<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?>

<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">

<channel>
<title>Kavkazcenter.com</title>
 <link>http://www.kavkazcenter.com/</link>
<description>Latest events in section "&#220;mmet" from Kavkaz-Center</description>
<language>tr</language>

<image>
<title>Kavkazcenter.com</title>
<url>http://imgs2.kavkazcenter.com/imgs/smallb.gif</url>
<link>http://www.kavkazcenter.com/</link>
<width>90</width>
<height>33</height>
</image>

<item>
<title>Esad'ın ailesi kaçmaya mı çalıştı?</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/30/7406.shtml</link>
<description>
Mısır gazetesi El-Masri El Yevm&amp;#39;a göre Suriye&amp;#39;deki Alevi rejimi çetebaşı Beşar Esad&amp;#39;ın ailesi ülkeden kaçmaya çalıştı ancak isyancılar tarafından engellendi. İsyancılara göre, Esad&amp;#39;ın akrabaları 29 Ocak geç saatlerde ülkeden kaçmayı denedi.
Alevi rejimi güvenlik servisi Esad&amp;#39;ın karısı Esma ile çocukları, annesi ve bir yeğenini Şam&amp;#39;dan çıkartmayı istediler. Esad&amp;#39;ın akrabalarını taşıyan bir konvoy havaalanına doğru giderken isyancıların saldırısına uğradı.
Çıkan çatışmadan sonra konvoydaki araçlar Esad&amp;#39;ın malikanesine geri dönmek zorunda kaldı.
Alevi rejimi ve muhalifler arasında çatışmalar Şam&amp;#39;ın kenar mahallelerinde sürüyor. En son bilgilere göre zırhlı araçlar desteğinde iki bin kadar silahlı Alevi, Şam kenar mahallelerini geri alıp isyancı birimleri kentten çıkartmak ve şehri kontrol altına almak için bir saldırı başlattı.
Alevi birliklerin başlıca hedefi Şam&amp;#39;ın doğusunda yer alan Sakba, Hammuriya ve Kfar Batna ilçeleridir.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 12:55:44 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Arap Baharı'nın yıldönümünde Mısır mücahidleri El Kaide liderinde beyat etti</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/26/7391.shtml</link>
<description>
Binlerce Mısırlı, ülkede Hüsnü Mübarek&amp;#39;in istifası ve iktidarın değişmesiyle sonuçlanan protesto gösterilerinin başlangıcının ilk yıldönümünü kutlamak için Çarşamba günü Kahire&amp;#39;deki Tahrir Meydanı&amp;#39;nda toplandı.
Bazıları, İslami partilerin Mübarek&amp;#39;in istifası sonrası düzenlenen ilk seçimde kazandıkları başarıyı tebrik etmek için geldi. Medya organları, bazılarının da ülkedeki siyasi reformların devamını talep ettiğini bildirdi.
Protestoların yıldönümü nedeniyle, ülkede iktidarda bulunan askeri hükümet de mevcut olağanüstü hal durumunu kısmen kaldırdığını açıkladı.
Tahrir Meydanı&amp;#39;ndaki protestocular, Hüsnü Mübarek&amp;#39;in ölüm cezasına çarptırılması talebinde bulundular. Onlar ayrıca, askeri hükümetin de bir an evvel iktidarı bırakmasını talep eden sloganlar attılar.
Göstericilerden biri olan Halid Abdullah, Reuters muhabirine; &amp;quot;Mısır ordusu, Tahrir&amp;#39;de bizleri öldürdü ve ben bunu söylemekten çekinmiyorum!&amp;quot;şeklinde konuştu.
Abdullah ayrıca; &amp;quot;Ordu ve polis, bizleri katletti ve devrimin sesini kesti fakat şimdi size söylüyorum ki, devrimin sesi artık asla kesilmeyecek!&amp;quot;diye ekledi.
Tahrir Meydanı&amp;#39;nda toplanan insanlar, &amp;quot;Askeri iktidara son!&amp;quot;, Zafere kadar devrim&amp;quot;, &amp;quot;Devrim Mısır sokaklarında&amp;quot; gibi sloganlar attılar.
Bu arada İslami İnternet forumları da, Mısırlı bir cihad hareketi olan &amp;quot;Sina Yarımadası&amp;#39;ndaki Ensar El Cihad&amp;quot; grubuna ait olan ve içeriğinde El Kaide lideri Dr.Eymen Ez Zevahiri&amp;#39;ye, Kuran ve sünnet üzere olduğu müddetçe kendisine sadık kalacaklarına dair bir beyat yemininin yer aldığı açıklamayı yayınladı.
&amp;quot;Sina Yarımadası&amp;#39;ndaki Ensar El Cihad Cemaati&amp;quot; imzası taşıyan bildirinin metni şöyle:
Rahman ve rahim olan Allah&amp;#39;ın adıyla...
Hamd alemlerin rabbi olan Allah&amp;#39;a; salat ve selam O&amp;#39;nun nebisi Muhammed(s.a.s.)&amp;#39;e, ailesine, ashabına ve O(s.a.s)&amp;#39;nun yolunu takip edenlerin üzerine olsun!
Yüce Allah buyuruyor ki:
&lt;i&gt;&amp;quot;Şüphesiz Allah, mü&amp;#39;minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat&amp;#39;ta, İncil&amp;#39;de ve Kur&amp;#39;an&amp;#39;da kesin olarak va&amp;#39;detmiştir. Kimdir sözünü Allah&amp;#39;tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır&amp;quot;.&lt;/i&gt;
(Tevbe,111)
Bu mesaj, Kenan diyarındaki sevgili Sina&amp;#39;da bulunan askerlerinden sevgili Emirimiz ve aziz şeyhimiz Ebu Muhammed Eymen ez Zevahiri&amp;#39;ye yöneliktir.
Bizler sana, nefislerimizin hoşlandığı ve hoşlanmadığı şeylerde, kolaylıkta ve zorlukta seni dinleyip itaat edeceğimize dair söz veriyoruz. Ve şimdi sen, bizim üzerimizde otorite sahibisin. Bizi nereye istersen oraya gönder! Bizden yalnızca gözlerini aydın edecek, gönlünü mesud edecek şeyler duyacak ve göreceksin. Kanımızın son damlası Allah yolunda akıtılana ve onlar da yeryüzünde Allah&amp;#39;ın hükümlerine göre yargılanana dek asla bu yolu bırakmayacak ve teslim olmayacağız Allah&amp;#39;ın izniyle!
Allah(c.c.), sevgili şeyhimiz Eymen ez Zevahiri&amp;#39;yi, İslam ve Müslümanlar için en hayırlı olanına yöneltsin! Ve Allah(s.v.t.)&amp;#39;tan, her yerdeki cihad önderlerini korumasını dilediğimiz gibi seni de korumasını dileriz. Muhakkak ki O(s.v.t.), Hafiz&amp;#39;dir ve koruyup gözetmeye muktedirdir.
Sina Yarımadası&amp;#39;ndaki Ensar El Cihad Cemaati&amp;#39;nin askerleri...&amp;quot;
Buna ilaveten biz de belirtelim ki; Ensar el Cihad&amp;#39;ın mücahidleri daha evvel, işgal edilmiş Filistin&amp;#39;de İsrail&amp;#39;e ve ABD&amp;#39;ye karşı olduğu gibi Mısır&amp;#39;daki mürted rejime karşı da savaşmak niyetini deklare etmişlerdi.
Hitap, açıklanan maddede &amp;quot;Kuruluş bildirisi- 1 No.lu Mesaj&amp;quot; olarak tanımlanmıştı:
&amp;quot;Allah&amp;#39;a söz veriyoruz ki; bu şerli rejimle ve Amerikan-Yahudi ittifakının üyeleriyle savaşmak için elimizden geleni yapacağız!&amp;quot;
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 12:48:21 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Suudi rejimi ABD temsilcisine Cihad'ın zapt altına alınması mücadelesinde 'başarı' sağlanması hakkında rapor verdi</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/21/7383.shtml</link>
<description>
Arab News haber servisi Suudi &amp;quot;adalet bakanı&amp;quot; Muhammed El İsa&amp;#39;nın Arabistan Müslümanlarının malları ve canlarıyla Cihad&amp;#39;a yardım etme çabalarının vahşice bastırıldığını ve etkisizleştirildiğini söylediğini bildirdi.
Mürtedlerin &amp;quot;başarısı&amp;quot;, ona göre mücadelede Müminlere yönelik zulüm ve tacizi arttıran &amp;quot;rehabilitasyon programları&amp;quot; yüzünden olduğu gibi tağut yönetim sistemi nedeniyledir.
Yargı forumu delegasyonun başında bulunan El İsa, ABD Temsilcisi Eric Holder ve diğer Amerikalı yetkililerle Washington&amp;#39;da yaptığı toplantıdan sonra şu açıklamayı yaptı.
Afganistan, Irak ve Yemen dahil yurt dışındaki Cihadı her türlü finanse etme girişimini engellemek için Suudi mürtedlerin aldığı önlemler hakkında El İsa şunları söyledi:
&amp;quot;Hükümet terörün finanse edilmesine karşı sert adımlar atmıştır. Bu adımlar şüphelileri adalete teslim etmenin yanında yasal mevzuatı ve güçlü yönetim araçlarını da içermektedir.&amp;quot;
Toplantı sırasında El İsa Suudi Tağut yargı sistemini ve duruşma sisteminin çalışmasını tanımladı.
&amp;quot;Bakan&amp;quot; Suudi hukuk sisteminin Suudilerin isteklerinin aksine hiçbir karar almayacakları aşikar olan kukla hükümet alimlerinin yardımları ile hazırlandığını söyledi.
Dahası Kur&amp;#39;an ve Sünnet hükümlerinde hilekarlık üzerine dayanan fetvalar ya da alimlerin yanlış fikirleri kuklaların elinde oyuncak haline gelecektir, El İsa&amp;#39;ya göre bunun nedeni toplumun bu yanlış fetvaları itiraz etmeksizin kabul edecek olmasıdır.
Suudi &amp;quot;bakan&amp;quot; ABD&amp;#39;ye Mürcie ideolojisini yayan Suudilerin daima &amp;quot;ılımlılık&amp;quot; ve İslam&amp;#39;a karşı savaşan kafirler ile &amp;quot;barış içinde birarada bulunma&amp;quot; prensiplerini savundukları konusunda güvence verdi:
O &amp;quot;Krallık ılımlılık, hoşgörü ve ötekilerle birarada bulunma prensipleri ile belirginleşen açık bir İslami hukuku takip eder&amp;quot; dedi.
El İsa Cihad ideolojisinin &amp;quot;yabancı bir düşünce&amp;quot; olduğunu ve &amp;quot;dışarıdan gelen&amp;quot; bir eğilim olduğunu söyledi:
&amp;quot;Krallığın son 100 yıldan uzun bir tarihi ılımlı yoldan herhangi bir sapma göstermemiştir...İslam barış dinidir. Diğer inançlar, kültürler ve medeniyetlerle birarada vardır...Kral Abdullah bu prensip üzerine dinler arası dialoğa çağırır&amp;quot; diye ekledi.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 14:36:40 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Yemen: Eğer oraya Şer'i hukuk getirilecekse, AYEK Mücahitleri Radda'dan çekilmeye hazır</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/19/7382.shtml</link>
<description>
Arap Yarımadasındaki El Kaide Mücahitleri (Ensar el-Şeria) Salih yönetimine iktidardaki rejimin hapishanelerindeki 400 Mücahitin serbest bırakılması karşılığında son zamanlarda serbestiyetine kavuşturulmuş Radda&amp;#39;dan savaşçılarını çekme teklifinde bulundu.
El-Kaidenin Radda (el-Bayza ilçesi) Emiri Şeyh Tarık al-Dahab kabile ara bulucularına eğer Salih rejiminin sözde &amp;#39;&amp;#39;geçiş hükümeti&amp;#39;&amp;#39; en az 400 mücahiti San&amp;#39;a daki kuklaların işkencehanelerinden serbest bırakırsa AYEK birliklerini ilçeden çekeceklerini söyledi. 
İsmini bildirmiyen kukla bir yetkili &amp;#39;&amp;#39; İslam Şer&amp;#39;i hukuk&amp;#39;unu uyguluyacak bir mahkeme talebinde de bulundular&amp;#39;&amp;#39; dedi.
Yemenli iktidar rejiminin Siyasal Güvenlik Kuruluşu istihbarat yetkilisi &amp;#39;&amp;#39; Aden, Shabwa ve Lahj...neredeyse bütün güney ve güneydoğu Yemendeki el Kaide mahkümları geçtiğimiz aylarda arkadaşları tarafından kurtarıldı. Veya (Hadramut&amp;#39;un ilçesi) Mukalla&amp;#39;da 22 Haziran 20011 de olduğu gibi, mahkümlar tünel kazarak kendi imkanlarıyla kaçtılar.
İsminin saklı kalmasını isteyen kukla istihbarat yetkilisi &amp;#39;&amp;#39;Fakat San&amp;#39;a da hala oldukca çok sayıda cihatı desteklemekte olan Müslüman mahküm var&amp;#39;&amp;#39; dedi.
Açıkcası, Mücahitlerin Şer&amp;#39;i Hukuk&amp;#39;un kurulması ve Salih rejiminin hapishanelerinden Müslüman mahkümların serbest bırakılması karşılığında kuvvetlerini Raddadan geri çekme teklifinde bulunmasıdaki asıl sebep buranın da sivillerin Yemenli kuklalar tarafından sonu gelmez bombalamalara maruz kaldığı ikinci Zincibar&amp;#39;a dönme korkusu olmuştur.
Lakin, el Kaide komutanlığının bu teklifi San&amp;#39;a daki istihbarat yetkilileri ve Salih rejimince reddedildi.
Rejimin üst düzey kukla yetkilisinin özet ifadesine göre &amp;#39;&amp;#39;Hükümet teröristlerin hapse atılmış faal elemanlarının serbest bırakılması taleplerine teslim olmayacaktır&amp;#39;&amp;#39;.
Bu arada, Mücahitler güney cephede de operasyonlarına devam etmekte. Nitekim, Xinhua&amp;#39;nın bildirdiğine göre Çarşamba sabahı, AYEK savaşçıları içerisinde yüksek düzey bir elebaşının olduğu araca güney liman şehri Aden&amp;#39;de saldırdılar.
Mobil Mücahit ekipi otomatik silahlarla Salih rejiminin güvenlik ve istihbarat elebaşısı General Gazi Ahmad Ali&amp;#39;in aracına evine dönüş yolunda Aden Üniversitesi yakınlarından geçerken yoğun ateş açtı. Ali mücizevi bir şekilde saldırıdan kurtuldu, iki koruması ciddi şekilde yaralandı.
&amp;#39;&amp;#39;Mücahitler, General Gazinin aracına dolu gibi kurşun sıktı fakat o kurtuldu, yara da almadı&amp;#39;&amp;#39; dedi rejimin güvenlik görevlilerinden biri.
&amp;#39;&amp;#39;Bu, Gaziye yapılan üçüncü başarısız girişim&amp;#39;&amp;#39; dedi ve &amp;#39;&amp;#39;olay Arap Yarımadasında bulunan el Kaide Mücahitleri tarzında&amp;#39;&amp;#39; diye ekledi.
Bu olay yerinden ayrılmadan önce mobil Mücahit ekipi yerel kukla güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya girdi.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 21:12:24 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Esed'in silahlı Alevi çeteleri 7 aylık bebeğin başını kestiler</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/17/7368.shtml</link>
<description>
Esad&amp;#39;ın silahlı alevi çeteleri dünyayı vahşetleriyle şok etmeye devam ediyorlar. Unutulmamalıdır ki Alevilik sözde-İslam, paganlık , batı kültleri ve Şii hikayeciliğinin karışımı olan geleneksel Şiilikten bir hiziptir.
&lt;a href=&quot;http://www.dailymail.co.uk/news/article-2086982/Syrian-soldier-decapitated-seven-month-old-boy-mother-finding-suspected-rebel-home.html&quot;&gt;Daily Mail&lt;/a&gt;&amp;#39;e göre Süriyeli ayaklanmacılara yardım ettiğinden kuşkulandıkları masum Müslümanlarla saldıran Özel Alevi Çetelerindeki müşrikler iğrenç suçlar işlemekteler.
Nitekim, 11nci Zırhlı Birliği Alevi çetesinden bir militan kendi elebaşısının 7 aylık bir bebeğin başını ailesinin önünde kestiğini iddia etti.
Bu olay müşriklerin Esed&amp;#39;in rejimine karşı mücadele verdiğinden şüphelendikleri bebeğin babasını evde bulamamalarından sonra meydana geldi.
Suriye rejiminin bu iğrenç suçu Batı medyası, özellikle de Britanyalı Daily Mail, tarafından rapor edildi.
Görgü şahitlerine göre, Alevi askeri elebaşı bebeği yere yatırdı, askeri bıçağını aldı ve dehşetler içerisindeki annesinin önünde küçük çocuğun kafasını ayırdı.Sonra çocuğun kafasını dış kapının üstüne astı ve eğer o adam yolundan vaz geçmezse aynısını başka bir çocuğa da yapacağını bağırdı.
Bebek öldürme olayı kuzeybatı Suriye de Cisr el Şurur&amp;#39;da geçen hafta oldu.
22 yaşındaki ,sadece Muhammed olarak bilinen, Alevi asker Sunday Times&amp;#39;a dedi: &amp;#39;&amp;#39;İşte o zaman ayrılma kararımı verdiğim andı. Ebediyen bu hatırayla yaşama mecburiyetinde kalacağım...Hiç hatırlamak istemiyeceğim işlerin içine girdik&amp;#39;&amp;#39;.
Şu da akıldan çıkarılmamalıdır ki daha önce de devrimci Suriyeden Alevi müşriklerince yapılan canavarlık hakkında raporlar eksik değildi.
18 yaşındaki Zeynep el Hüsnü Martta Alevi işkencehanelerinde ölen ilk kadındı.
Müşrikler tarafından bu müslüman bayan, bir aktivist ve ateşli bir Esed muhalifi olan erkek kardeşine baskı oluşturmak için yakalandı. Aleviler Humsda bir ayaklanma organize eden kardeşi Muhammedi teslim olmaya zorlamaya niyetlendiler.
Müşrikler telefon aracılığıyla Muhammedle irtibata geçtiler ve ona eğer Alevi karşıtı faaliyetlerini durdurursa kız kardeşinin serbest bırakılacağını söylediler.
Sonunda Muhammed bu ayın başlarında yakalandı. Şevval 15 (13 Eylül) de Aleviler oğlunun cesedini alması için annesini getirdiler. Öldürülmeden önce Muhammed vahşice işkence edilmişti - vücudunda çürükler, sıyrıklar, yanıklar ve silah yaraları vardı.
Ebeveynleri ne yazık ki aynı morgda kazara kızları Zeynep&amp;#39;in de cesedini buldular. Müşrikler kızın kafasını ve ellerini kesmişler ve vucud derisini yüzmüşlerdi.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 16:13:28 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Yemen: El Kaide mücahidleri başarı kazanıyor ve ülkenin merkezine doğru ilerliyor</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/17/7381.shtml</link>
<description>
AFP&amp;#39;nin kabile kaynaklarına dayanarak verdiği habere göre; Arap Yarımadası&amp;#39;ndaki El Kaide(AYEK) örgütünün mücahidleri, bir gece yarısı Güney Yemen kasabası Radda&amp;#39;ya kadar uzandı ve birkaç saat içinde kasabayı ele geçirdi.
Başkent San&amp;#39;a&amp;#39;nın 130 km. güneybatısındaki Radda&amp;#39;nın zapt edilmesi, AYEK&amp;#39;in siyasi kriz içindeki Salih rejimine karşı savaşında kazandığı yeni bir başarı oldu.
Radda, başkent San&amp;#39;a ve mücahidlerin kontrol ettikleri Abyan Emirliği ve Şebva Vilayeti&amp;#39;nin de aralarında bulunduğu güney bölgelerini birbirlerine bağlayan ana yola sadece 30 km. uzaklıkta yer alıyor(Şunu da belirtelim ki; AYEK birlikleri, Yemen&amp;#39;in güneyindeki diğer bölgelerde de oldukça aktiftir-KC).
Bir yerel kukla yetkili de, isminin gizli kalması şartıyla AFP&amp;#39;ye şöyle konuştu: &amp;quot;El Kaide kasabayı ele geçirdi ve şimdi oraya &amp;quot;de facto&amp;quot;(fiili) olarak resmen hakim.&amp;quot;
Kukla yetkili ayrıca, &amp;quot;hükümetin güvenlik kuvvetleri üslerine geri çekildi ve militanlar, kasabanın giriş-çıkışlarında kontrol noktaları kuruyorlar!&amp;quot; diye ekledi.
AFP, Radda&amp;#39;ya binden fazla AYEK mücahidinin giriş yaptığını bildirdi.
ZeeNews web sitesi de mücahidlerin Radda&amp;#39;ya, kasabaya hakim olan tarihi kale, bir cami ve okul da dahil olmak üzere hafta sonu zaptettikleri yedi noktadan girdiklerini belirtti.
Reuters ajansı da AYEK mücahidlerinin kalede tevhid bayrağı astıklarını ve El Kaide emiri Eymen ez-Zevahiri&amp;#39;ye bağlılık yemini ettiklerinin altını çizdi.
Bir yerel sakin, Reuters&amp;#39;e telefonda; &amp;quot;El Kaide, kalede kendi bayrağını yükseltti. Grubun üyeleri, Pazar günü akşam namazı sonrası Eymen Zevahiri&amp;#39;ye bağlılık yemini ettiklerini kasabaya anons ettiler.&amp;quot; şeklinde konuştu.
Mücahidler Pazar günü şehrin merkez polis binasını, cezaevini ve bazı resmi binaları ele geçirdi.
Yerel kabile ihtiyarlarının ifadelerine göre, içlerinde mücahdilerin de bulunduğu 150-200 civarında tutuklu salıverildi.
İki kukla gardiyan, olay yerinde öldürüldü. CBS&amp;#39;ye göre bir asker de yaralandı. AFP ajansı, Salih rejimine bağlı 10 askerin de esir edildiğini bildirdi.
Serbest kalan Müslümanlar da mücahidlere katıldılar ve onlardan silah edindiler. AYEK savaşçılar, roketatar ve makineli tüfeklere sahipler. Yemen Observer, mücahidlerin ağır silahlar da edindiklerini belirtti.
Şehri kukla yönetimin kalıntılarından temizlemeye yönelik düzenlenen operasyon, Pazar akşamı başladı ve Pazartesi günü seher vakitlerinde tamamlandı(16 Ocak/22 Safer). Kuklaların küçük grupları, kayda değer bir direniş göstermedi.
Yerel bir görgü tanığı, &amp;quot;neredeyse hiçbir çatışma yaşanmadı!&amp;quot;şeklinde konuştu.
Salih yanlısı kabile reislerinden birisi olan Ammar et-Teyri, kendisinin ve müttefiklerinin Salih rejimini, AYEK mensuplarının davranış ve eylemlerinden, bu kasabayı basıp zart etme niyetinde olduklarının belli olduğu konusunda uyardığını söyledi.
Et Teyri, milisleriyle birlikte mücahidlerin önünü kesecek bir grup oluşturmayı denediklerini ancak İslami savaşçıların buraya büyük bir kuvvetle geldiklerini ve en azından bu kasabada hükümetten daha güçlü olduklarını söyledi.
Şu anda Radda kasabasına yönetici olarak şehid şeyh Enver el Evlaki&amp;#39;nin kız kardeşinin eşi Emir Tarık ed-Dehab&amp;#39;ın atandığı öğrenildi.
Bazı yorumcular, Radda&amp;#39;nın 2012&amp;#39;de özgürleştirilmesiyle Zencibar&amp;#39;ın Mayıs 2011&amp;#39;de özgürleştirilmesi arasında bağlantı kuruyor ve bunu Arap Yarımadası&amp;#39;nda El-Kaide&amp;#39;nin genişlemesinin yeni bir evresi olarak değerlendiriyorlar.
Salih güçleriyle çatışmalar, Abyan Emirliği&amp;#39;nde de devam ediyor fakat mücahidler bu cephede de çatışmalardaki üstünlüğü açıkça ele geçirmiş durumdalar.
Batılı medya kurumları da kuklaların Abyan&amp;#39;daki perişan vaziyetleri hakkında yazıyorlar. Öyle ki Washington Post, Yemenli kuklaların ABD ve Suudi Arabistan yönetimlerinden aldıkları büyük desteğe rağmen durumun her geçen gün daha da kötüleştiğine dikkat çekiyor.
Zencibar&amp;#39;ı liman şehri Aden&amp;#39;e bağlayan harabeye dönmüş karayolu üzerindeki bir kontrol noktasında bekleyen kukla teğmen Abdül Muhammed Salih, &amp;quot;Burada, El Kaide denizindeki bir adada gibiyiz!&amp;quot;diye konuşuyor.
Mücahidler bugün, Yemen&amp;#39;in güneyindeki geniş alanları kontrolleri altında tutuyorlar. Bu bölgeler, batıya petrol sevkiyatının yapıldığı, stratejik öneme haiz bulunan deniz yollarının hemen yakınında yer alıyor.
AYEK şimdiden uzun dönemli planlarını ilan etti: Yemen&amp;#39;de bir İslam emirliği kurmak(2011&amp;#39;in Mayıs ayında Abyan Emirliği ilan edildi-KC) ve Arap Yarımadası boyunca harekete geçmek...
İşgalciler ve kuklaları, AYEK&amp;#39;in Yemen&amp;#39;i ABD&amp;#39;ye saldırı hazırlığı yapmak için bir üs olarak kullanacağı ve Suudi Arabistan&amp;#39;a doğru ilerleyeceğinden endişe etmektedirler.
The Washington Post, köprübaşının şimdiden şekillendiğini belirtiyor. Batılı bir gazeteci, kısa süre evvel Abyan&amp;#39;ı ziyaret etti ve mücahidlerin burada, her yerde olduğu gibi güçlü oldukları yönünde fikrini açıkladı.
Salih rejimi saflarında savaşan Ali el Katip isimli kukla asker, Zangibar&amp;#39;a doğru giden boş yola bakarak şöyle dedi: &amp;quot;Sadece bugün, bize üç kez saldırıda bulundular!&amp;quot; el Katip, konuşurken oldukça bitkin görünüyordu.
Karayoluna 1 milden daha az bir mesafede ise daha evvel bir ara mücahidlerin eline geçmiş olan El Vahda futbol stadı yer alıyor. Orada aynı zamanda, bir süredir mücahidlerin saldırılarına maruz kalan 25.mekanize tugayının bir askeri üssü bulunuyor.
AYEK taktik gereği hem stadyumu hem de askeri üssü terk edip Zencibar&amp;#39;a gerçi çekilmiş. Bu, Salih&amp;#39;in birliklerine emirliğin merkezine kadar ilerleme fırsatı vermiş. Mürted rejimi, bunu bir zafer olarak adlandırmış ve 11 Eylül gecesi, her ne kadar kuklaların şehrin içine giremedikleri ortaya çıksa da Zencibar&amp;#39;ın ele geçirildiğini ilan etmiş.
Mücahidler, Zencibar&amp;#39;a ve Abyan&amp;#39;ın içlerine kadar çekilerek kuklaları bir tuzağın içine çekmişler. Böylelikle cephe hattını önemli bir aralığa çekerek Salih rejimi güçlerini tedricen zayıflatmaktadırlar.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 00:25:51 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İMKANDER Genel Başkanı: Yeni suikastlere karşı uyarıyoruz</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/15/7367.shtml</link>
<description>
Çeçen liderlere yönelik yeni suikast girişimlerine karşı uyarıda bulunan İMKANDER Genel Başkanı Murat Özer, Yeni Akit Gazetesi&amp;#39;ne konuştu.
Yeni Akit Gazetesi&amp;#39;nden Hüseyin Kulaoğlu&amp;#39;na konuşan Özer, bugün çeşitli haber organlarında da iktibas edilen röportajında Hükümet Yetkililerine bir kez daha seslendi.
Çeçenler başta olmak üzere Kafkasyalı muhacirlere yardım çalışmalarıyla adını duyuran İnsanı Müdafaa ve Kardeşlik Derneği (İMKANDER) Başkanı Murat Özer, Çeçenistan&amp;#39;da Ruslara karşı bağımsızlık mücadelesi veren ve Türkiye&amp;#39;ye iltica eden Çeçenlere yönelik yeni suikastlar olabileceğini söyledi. Rus ajanları tarafından İstanbul&amp;#39;da bu zamana kadar toplam 4 suikastta 6 Çeçenin öldürüldüğünü hatırlatan Özer, bu olayların ardından devletin Çeçenleri korumak ve sahiplenmek adına hiçbir girişimde bulunmadığını belirtti.
3 Çeçenle İlgili İddianame Bile Hazırlanmadı
Zeytinburnu&amp;#39;nda Çeçen komutan Berkhazh Musaev (Komutan Hamzat), Rustam Altemirov ve Zavrbek Amriev&amp;#39;in son olarak Eylül ayında suikasta uğradığını hatırlatan Başkan Özer, bu konuda gerekli yasal sürecin son derece yavaş ilerlediğini ve hatta üzerinin örtülmeye çalışıldığını vurguladı. Suikastları Rus ajanlarının yaptığının ortaya çıktığını söyleyen Özer, bütün bunlara rağmen bu zamana kadar bu konuda iddianame bile hazırlanmadığını belirtti.
Devlet, Çeçenlere Yönelik Suikastların Peşine Düşmelidir
Suikastların üzerine gidilmezse yeni suikastların da gerçekleşebileceğine işaret eden Başkan Murat Özer; &amp;quot;Şu anda Türkiye&amp;#39;de yaşayan Çeçenler, Rusya&amp;#39;nın tehdidine ve isimlerinin işbirlikçi Ramazan Kadırov&amp;#39;un ölüm listesinde bulunmasına rağmen hiçbir şekilde korunmuyorlar. Çeçenler, korunmamalarından ziyade imkansızlıklar halinde yaşamak zorunda kalıyorlar. Devlet, acilen Çeçenlere yönelik suikastların peşine düşmeli ve Türkiye&amp;#39;deki Çeçenlere hiç olmazsa mültecilik statüsü vermelidir. Ama şu anda Çeçenler maalesef mülteci statüsünde bile değiller&amp;quot; dedi.
Hiç Olmazsa Çeçenlerin Oturum İzinlerini Yenileyin
Çeçenlerin mülteci statüsünde olmadığından dolayı her sene oturumlarının yenilendiğini ifade eden Murat Özer: &amp;quot;Direniş Çeçenistan sınırlarını aşarak tüm Kafkasya&amp;#39;ya yayıldığı için Türkiye&amp;#39;ye Çeçenlerin dışında Çerkes, Türk ve Dağıstan halklarından çok sayıda kadın ve çocuk gelmeye devam ediyor. Bu kişiler, rahatlıkla Avrupa&amp;#39;ya gidebilirler. Avrupa&amp;#39;da mültecilik alabilir, sağlık ve eğitim haklarına sahip olabilir ve rahat yaşayabilirler. Oysaki onlar Müslüman bir toplum olduğu için Osmanlı torunu olarak gördükleri Türkiye&amp;#39;ye geliyorlar. Biz ise kardeşlerimize ne yazık ki, iltica hakkı dahi vermiyoruz&amp;quot; dedi. Özer, ülkemize yeni gelen Çeçen ve Kafkasya kökenli muhacirlere oturum izninin henüz verilmediğini ve İçişleri Bakanlığı&amp;#39;nda izinlerin beklediğini söyledi.
Direniş Bittiyse, Yetimler Niye?
Çeçenistan&amp;#39;ın Rus destekli Devlet Başkanı Ramzan Kadırov&amp;#39;un Türkiye medyasında yer alan beyanatlarını da değerlendiren İMKANDER Başkanı Murat Özer, Kadırov&amp;#39;un &amp;quot;Cihad yok dans var&amp;quot; sözlerine cevap verdi.
KADIROV GÜZEL DANS EDECEK
Özer: &amp;quot;Rus işbirlikçisi hain Kadırov kendi tıynetine uygun konuşmuş. O Putin&amp;#39;in Çeçenistan&amp;#39;dan çalıp götürdüğü milyarlarca dolardan geriye kalan ve kendi önüne attığı paralarla partiler verirken, mücahidlerin hanımlarına akıl almaz işkenceler yapmaya devam ediyor. Batılı insan hakları örgütleri hatta Rusya&amp;#39;daki STK&amp;#39;lar dahi Kadırov&amp;#39;un ne kadar vicdansız ve zalim olduğunu söylüyorlar. Eğer sözünü ettiği gibi, Kafkasya&amp;#39;da cihad bittiyse, bizim ilgilenmeye çalıştığımız bunca çocuğu kim yetim bıraktı. Kendisi dans edebilir. Fakat bilsin ki, zulüm ebediyyen sürmez. Bin Ali&amp;#39;ye, Mübarek&amp;#39;e bakıp ibret alsın. Rusya işgal ettiği topraklardan çekilmek zorunda kaldığında, o zaman Kadırov güzel dans edecek. O günü sabırla bekliyoruz&amp;quot; dedi.
Kaynak: Yeni Akit&lt;b&gt;
&lt;/b&gt;&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sun, 15 Jan 2012 15:49:25 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>El Kaide Mücahidleri Yemen başkenti yakınındaki kasabayı ele geçirdi</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/15/7364.shtml</link>
<description>
Batı basın kuruluşlarının yerel kukla yetkililer ve yerel vatandaşlara dayanarak verdikleri haberlere göre Arap Yarımadası El Kaide (AYEK) Birimleri Yemen&amp;#39;in başkenti Sana&amp;#39;a ya 170 km. uzaklıkta bulunan Radda kasabasını ele geçirdi.
Mücahidler El Baydah vilayeti kasabasına Pazar gecesi girdi ve kasabanın tarihi bölümünü ve bir camiyi ele geçirdi. Silahlı yerel kuklalar az bir direniş gösterdi.
Batı basın kuruluşları Ali Abdullah Salih&amp;#39;in diktatörlüğüne karşı ülkedeki isyan 1 yıldır devam ederken AYEK&amp;#39;in bir diğer başarısının ülkede ki El Kaide etkisinin artması demek olduğunu yazdı.
Radda&amp;#39;nın ele geçirilmesi ile El Kaide kontrolünü Abyan güney vilayetinin dışına genişletti.
 
Güneydeki aynı Abyan vilayetinde 2011 Mayıs ayının sonunda bu yana AYEK Mücahidleri ile Salih rejimi birlikleri arasında çatışmalar yaşanıyor. Mücahidler vilayetin başkenti Zincibar dâhil vilayetin birkaç kasabasını ele geçirdi. Zincibar&amp;#39;da kontrolü sağladıktan sonra AYEK Mücahidleri Abyan İslam Emirliği&amp;#39;ni ilan etti ve dikkatlerini önemli bir liman şehri olan Aden&amp;#39;e çevirerek Yemen&amp;#39;in komşu vilayetlerinde varlıklarını sistematik olarak genişletmeye başladı.
Eylül ayında, Salih rejimi Zincibar&amp;#39;ın büyük bölümünü ele geçirmeyi başardıklarını ilan etti ancak bunun bir yalan olduğu ortaya çıktı.
Şehir halen AYEK Mücahidlerinin kontrolü altında bulunmaktadır. Başlıca silahlı çatışmalar Zincibar&amp;#39;ın doğu banliyölerinde şehre birkaç km. mesafede bulunan 201. Motorlu Tugay üssü yakınında meydana gelmektedir.
AYEK Mücahidlerine karşı savaşan sadece Salih rejimi birlikleri değildir ayrıca Suudi Arabistan ve Amerika Birleşik Devletleri de savaşmaktadır. Amerikalılar faal olarak uçak ve insansız uçaklar kullanıyor ve özel birlikler kullanıyor.
Suudiler ise zırhlı araçlar, ağır silahlar ve toplarla, yakıt, yiyecek ve özel kuvvet birilikleri ile Salih birliklerine yardım ediyor.
Bu arada, yaklaşık 60,000 kişilik Radda sakinleri Mücahid savaşçı birliklerinin Emir Tarık El Dahab liderliğinde olduğunu söylüyor. O daha önce Irak&amp;#39;ta Cihada katılmayı denemiş ancak Suriye Alevi rejimi tarafından yakalanmış ve Salih&amp;#39;e teslim edilmişti.
Emir El Dahab Batı basınına göre 2011 Eylül ayında Caaf vilayetinde Şehid düşen (İnşha&amp;#39;Allah) Şeyh Enver El Evlaki&amp;#39;nin bir oğludur.
Yemen Sosyalist Partisi başkan yardımcısı Yahya Ebu Usba Salih rejimi güvenlik kuvvetlerinin Mücahidleri durdurmak için &amp;quot;çok az şey yaptığını&amp;quot; söyledi.
Sosyalist lider AYEK Mücahidlerinin yakında başkent Sana&amp;#39;a yakınında bulunan petrol zengini Marib vilayetini ele geçirmeyi planladığı konusunda uyarıda bulundu.
Salih rejiminin kukla yetkilileri Radda&amp;#39;nın özgürleştirilmesi hakkında acele bir yorum yapmadı.
Bu arada &lt;a href=&quot;http://www.google.com/hostednews/afp/article/ALeqM5g462PVZ9UrZcUIIX9vC8f_toCLaA?docId=CNG.b55e62b1849467d932ccf3eb6b36cb49.4d1&quot;&gt;AFP&lt;/a&gt;&amp;#39;nin bildirdiğine göre Yemenli ve Suudi kuklalarının aralıksız top atışları ve hava bombardımanı yüzünden evlerini terk etmek zorunda kalan Güney Yemen halkı evlerine geri dönebildi. Salih rejimi ve Suudiler Abyan&amp;#39;da ki El Kaide mevzilerini bombaladıklarını iddia etti ancak gerçek bombardımanlarda sivil insanların oturduğu konutların, hastanelerin ve hatta camilerin hedef alındığıdır.
Ve ancak bugün, 8 ay sonra Müslümanlar onların güvenliklerini sağlayan El Kaide Mücahidlerinin eşliğinde evlerine geri dönebildiler.
Abyan İslam Emirliği başkenti Zincibar&amp;#39;ın bir sakini olan Nayef Jabari &amp;quot;daha önceki üç başarısız girişimden sonra nihayet şehre girmemize müsaade edildi&amp;quot; dedi.
Jabari &amp;quot;biz şehre girerken Ensar El Şeriat Savaşçıları bize eşlik ettiler&amp;quot; dedi.
 
Jabari&amp;#39;ye göre Zincibar Yemen ve Suudi kuklaların bombardımanı sonucu neredeyse tamamen yıkıldı. Jabari Arap Yarımadası El Kaide Mücahidlerinin (yani Ensar El Şeriat) Müslümanlara yakın gelecekte su ve elektrik sağlamaya söz verdiğini söyledi.
Zincibar&amp;#39;ın bir başka sakini Qais Mohammamed Mücahidler bizi &amp;quot;hoş karşıladı&amp;quot; dedi.
 
AFP&amp;#39;ye göre, kimliği gizli bir kukla güvenlik yetkilisi eğer Müslümanlar bombardımanı durdurmamızı istiyorlarsa Ensar El Şeriat&amp;#39;ı şehirden &amp;quot;sürmeleri&amp;quot; gerekmektedir. Ne var ki yereller bunu istemiyorlar, dedi.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sun, 15 Jan 2012 13:44:02 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Şeyh El Makdisi Ürdün'de yeniden tutuklandı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/10/7363.shtml</link>
<description>
Hem &lt;a href=&quot;http://cihad.biz/forum/showthread.php?p=307&quot;&gt;İslami&lt;/a&gt; hem de &lt;a href=&quot;http://www.washingtonpost.com/world/middle-east/jordan-upholds-prison-sentence-for-mentor-of-al-qaida-leader-slain-in-iraq/2012/01/04/gIQAjhTDaP_story.html&quot;&gt;batılı&lt;/a&gt; çeşitli haber kaynaklarına göre Ürdünlü mürtedler en tanınmış Selefi İslam âlimlerinden biri olan Şeyh Ebu Muhammed El Makdisi&amp;#39;yi bir kez daha tutukladılar.
Ürdünlü putperestler, İslam âlimini bir kez daha Cihadı desteklemekle suçladı ve onu 5 yıl hapis cezasına &amp;quot;çaptırdı&amp;quot;.
1 yıllık hapislikten sonra Kasım 2011 başlarında Şeyh El Makdisi&amp;#39;nin serbest bırakıldığını hatırlayalım.
 
Daha evvel, &amp;quot;Ürdün adalet bakanlığı&amp;quot;ndan haber kaynakları yönetimdeki sözde &amp;quot;yüksek millet meclisinin&amp;quot; 100 Selefi mahkûmun serbest bırakılmasını emrettiğini bildirmişlerdi.
Karar 1432 Kurban Bayramı nedeniyle hafta sonu öncesi son çalışma gününde alınmıştı. &amp;quot;Mahkeme&amp;quot; başkanı ve diğer üyeleri tüm mahkûmların serbest bırakılacakları onaylamıştı.
Ancak, tam olarak 2 ay sonra mürtedler düşüncelerini değiştirdi ve Şeyh Makdisi&amp;#39;yi bir kez daha tutukladılar.
 
İslam âliminin ve Filistin uyruklu diğer 3 Ürdünlünün mahkemesi yasa dışı bir &amp;quot;askeri mahkemede&amp;quot; yapıldı. Iyad El Kunaibi ve Ebu R-Rub suçlu bulunmadı. Ancak Şeyh El Makdisi &amp;quot;suçlu&amp;quot; bulundu. Şeyh Makdisi&amp;#39;nin avukatı karara itiraz etti ancak itiraz reddedildi.
 
Ürdün&amp;#39;ün günlük gazetesi El-Sabil ile röportajında El Makdisi şöyle söyledi: &amp;quot;Beni ölüm cezasına bile çaptırsanız ne dinimden ne Mücahidleri desteklemekten vazgeçmeyeceğim.&amp;quot;
 
Şeyh onu yargılayan ve &amp;quot;cezaya çaptıran&amp;quot; mürtedlere dönerek şöyle söyledi:
 
&amp;quot;Siz Zeynel Abidin (Tunus diktatörü Ben Ali) ve Kaddafi&amp;#39;ye zaten sırt çeviren Amerikalılarla kalacaksınız ve biz de Cihad savaşçılarımızın yanında kalacağız...
Bu cezayı bekliyordum çünkü yargıçlar hangi dini ikrar ettiğimi ve hangi inanca bağlandığımı biliyorlar. Yaşadığım müddetçe Hakka hizmet edeceğim...&amp;quot;
2010 yılında Şeyh Ebu Muhammed El Makdisi Ürdünlü Müslümanları Afganistan İslam Emirliği&amp;#39;nde ki Cihada katılmaya çağırdığı için &amp;quot;terörist komplosu&amp;quot; suçlamalarıyla hapis cezasına çaptırıldı.
Aslı ismi İssam İbn Muhammed İbn Tahir El Barkavi olan Şeyh Ebu Muhammed El Makdisi Filistin kökenli bir Ürdünlüdür.
O Kuveyt, Irak ve Arabistan&amp;#39;da bulundu ve 1980 de Mücahid eğitim kamplarına Pakistan&amp;#39;a gitti ve orada İslami dersler okudu ve ilk kitabını yayınladı.
Şeyh El Makdisi 20 yıldır Ürdün&amp;#39;de ki Selefi hareketin başkanlığını yapmaktadır. Modern Selefi hareket ve Cihadın kurucularında biridir.
Onun kitapları ve denemeleri İslam Ümmetinin Selefi Salihinin itikadı üzerine inşa edilen bu hareketin inançlarını ve ideolojisini açık bir şekilde formüle eder ve açıklar.
 
Şeyh El Makdisi Cihad takipçileri arasında dünya çapında yetkili bir dini otorite ve manevi lider olarak kabul edilmiştir.
 
O 2006 yılında Irak&amp;#39;ta Şehid düşen (İnşha&amp;#39;Allah) Irak El Kaide&amp;#39;si Emiri Ebu Musab El Zerkavi&amp;#39;nin manevi lideridir. 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra Şeyh El Makdisi bu tür saldırıların Şeriat kanununa göre meşru olduğu ile ilgili bir fetva yayınladı.
Şeyh El Makdisi İslami Mağrip El Kaide Emiri(İMEK) Ebu Musab Abd El Wadud ve Kafkasya Emirliği Kadısı Seyfullah Anzor Astemirov (Şehid, İnşha&amp;#39;Allah) ile aktif yazışmalarda bulundu. Sürekli olarak Emir Dokku Ebu Osman&amp;#39;ı şahsen ve Kafkas Mücahidlerini destekleyen fetvalar yayınladı.
 
Batılı uzmanlara göre Şeyh El Makdisi&amp;#39;nin websitesi Minbar El Tevhid Ve&amp;#39;l Cihad 2003 yılında beri küresel Selefi hareketinin ana platformlarından biri oldu.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 14:13:25 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>El Kaide Müslümanları Arap Baharı'nı şanlı bir şekilde neticelendirmeye çağırdı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/10/7365.shtml</link>
<description>
Dünya çapında &amp;quot;Cihad tehdidini&amp;quot; gözlemleyen &lt;a href=&quot;http://www.memri.org/content/en/main.htm&quot;&gt;MEMRI&lt;/a&gt; portalı Arap Yarımadası El Kaide (AYEK) Bilgi Departmanı El Malahim Medya&amp;#39;nın AYEK Şeyh Müftüsü El İbrahim Rubayş&amp;#39;in Arap dünyasındaki mevcut olaylara adadığı 28 dakikalık bir ses kaydını yayınladığını yazdı.
 
Şeyh El Rubayş Arap Baharı&amp;#39;nın başarılı bir sonucu olması durumunda Müslümanlar tarafından elde edilecek faydalar üzerine odaklandı. Şeyh, Müminleri başlatılan işi tamamlamaya ve şanlı bir şekilde neticelendirmeye çağırdı.
 
Şeyh El Rubayş Arap devrimlerinin en büyük avantajlarından birinin Amerika Birleşik Devletleri&amp;#39;nin zayıflığını ve tükenmişliğini göstermesi olduğunu vurguladı.
 
Şeyh&amp;#39;e göre Amerika her türlü çabalarına rağmen Arap rejimlerindeki kuklalarına yardım edemedi. ABD tüm Arap dünyasındaki diktatörleri düşerken &amp;quot;hazırlıksız yakalandı&amp;quot; ve sadece buna tanık oldu.
 
Şeyh El Rubayş şu üç faktörden dolayı ABD&amp;#39;nin bölgede güçsüz olduğunu söyledi: Irak ve Afganistan&amp;#39;da fiili mağlubiyetleri, Amerika Birleşik Devletleri&amp;#39;nin özgürlük adına yaptığı ikiyüzlü çağrılar son on yıl gösterdiği gibi Müslümanlar için geçerli olmadığının ortaya çıkması ve Mısır&amp;#39;daki Mübarek rejimin düşüşünden en çok etkilenen Amerika Birleşik Devletleri ile insana dayalı istihbarat paylaşımında uzun bir süredir işbirliği içinde bulunan Mısırlı kuklaların olması ve kendi istihbarat ağlarının başarısız olması.
Şeyh El Rubayş Afganistan ve Irak&amp;#39;ta k Cihadın oynadığı rolün Arap devrimleri için dayanak olduğunu vurguladı.
AYEK Müftüsüne göre, Arap dünyasındaki protestolar ve isyanlar 10 yıl önce olsaydı ABD isyanların meydana geldiği ülkeleri kendi çıkarları ve &amp;quot;İsrail&amp;#39;in&amp;quot; çıkarlarını korumak bahanesi adı altında muhtemelen işgal etmiş olacaktı. Ancak, Mücahidlerin elinden aldığı yenilgiden sonra ABD ekonomik bir kriz dönemine girdi. Şimdi, şansı varken Müslüman ülkeleri işgal etmediğinden dolayı muhtemelen pişmandır.
Şeyh El Rubayş Arap devriminin diktatörlerin silah kullanmaksızın mağlup edilebileceğini ispatladığına dikkat çekti ve şöyle söyledi: sadece kazanma arzusuna ihtiyacımız var.
 
AYEK müftüsü devrimlerden gelen bir diğer faydanın çok sayıda Müslümanın hapishanelerden serbest bırakılmasına neden olması olduğunu söyledi. Buna ilaveten, protestoların kapladığı ülkelerin Müslüman nüfuslar dinlerini uygulamak için özgürlük ve kurtuluş nefesi hissettiler; özellikle Tunuslu kadınlar artık kamuoyu içinde hicab (başörtüsü) giyebiliyor; Mısırlı Cemaat Mısır&amp;#39;da İslam&amp;#39;ın yükselişi nedeniyle &amp;quot;ikinci bir kanat&amp;quot; buldu.
 
Ancak, Şeyh El Rubayş&amp;#39;in sözlerine göre İslami Devrimin sahadaki İranlı ajanların yardımıyla bastırılma tehlikesi vardır.
Şii grubu Hizbullah ve Arap ülkelerindeki diğer unsurları Suriye&amp;#39;deki Sünni isyana karşıdır. AYEK müftüsü diğer yandan İran&amp;#39;ın Bahreyn&amp;#39;de Şii gösterileri ve Suriye&amp;#39;de de Esad Alevi rejiminin Sünnilerin protestolarını bastırması için Esad rejimine yardım sağlayarak desteklediğini ve böylece ikiyüzlülüğünü ortaya koyduğunu söyledi.
Ayrıca Yemen&amp;#39;deki Şii kabilesi Husi&amp;#39;de İran&amp;#39;da ki yöneticileri gibi Yemen devrimine karşı ikiyüzlülüğünü göstermiştir. Özellikle Dammaj kasabasında Salih yönetimine karşı Müslümanların isyanı sırasında Müslümanları öldürmesi bunun bir delilidir.
Şeyh başlangıçta kendilerini Müslüman kitlelerin devriminden uzak tutan ve sonra Arap devriminin gerçek potansiyelinin farkına varan ve devrimi destekleyen Yemen&amp;#39;deki demokrasi yanlısı muhalefet bölümüne karşı ihtiyatlı kelimeler söyledi. Şeyh El Rubayş demokrasi yanlısı muhaliflerin tıpkı Salih iktidarı gibi aynı yolda olduklarını ve kendilerini Amerika&amp;#39;ya sattıklarını söyledi ve demokrasi yanlılarını destekleyen Müslümanları uyardı.
 
Mısır ve Tunus&amp;#39;un geleceği hakkında ki konuşmasında AYEK Müftüsü bu ülkelerdeki Müslüman halkları daha ileri gitmeye, mürted yönetimlerin devrilmesi ile durmamaya ve bölgede İslam tam bir zafer kazanana kadar devrime devam etmeye çağırdı. Şeyh El Rubayş Müminlere uyanık olmaya ve Amerika Birleşik Devletleri&amp;#39;nin yönetici elit arasındaki ajanları yoluyla bu ülkelere etki etmesine müsaade etmemeye çağırdı.
Müftü Kuzey Afrika (Cezayir ve Fas) Müslümanlarını Arap Yarımadası&amp;#39;nda Libya ve Mısır&amp;#39;daki kardeşlerini örnek alarak, diktatör rejimlerine karşı isyan etmeye çağırdı. Tüm Müslümanlara hitabende onları birlik olmaya ve Mücahidleri desteklemeye çağırdı.
 
Konuşmasının sonunda Şeyh El Rubayş Mısır, Tunus ve Libya&amp;#39;ya değindi. Şeyh&amp;#39;e göre Allah düşmanı yok ederek işaretini gösterdi ve bu yüzden saflarını güçlendirmeleri gerekmektedir ve farklı Cihad cephelerinde yer alan savaşçılar arasında daha etkili işbirliği içinde çalışmaları gerekmektedir. Ayrıca coğrafik olarak kendilerine en yakın olan yerlerdeki askeri operasyonlara katılmaları gerekmektedir.
 
Bu, Mücahitlere aynı anda bütün yönlerden Mısır&amp;#39;a ihtişamla yürüyecek kuvvetli  tek bir ordu kurma imkanı verecekti.
 
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 13:55:05 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Taliban'dan 'müzakere' açıklaması </title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/04/7345.shtml</link>
<description>
Taliban, görüşmeler için Katar&amp;#39;da ofis açmaya hazır olduğunu doğruladı. Taliban&amp;#39;ın sitesinde yayınlanan açıklamada, &amp;quot;Bir anlaşmaya varabilmek için, yurtdışında bir politik ofis açmaya hazırız&amp;quot; denildi.
Taliban, müzakereler için Katar&amp;#39;da ofis açmaya hazır olduğunu doğruladı. Bu çerçevede taraflarla ön anlaşma yapıldığı belirtildi.
Taliban&amp;#39;ın internet sitesindeki açıklamada, &amp;quot;Şu anda biz, ülkedeki güçlü varlığımızın yanı sıra, diğer uluslarla bir anlaşmaya varabilmek için, yurtdışında bir politik ofis açmaya hazırız.&amp;quot; denildi.
Taliban&amp;#39;ın açıklamasının tam metni şöyle:
&amp;quot;Taliban İslami hareketinin, Afganistan&amp;#39;da İslami bir sistem kurmak, adaletsizliğin kökünü kazımak, uyuşturucu sorununu kökünden halletmek, güvenliği güçlendirmek ve ulusal birliği sağlamak için yola çıktığı açık bir gerçekliktir. Allah&amp;#39;ın izniyle, çok kısa bir sürede, ulusun destek olması ve fedakarlıklarıyla, çöküntüyü kökünden halletmeyi, başkentte ve bazı vilayetlerde İslami hükümetler kurmayı başardı.
Yıllar süren anlaşmazlıkları ve bölünmeleri bütün ülkede neredeyse tümüyle ortadan kaldırdı ve ülkenin yüzde 95&amp;#39;ini merkezi hükümetin kontrolüne soktu. Afganistan İslam Emirliği her zaman için, sorunları karşı tarafla, müzakereler yoluyla çözmeye çalıştı.
On yıldan beri ülkede süregelen bu sorun iki temel unsur arasında olmuştur: Bir yanda Afganistan İslam Emirliği, diğer yanda Amerika Birleşik Devletleri ve onun yabancı müttefikleri.
Afganistan İslam Emirliği&amp;#39;nin başından beri duruşu; Afganistan işgalini sona erdirmek ve Afganların, kimseyi tehlikeye sokmayacak şekilde, kendi seçecekleri bir İslami hükümeti kurmalarına izin verilmesi yönünde olmuştur.
Afganistan İslam Emirliği, diğer uluslara da duruşunu açıkça ortaya koymuş, Amerika&amp;#39;nın yönetimindeki müttefik ülkelerin, isteklerini yerine getirmek için hiç bir zaman Afganlara, güç kullanarak zorla boyun eğdiremeyeceklerini ısrarla söylemiştir.
Şu anda biz, ülkedeki güçlü varlığımızın yanı sıra, diğer uluslarla bir anlaşmaya varabilmek için, yurtdışında bir politik ofis açmaya hazırız. Ve bu bağlamda Katar ile ve ilgili diğer taraflarla bir ön anlaşma yaptık.
İslam Emirliği ayrıca, Guantanamo&amp;#39;daki tutuklularının da takas esasında serbest bırakılmasını istedi.
Bunun dışında, bazı haber ajansları ve batılı yetkililerin, müzakereler konusunda yaptığı kafa karıştırıcı haberler ve açıklamaların bir gerçekliği yoktur. Afganistan İslam Emirliği bu haberleri şiddetle reddetmektedir.
&lt;i&gt;Afganistan İslam Emirliği&amp;quot;&lt;/i&gt;
&lt;i&gt;Kaynak: PRESS MEDYA&lt;/i&gt;
Kavkaz Center
</description>
<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 14:09:08 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>ABD beklenmedik bir şekilde Taliban'ın Amerika'nın bir düşmanı olmadığını ilan etti</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2012/01/02/7346.shtml</link>
<description>
İslam Emirliği Mücahidleri &amp;quot;artık Washington&amp;#39;un düşmanı değil.&amp;quot; Amerikan basın kuruluşları bu beklenmedik açıklamanın ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden tarafından yapıldığını bildirdi.
&amp;quot;Taliban aslında düşmanımız değildir, dedi.- Bu hayatidir. Devlet başkanımız Taliban&amp;#39;ın düşmanımız olduğu şeklinde herhangi bir politik iddia içeren tek bir açıklama yapmadı. Aslında, Taliban kötü çocukları (ABD&amp;#39;ye göre başlıca kötü çocuk El Kaide ve Allah&amp;#39;ın Şeriatını kurma yanlısı olanları kast ediyor) bizden uzak tutarak onların bize zarar vermesini engelleyerek, sonra bizim için sorun olmalarını engelleyerek bizimle iş birliği yapıyor ve Taliban mevcut hükümeti (Karzai rejimi kastediyor) çökertmeye muktedir olabilir.
Afgan kuklaların elebaşı Hamid Karzai bu açıklamayı oldukça olumlu karşıladı. Her ne kadar daha önce Taliban Mücahidleri tekrar tekrar Afganistan&amp;#39;dan yabancı saldırganlar geri çekilene kadar hiç bir görüşmenin olmayacağını söylese de Karzai şimdi Taliban Mücahidleriyle &amp;quot;oturup&amp;quot; &amp;quot;sorunları çözmenin&amp;quot; daha kolay olacağını söyledi.
Amerikan kuklası Karzai &amp;quot;Amerikan hükümetinin Taliban&amp;#39;ın düşmanları olmadığını açıklamasına çok sevindim. Bu mesajın Afganlıların barış ve istikrara ulaşmalarına yardım edeceğini umarım &amp;quot;diye ilan etmede acele etti.
Bir sene kadar önce Joe Biden&amp;#39;ib Pakistan ziyareti sırasında benzer şeyler söylediğini ancak o zaman genel olarak İslam&amp;#39;dan bahsettiğini hatırlatalım:
&amp;quot;Pakistan toplumunda Amerika&amp;#39;nın İslam ve takipçilerine saygısızlık yaptığını ifade eden bazı bölümler var. Biz İslam düşmanı değiliz ve bu büyük dinin uygulamalarını ülkemizde yerine getiren kişileri kucaklıyoruz. İslam Amerika Birleşik Devletleri&amp;#39;nde en hızlı büyüyen dindir&amp;quot; demişti 2011 Ocak ayında.
Bu bağlamda pek çok gözlemciye göre Afganistan Mücahidleri tarafından yenilgiye uğratılan ABD görünüşü kurtarmak için ülkeden çekilmenin bazı yollarını aramakta olduğundan bahsedelim.
Bu yüzden Washington ya &amp;quot;Taliban ile müzakereler&amp;quot; hakkında ya da &amp;quot;Katar&amp;#39;da Taliban&amp;#39;ın ofisi&amp;quot; hakkında veya İslam Emirliği Mücahidleri ile &amp;quot;işbirliği&amp;quot; hakkında periyodik olarak dedikodular yaymaktadır.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Mon, 02 Jan 2012 18:10:48 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Protestolar Suriye geneline yayılırken çatışmalar çıktı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2011/12/31/7340.shtml</link>
<description>
Suriye hükümetine karşı yeni protestolarda yüzbinlerce gösterici ülke genelinde sokaklara akın ederken protestolar sırasında en az 32 kişinin öldürüldüğü bildirildi.
Aktivistler Cuma günü yaşanan ölümlerin ülkedeki Arap Ligi gözlemcilerinden cesaret alan protestoların olduğu Cuma namazı sonrası Müslümanların sokaklara çıktığı sırasında yaşandığı söyledi.
İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemcileri aylar içinde yapılan en büyük gösteriye 1 milyondan fazla insanın katıldığını söyledi.
Göstericiler Suriye genelinde 18 farklı vilayette meydanlara çıktı. En büyük gösterilerden biri başkent Şam yakınında gerçekleştirildi. Aktivistler tüm şehir sakinlerini şehir merkezine ulaşmaya çağırdı. Şam&amp;#39;da, protestocular pek çok şehir sakinine göre güvenlik kuvvetleri tarafından göz yaşartıcı gazlarla karşılandı.
Cuma günü Şam&amp;#39;ın Douma mahalinde göstericiler ve güvenlik kuvvetleri arasındaki çatışmaların bir tanığı olan Ömer Hamza hükümet yetkililerinin şehrin bir camisinde toplanan protestoculara ateş açtığını söyledi.
O &amp;quot;şimdiye kadar 100&amp;#39;den fazla insanın yaralandığını&amp;quot; söyledi. &amp;quot;Bugün Douma&amp;#39;da ki durum çok kötü&amp;quot; dedi..
Şiddet, Devlet Başkanı Beşar Esad&amp;#39;ın şiddeti sona erdirecek olan barış planını uygulayıp uygulamadığını kontrol etmek için Arap Ligi gözlemci ekibinin Suriye&amp;#39;de görevini sürdürdüğü sırada geldi.
Cuma günkü protestocular gözlemcilere gerçek durumu göstermek için ve hikayelerinin duyulması için isteklilerdi ancak bazı sakinler konuşmak için fazlaca tereddütlüydü.
Anlaşmanın bir parçası olarak gözlemciler Suriyeli güçlerce takip edildi, ki onlar gözlemcilerin güvenliklerinden sorumluydular. Nitekim bazı sakinler kendilerini gözlemcilerin ve Suriyeli yetkililerin gözleri önünde konuşma özgürlüğüne sahip hissetmediler.
Muhalefet, gözlemcilerin varlığını Esad&amp;#39;a daha çok uluslararası sansür ve yaptırımdan kaçınması için zaman kazandıran bir saçmalık olarak kınadı.
60 Arap Ligi gözlemcisi 9 aydır devam eden isyan süresince ülkeye girişine izin verilen ilk gözlemciler oldu.
Onların yetki alanı hükümetin bölgesel blok planı terimlerine uygun bir şekilde protestolara sona erdirene kadar darbe vurmasını sağlamaktır.
Ne var ki Suriyeli aktivistler Arap gözlemcilerin BM&amp;#39;nin 5,000 den fazla insanın öldüğünü tahmin ettiği şiddetle ilgili adil bir değerlendirme yapmak için gerekli erişimlere ulaşacağı konusunda şüphe duyuyorlar.
Gözlemci ekibinin bir üyesi Suriye&amp;#39;de ki durumun &amp;quot;çok tehlikeli&amp;quot; olduğunu söyledi.
Adını vermemeyi tercih eden bir yetkili bazı bölgeleri hükümet karşıtı silahlı savaşçıların bir şemsiye grubu olan Özgür Suriye Ordusu&amp;#39;nun kontrolü altında olan Homs şehrinin sürekli bombardımana tabi tutulduğunu söyledi.
Gözlemcilerin planı ülkedeki protesto odaklarını ziyaret etmek.
Homs&amp;#39;tan bir aktivist Hadi Abdullah gözlemcilerin protestoların nasıl bastırıldığına tanık olduğunu ancak bunu nasıl rapor edecekleri konusunda şüpheleri olduğunu söyledi.
Abdullah &amp;quot;gözlemciler şehirde çok fazla bir şiddet gördü. Güvenlik güçlerinin göstericilere nasıl ateş ettiklerini gördüler. Ölü insanların cesetlerini gördüler&amp;quot; dedi.
Gözlemciler ayrıca şehrin nasıl yıkıma uğratıldığını gördüler. Gözlemcilerden biri Bab Amr yerleşkesi sakinlerine &amp;quot;Bu yerde nasıl yaşayabilirsiniz?&amp;quot; diye sordu.
Çin, Rusya ve ABD&amp;#39;den uluslararası diplomatlar gözlemcilerin misyonunu kolaylaştırması için Suriye hükümetine acil çağrıda bulundu.
2 Kasım tarihinde Suriye tarafından desteklenen Arap Ligi planı ordunun kasabalar ve ikamet olan ilçelerden çıkarılmasına, sivillere karşı uygulanan şiddete son verilmesine ve tutukluların serbest bırakılmasına çağırıyor.
Suriye hükümeti şiddetin çoğunun hükümete karşı çalışan &amp;quot;silahlı terörist gruplar&amp;quot; tarafından işlendiğini söylüyor.
&lt;i&gt;Kaynak: Ajanslar&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sat, 31 Dec 2011 05:18:16 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Mısır: Müslüman Kardeşler türistlere teminat verdi. Alkol ve kadın olacak</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2011/12/28/7338.shtml</link>
<description>
Mısır&amp;#39;da iki aşamalı parlamento seçimlerini kazanan Müslüman Kardeşler partisi turistlere, turistlerin favori tatil mekanlarında ki Batılı tarzdaki mekanların &amp;quot;İslamileşmesinden&amp;quot; korkmalarına gerek olmadığını resmen açıkladı.
&amp;quot;Müslüman Kardeşlerin&amp;quot; başkan yardımcı Essam El Erian turistik mekanlarda Şeriat kanunlarının uygulanacağı dedikodusunun devrik devlet başkanı Hüsnü Mübarek&amp;#39;in destekcileri tarafından yayıldığı konusunda güvence verdi.
Açıklamada &amp;quot;bu bölümde yaşayan hiç bir vatandaşın endişelenmesine gerek yoktur. Amacımız Mısır&amp;#39;a yılda 20 milyon turist çekmektir&amp;quot; dendi.
&amp;quot;İsrail&amp;quot; basını Mübarek&amp;#39;in iktidarı zamanında Mısır&amp;#39;ın yılda 12 milyon turist tarafından ziyaret edildiğini ancak şimdi bu rakamın en aza düştüğünü bildirdi.
Seçimin son turunda Müslüman Kardeşler ve sözde &amp;quot;Selefiler&amp;quot; (İskenderiye merkezli) oyların üçte ikisini aldı.
Bundan sonra, Mısır&amp;#39;da ki turistlerin alkoldan yoksun bırakılacakları ve kadın ve erkekler için ayrı ayrı güneşlenme ve yüzme plajları olacağı korkusu vardı.
İki hafta kadar önce Mısır basını sözde &amp;quot;Selefiler&amp;quot;den öncü bir başkan adayı olan Hazem Salah Ebu İsmail&amp;#39;in &amp;quot;günahsız turizm&amp;quot; fikrini teşvik ettiğini bildirdi. Plajlarda bikinili görülen kadınlar tutuklanma tehlikesi altında kalabilecek. Buna ilaveten alkol, kumar ve hatta birlikte banyo almanın bile yasaklanmasının planlandığı söylendi.
Ancak bu yasakların Mısır&amp;#39;ın turizm sektörünü tehdit etmediği ortaya çıktı. Gazeteler sözümona &amp;quot;İslamcıların&amp;quot; turizmin ülke hazinesine yabancı para kazancında büyük bir kaynak olduğunu anladıklarını yazdı. Mübarek devrilmeden önce turizm sektörü iş gücünün %13 üne iş veriyordu ve YGSMH&amp;#39;nin %10&amp;#39;nundan sorumluydu.
Gazeteler devrim olayları sonucu pek çok otelin iflasın eşiğine geldiğini belirtiyor. Tüm yıl boyunca devrimin meydana getirdiği kayıp 4 milyar doları aşabilir. Görünüşe göre, sözde &amp;quot;İslamcılar&amp;quot; &amp;quot;turizm sektörü&amp;quot;ne yönelik ilave önlemlerin nüfusun önemli bir bölümünün iflasına neden olabileceğine inanıyorlar.
Bu arada Allah&amp;#39;a (c.c) samimi bir şekilde inanan her Müslüman İslam&amp;#39;ın doğrularını bilir ki rızık verme tamamıyla Allah&amp;#39;ın elindedir O dilediğine verir dilediğinden de alır.
Her samimi Müslüman için Mısır&amp;#39;ın turizm sektörünün mevcut durumunun haram olduğu açıktır. Haramı terk etmek yüzünden mal ve mülkten yoksun kalma korkusu inançsızların özelliğidir.
Ancak görünüşe göre bu gerçek Allah&amp;#39;ın Şeriatını kurmak yerine egzotik İslami unsurlarla onu çeşitlendirerek küresel kafirlik sisteminin bir parçası olmayı isteyen Mısırın sözde-İslamcılarının kafasına uymuyor.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 12:12:17 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Suriye. Şam'da ki Rus istihbarat tesislerine saldırı düzenlendi</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2011/12/23/7327.shtml</link>
<description>
Şam&amp;#39;da meydana gelen patlamalar sonucu 40 kişi öldü 100&amp;#39;ün üzerinde insan yaralandı. Lübnan TV kanalı Al-Manar patlamaların şehadet bombacıları tarafından gerçekleştirildiğini bildirdi.
Rus istihbarat tesislerinin de hedef alındığı bildirildi.
Son bilgilere göre bubi tuzaklı arabalar Alevi rejimin güvenlik kuvvetlerinin iki merkezinin yakınında büyük hasar verdi.
Ölenlerin ve yaralananların çoğu Suriye askeri ve istihbarat ajanları.
Esad rejimi saldırının El Kaide tarafından düzenlendiğini duyurdu.
Suriye TV sine atıfta bulunan İngiliz The Guardian gazetesi Suriye&amp;#39;deki bombalamaların doğrudan Rus istihbaratına karşı yapıldığı söyledi.
Rusya&amp;#39;nın tekrar tekrar mevcut Suriye hükümetini desteklemesi yerel muhalefet arasında rahatsızlığa neden oldu. Dünya ana akım medyası Şam&amp;#39;da Rus karşıtı çeşitli gösteriler olduğunu bildirdi..
Rus uzmanları ayrıca Şam&amp;#39;da ki patlamaların doğrudan Moskova&amp;#39;ya karşı olduğunu kabul etti. Siyasi analist Alexei Malashenko tarafından bu düşünce dile getirildi.
Uluslararası gözlemciler tarafından Suriye ziyaret edildikten bir gün sonra iki patlama meydana geldi. Onlar, Arap Devletleri Ligi planına göre ülkedeki durumla ilgili üçüncü-tarafın görüşlerini değerlendirmesi gerekir.
BM istatistiklerine göre, Alevi rejimin geçtiğimiz aylar içindeki kurbanlarının toplam sayısı 5,000&amp;#39;i aştı.
&lt;b&gt;Kavkaz Center
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 23 Dec 2011 14:24:20 GMT</pubDate>
</item>

</channel>
</rss>

