları, cinayetin siyasi gayelerle işlenip işlenmediği hakkında herhangi bir isnatta bulunmadı.
Polonya Antiterörizm Operasyonları ve Soruşturma Merkez Bürosu sözcüsü Mariusz Sokolowski tarafından yapılan açıklamaya göre, 19 Şubat 2009 tarihinde Avusturya&amp;#39;dan kaçarak Polonya&amp;#39;ya geldiği tespit edilen 31 yaşındaki Turpal Ali J. isimli Çeçen&amp;#39;in başkent Varşova yakınlarındaki bir otelde kaldığının tespit edilmesi üzerine bir operasyon düzenlendi. Turpal Ali J.&amp;#39;nin Avusturya polisi tarafından arandığı ve Avrupa ülkelerine bu konuda bilgi verildiği öğrenildi.
Avusturya&amp;#39;da sığınmacı olarak yaşayan İsrailov, Kadırov ve adamları tarafından işkenceye maruz kaldığı iddiasıyla dava açmıştı. Avusturya&amp;#39;da cinayet sonrasında 8 Çeçen gözaltına alındı. Bunların 4&amp;#39;ü halen gözaltında bulunuyor.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Mon, 23 Feb 2009 10:56:49 GMT</pubDate>
</item>

</channel>
</rss>
