<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?>

<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">

<channel>
<title>Kavkazcenter.com</title>
 <link>http://www.kavkazcenter.com/</link>
<description>Latest events in section "&#220;mmet" from Kavkaz-Center</description>
<language>tr</language>

<image>
<title>Kavkazcenter.com</title>
<url>http://imgs2.kavkazcenter.com/imgs/smallb.gif</url>
<link>http://www.kavkazcenter.com/</link>
<width>90</width>
<height>33</height>
</image>

<item>
<title>Somali'nin büyük bölümü Müslümanlarda</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/11/16/4260.shtml</link>
<description>

Somali kukla Devlet Başkanı Abdullah Yusuf Ahmed, son zamanlarda büyük ilerlemeler kaydeden İslami savaşçiların ülkenin büyük bölümünü kontrolleri altına aldığını açıkladı. 


&amp;nbsp;


Şeriat Mahkemeleri adlı grubun askeri kanadı El Şebab, bu hafta başkent Mogadişu&amp;#39;ya kadar ilerledi. Örgüt, Merka ve Kismayo gibi stratejik limanları ele geçirdi. 


&amp;nbsp;


Kenya&amp;#39;da bulunan Somali kukla Devlet Başkanı Abdullah Yusuf Ahmed, hükümetin Mogadişu ve parlamentonun bulunduğu Baidoa şehirlerinde dahi düzeni sağlayamadığı itirafında bulundu. Nairobi&amp;#39;de parlamenterlere hitaben bir konuşma yapan Yusuf, &amp;quot;İslamcılar diğer tüm yerleri aldı. Parlamenterler sorarım size; karşı karşıya kaldığımız durumu biliyor musunuz? Tüm bu problemlere kim yol açıyor? Suçlu biziz&amp;quot; dedi. 


&amp;nbsp;


İslam Mahkemeleri Birliği, 2006&amp;#39;da hemen hemen tüm ülkeyi ele geçirmiş fakat ABD destekli Etiyopya işgalci güçlerinin müdahalesiyle geri çekilmek zorunda kalmıştı. Örgütün askeri kanadı El Şebab, daha sonra gerilla savaşı başlatmıştı. 


&amp;nbsp;


El Şebab, barış için yapılan uluslararası görüşmelere katılmıyor. Örgüt, Etiyopya işgalci askerleri ülkeden çekilinceye kadar savaşa devam edeceğini bildirdi. 


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;Mogadişu direnişçilerin kontrolüne&lt;/b&gt; 


&amp;nbsp;


Somali&amp;#39;de İslami kuvvetler başkent Mogadişu&amp;#39;nun birkaç kilometre yakınına kadar geldi. Şehirde bazı bölgelerin kontrolünü ele geçiren El Şebab grubuna bağlı savaşçılar, şehirde rahat hareket ediyorlar. 


&amp;nbsp;


Şebab grubundan 15 yaşındaki Farah İsmail, Mogadişu&amp;#39;da bir kafetaryanın önünde, omuzunda uzun namlulu silahı, elinde çay bardağı ile rahat tavırlar sergiliyor. 


&amp;nbsp;


Farah İsmail, &amp;quot;Buradaki gelişmelerden mutluyum. İstediğim herhangi bir yere özgürce gidebiliyorum. Hedef alacağım düşmanı görebiliyorum.&amp;quot; diyor. 


&amp;nbsp;


El Şebab grubu, ABD&amp;#39;nin &amp;quot;terör örgütleri listesinde&amp;quot; baş sıralarda yer alıyor. Son iki yıl içinde İslami kuvvetlerle, geçici hükümet ve işgalci Etiyopya kuvvetleri arasındaki çatışmalarda binlerce kişi öldü, Mogadişu nüfusunun yaklaşık yarısı yani 2 milyon kişi şehri terketti. 


&amp;nbsp;


El Şebab savaşçıları Somali&amp;#39;nin güneyinde birçok bölgenin kontrolünü ele geçirdi, şehre 20 kilometre kadar yaklaştılar. Bu sebeple Farah İsmail gibi Şabab taraftarları Mogadişu&amp;#39;nun cadde ve sokaklarına rahatça çıkabiliyorlar. 


&amp;nbsp;


Amerikan Fox News&amp;#39;in haberine göre, Mogadişu hala ismen geçici hükümetin kontrolünde gözükmesine rağmen, Şebab savaşçı ve taraftarları, açıktan faaliyetlerini sürdürebiliyorlar, sivilleri koruyamayan geçici hükümetin alternatifi olduklarını söyleyebiliyorlar. 


&amp;nbsp;


Mogadişu sakinlerinden 26 yaşındaki Abdivali Muhammed, &amp;quot;Hükümet ve Etiyopya askerleri, şehrin köşelerindeki birkaç askeri üste kalıyor. Ve caddelere de kolay kolay çıkamıyorlar. Çünkü direnişçiler devamlı bombalı saldırılar düzenliyor. Şehri tam olarak kimin kontrol ettiğini anlayamıyoruz&amp;quot; ifadesini kullanıyor. 


&amp;nbsp;


Şebab savaşçılarının, bu hafta başlarında ele geçirdiği Mogadişu&amp;#39;dan 90 kilometre uzaktaki sahil şehri Merka&amp;#39;da yaşayan 39 yaşındaki dükkan sahibi Aden Hacı Macov ise hükümet askerlerinin disiplinsiz olduklarını ve sivillerden çaldıklarını söyleyerek &amp;quot;Az maaş alıyorlar. Uyuşturucu khat yaprağı satın almak için paraya ihtiyaçları oluyor. Askerler silah tehdidi ile cep telefonlarımızı ve değerli eşyalarımızı alıyorlar. Fakat İslami savaşçilar bunu yapmıyor&amp;quot; şeklinde görüş belirtiyor. 


&amp;nbsp;


Somali&amp;#39;de yaygın olarak uyuşturucu niyeti ile çiğnenen khat yaprakları Şebab tarafından yasaklanmış durumda. 


&amp;nbsp;


&lt;i&gt;Kaynak: Ajanslar&lt;/i&gt; 

&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;

</description>
<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 15:22:17 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İngiliz SAS komutanı pes etti</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/11/01/4241.shtml</link>
<description>
Afganistan&amp;#39;da görevli bir İngiliz SAS komutanının, İngiliz hükümetinin askerlere yeterli donanım sağlamamasını protesto için istifa ettiği bildirildi.


&amp;nbsp;


Daily Telegraph gazetesinin haberine göre komutan, ilgili bakanların, Afganistan&amp;#39;daki askerlerin kullandığı arazi araçlarının yeterince güvenli olmadığına dair uyarılarını dikkate almadığını söyledi.


&amp;nbsp;


Komutan, İngiliz askerlerinin kullandığı arazi araçlarının zırhlar ının yola yerleştirilen bombalara karşı korumalı olmadığını belirtti.


&amp;nbsp;


SAS komutanı, haziran ayında düzenlenen saldırıda aralarında bir kadın askerin de bulunduğu 4 İngiliz askerinin ölümünden de yeterli kaynak olmamasını sorumlu tuttu.


&amp;nbsp;


İngiliz askerlerinin kullandığı araç yola yerleştirilen bombaya çarpmıştı.


&amp;nbsp;


SAS komutanı, istifa mektubunda, bakanları, &amp;quot;askerleri yeterli kaynakları sağlamadan savaşa yollayarak çok büyük bir ihmalde bulunmakla&amp;quot; suçladı.


&amp;nbsp;

Irak&amp;#39;taki İngiliz askerlerinin de Afganistan&amp;#39;daki askerlerin kullandığı arazi araçlarına &amp;quot;seyyar tabut&amp;quot; ismini verdikleri kaydediliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kaynak: Press Medya&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sat, 01 Nov 2008 18:30:01 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Danimarkalı komutan: Taliban'ın kalelerini terkediyoruz</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/10/23/4232.shtml</link>
<description>
Afganistan&amp;#39;daki Danimarkalı askerlerin komutanı Albay Keld R. J. Rasmussen Helmand bölgesindeki birçok bölgeden çekildiklerini ve bölgelerin kontrolünü Taliban&amp;#39;a bıraktıklarını söyledi. 


&amp;nbsp;


Hükümet destekli Afgan Ulusal Ordusu&amp;#39;nun da bölgedeki askerlerini çektiğini söyleyen Rasmuusen, &amp;quot;Taliban&amp;#39;ın kalelerinin terkediyoruz, Helmand&amp;#39;ın büyük bölümünün kontrolü şu an Taliban&amp;#39;ın elinde&amp;quot; dedi. 


&amp;nbsp;


Ancak bölgedeki çekilişin bir yenilgi olmadığını söyleyen Danimarkalı komutan amaçlarının daha az güçlü oldukları bölgeleri terkederek, daha geniş şehirlerde güvenliği sağlamak ve yeniden inşa projesine katılmak olduğunu ileri sürdü. 


&amp;nbsp;


Rasmussen sözlerini şöyle sürdürdü, &amp;quot;Biz Helmand&amp;#39;ın bazı alanlarının kontrolünü Taliban&amp;#39;a bıraktığımızı kabul etmeliyiz, ancak umudumuz o ki uzun dönemde geniş alanlarda sağladığımız güvenlik ortamını tüm ülkeye yayacağız.&amp;quot; 


&amp;nbsp;


Afgan Ulusal Ordusu&amp;#39;nun Helmand&amp;#39;da 50,000 askerinin olduğunu vurgulayan Rasmussen, bu sayının azlığından yakındı ve bu sayının en az iki katı olması gerektiğini söyledi. 


&amp;nbsp;


Danimarkalı komutan sözlerini Attal ve Barakzai kontrol üslerinden çekildiklerini ve de Afgan Ulusal Ordusu&amp;#39;nun ve uluslararası güçlerin Helmand&amp;#39;ın beş bölgesi: Garmsir, Laşkar Kar, Sagin, Musa Kale ve Geresk&amp;#39;ten çekildiklerini söylerek sonlandırdı. 


&amp;nbsp;


&lt;i&gt;Kaynak: &lt;/i&gt;&lt;i&gt;Press Medya&lt;/i&gt; 


&amp;nbsp;

&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Thu, 23 Oct 2008 16:33:09 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Çeçen mültecilerin Yalova'daki dramı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/10/20/4255.shtml</link>
<description>
Yalova&amp;#39;da deprem döneminde yapılan prefabriklerde güç koşullarda yaşam savaşı veren, Rusya ve Çeçenistan arasındaki savaş döneminde, Türkiye&amp;#39;ye iltica eden çoğunluğu Çeçen 82 mülteci büyük zorluklar çekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
17 Ağustos 1999 Depremi sonrası Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği tarafından yaptırılan prefabrik konutlar, mülteci dramına sahne oluyor. Rusya ve Çeçenistan arasındaki savaş döneminde Kafkasya&amp;#39;dan göç ederek Türkiye&amp;#39;nin çeşitli yerlerine iltica eden mültecilerden 82&amp;#39;si Yalova&amp;#39;daki prefabrik evlerde güç koşullarda yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Birçoğunu Çeçenlerin oluşturduğu mülteciler arasında Kabartay, Balkarya, Karaçay ve Kabardin asıllı aileler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&amp;#39;PANİK VE DEHŞET İÇİNDEYİZ&amp;#39;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Yalova Belediyesi&amp;#39;nin 160 Bin YTL civarındaki elektrik borcu nedeniyle 10 gün önce elektriklerinin kesildiğini söyleyen Çeçen mültecilerden üç çocuk annesi 39 yaşındaki Zara İsaeva, son derece güç koşullarda yaşam mücadelesi verdiklerini dile getirerek, &amp;quot;Yaklaşık dokuz yıldır Türkiye&amp;#39;de yaşıyorum. İlk olarak İstanbul&amp;#39;da bir bodrum katında kaldım. Burada çocuklarımdan biri böbrek, biri de kalp romatizması hastası oldu. Burada benim de sağlığım bozulunca kalktık buraya geldik. Zor koşullarda yaşıyoruz. İki ayda bir İHH&amp;#39;dan, 3 ayda bir Yalova Belediyesi&amp;#39;nden erzak yardımı alıyoruz. 10 gün önce elektriklerimiz kesildi. Yakında sularımızın da kesileceğini duyduk. Panik ve dehşet içinde bekliyoruz&amp;quot; şeklinde konuştu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İsaeva, konuşmasına şu şekilde devam etti, &amp;quot;Bize yaşıyor musun, yaşamıyor musun diye soran yok. Memlekette olan savaştan dolayı psikolojimiz zaten bozuk. Savaştan gelen bir çocuğun psikolojisi nasılsa bizim çocukların psikolojisi de öyle. Hala savaşın izlerini beynimizde taşıyoruz. Burada ekmek alacak paramız bile yok. Hiç birimiz bir işe girip çalışamıyor&amp;quot; diye konuştu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&amp;#39;OĞLUM TÜRK ASKERİ OLMAK İSTİYOR&amp;#39;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Kocasının Çeçenistan&amp;#39;da kaldığını, babasının Rus askerler tarafından esir alındığını, iki kardeşinin de savaşta hayatını kaybettiğini sözlerine ekleyen İsaeva, kendilerine çalışma izni, çocuklarının askere gitmesi için Türk vatandaşlığı verilmesini istediğini dile getirerek, &amp;quot;18 yaşını dolduran oğlum Mansur askere gitmek istiyor. Anne bana yetkililere sor diye yalvarıyor. Ne yapacağımı bilemiyorum. Memleketimde kendi ölülerimizi bize parayla satıyorlar. Kardeşlerimizin, kocalarımızın cenazesi için bizden para istiyorlar. Bizi bir gün buradan kovarlarsa ne yaparız bilmiyoruz. Gidecek tek bir yerimiz bile yok. Biz buraya sadece çocuklarımız için geldik. Okumalarını ve yaşadıkları ülke için çalışmalarını istiyoruz. Bugün git deseler benim gideceğim tek yer denizdir&amp;quot; dedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yalova&amp;#39;da yaşayan diğer bir mülteci olan 52 yaşındaki Fatima Muhammedova ise, oğlu ve iki haftalık damadının savaşta şehit olduğunu belirterek, &amp;quot;Kendimizi savaşın içinden zorlukla kurtardık. Üç yaşındaki çocuklarımızı da öldürdüler. Türkiye bize sahip çıktı. Onlara çok teşekkür ediyoruz&amp;quot; şeklinde konuştu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çekingen ve ürkek tavırlarıyla dikkat çeken ve pek azının Türkçe konuşabildiği dikkat çeken erkek mülteciler ise 3 yıldır yaşadıkları prefabriklerde zorlukla geçindiklerini söyledi. Herhangi bir işte çalışamadıklarını söyleyen mülteciler, kendilerine daha çok sahip çıkılması gerektiğini savundular. Günlerini mescit haline getirdikleri prefabrikte ibadet ederek geçirdiklerini belirten mülteciler, vatanlarının ve akrabalarının sağlığı için dua ettiklerini söylediler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği prefabriklerinde 82 mültecinin dışında Yalova Belediyesi tarafından yerleştirilen sayıları 84&amp;#39;ü bulan 30 engelli ailesi de zor koşullarda yaşamlarını sürdürüyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;VALİ ERBAY &amp;#39;&amp;#39;PREFABRİKLERİ TİGEM&amp;#39;E DEVRETTİK&amp;#39;&amp;#39;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çağdaş Yaşam Prefabriklerini 3 yıl önce TİGEM&amp;#39;e devrettiklerini belirten Vali Doç. Dr. Yusuf Erbay, geçtiğimiz günlerde YPK tarafından özelleştirme kapsamına alınan TİGEM&amp;#39;in Yalova&amp;#39;daki arazileri içinde bulunan Çağdaş Yaşam Prefabrikleri&amp;#39;nde yaşadıkları ortaya çıkan 82 mülteci hakkında açıklamada bulundu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Erbay, &amp;quot;Prefabrikler deprem sonrası yapıldı ve 3 yıl öncesine kadar üst kullanım hakkı bizdeydi. Ancak 3 yıl önce biz buradaki prefabrikleri TİGEM yönetimine devrettik. 3 yıldan bu yana orada söz hakkına sahip değiliz. Buradaki engelli aileler Yalova Belediyesi tarafından yerleştirildi. Biz sadece buradaki engelli vatandaşlarımıza Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla nakdi yardım yapıyoruz. Ancak Çağdaş Yaşam Prefabrikleri&amp;#39;nin işleyişi ve kimin kaldığıyla ilgili konunun muhatabı Yalova Valiliği değil TİGEM&amp;#39;dir, Yalova Belediyesi&amp;#39;dir. Orada kimin, ne şartlarda kaldığıyla ilgili soru da benim muhatabım olan bir soru değil. Onlara sormak gerekir&amp;quot; diye konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;BİNİCİOĞLU &amp;#39;&amp;#39;MÜLTECİLERİ BİZ YERLEŞTİRMEDİK&amp;#39;&amp;#39;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yalova&amp;#39;da TİGEM arazileri içinde bulunan Çağdaş Yaşam Prefabrikleri&amp;#39;nin belediye kontrolünde olmadığını hatırlatan Yalova Belediye Başkanı Barbaros Binicioğlu ise, &amp;quot;Çağdaş Yaşam Prefabriklerinde engelli aileler yaşıyor. Onları biz yerleştirdik. Ancak mültecileri biz yerleştirmedik. Konunun muhatabı TİGEM yönetimidir, valiliktir. Bizimle ilgili bir durum söz konusu değil&amp;quot; dedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Herkese olduğu gibi Çeçen mültecilere de yardım eli uzattıklarını söyleyen Binicioğlu, &amp;quot;Yardıma ihtiyacı olan herkese yaptığımız gibi onlara da erzak ve gıda yardımı yapıyoruz. Ancak bizim korumamız ya da bakımımız altında değiller&amp;quot; diye konuştu. Çeçen mültecilerin oraya kim tarafından yerleştirildiğini ve hatta sayılarını da bilmediğini ifade eden Binicioğlu, prefabrik bölgesinde yaşayan engellilere ise TOKİ&amp;#39;den konut vereceklerini söyledi. Binicioğlu, &amp;quot;Engelli aileleri için TOKİ&amp;#39;den konut veriyoruz. O yüzden de prefabrik bölgesindeki elektriği kestik. Yakın zamanda TOKİ&amp;#39;ye taşınacaklar&amp;quot; dedi. 


&amp;nbsp;


&lt;i&gt;Kaynak: Yalova77&lt;/i&gt; 


&amp;nbsp;

&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Mon, 20 Oct 2008 20:40:48 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İngiliz komutan: Talibana karşı savaşta zafer imkansız</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/10/05/4210.shtml</link>
<description>
Afganistan&amp;#39;daki İngiliz işgalci birliklerinin komutanı Tuğgeneral Mark Carleton-Smith, bu ülkede kesin bir askeri zafer kazanmanın mümkün olmadığını söyledi. 


&amp;nbsp;


İngiliz generale göre, Taliban uzun vadede çözümün bir parçası olabilir. 


&amp;nbsp;


İngiltere&amp;#39;de pazar günü yayımlanan gazetelerden Sunday Times&amp;#39;a verdiği mülakatta Smith, &amp;#39;&amp;#39;Bu savaşı kazanamayacağız&amp;#39;&amp;#39; dedi. 


&amp;nbsp;

Smith, buna karşın Taliban ayaklanmasının &amp;#39;&amp;#39;yönetilebilir bir düzeye düşürüldüğünü&amp;#39;&amp;#39; kaydederek, Taliban tehdidinin bu düzeyiyle Afgan ordusu tarafından üstlenilebileceğini ifade etti. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Taliban ile bir anlaşma yapılması konusunun da masaya getirilebileceğini ifade eden İngiliz komutan, &amp;#39;&amp;#39;Eğer Taliban masanın öbür tarafına oturur ve bir siyasal çözümden söz ederse, bu durum tam da bu tür ayaklanmaları sonuçlandıran bir gelişme olur&amp;#39;&amp;#39; diye konuştu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fransa&amp;#39;da yayımlanan haftalık Le Canard Enchaine dergisinin Çarşamba günü çıkan son sayısında da İngiltere&amp;#39;nin Kabil Büyükelçisi Sherard Cowper-Coles&amp;#39;un, &amp;#39;&amp;#39;yabancı birliklerin, Afganistan&amp;#39;ın sorunlarına sorun eklediğini söylediği&amp;#39;&amp;#39; öne sürüldü. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dergiye göre büyükelçi, bir Fransız yetkiliyle görüşürken, &amp;#39;&amp;#39;Afganistan&amp;#39;ın makul bir diktatör tarafından yönetilmesi uygun olur. Yabancı birlikler, ülkenin sorunlarına sorun ekledi&amp;#39;&amp;#39; dedi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İngiltere hükümeti ise dün yaptığı açıklamada, &amp;#39;&amp;#39;Hükümetimizin, Afganistan&amp;#39;daki askeri operasyonun başarısızlıkla sonuçlanacağı görüşünde olduğu iddiaları doğru değil&amp;#39;&amp;#39; denildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kavkaz Center 
</description>
<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 12:16:31 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>''Etiyopya, ABD'nin Afrika'daki Guantanamo'su''</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/10/05/4212.shtml</link>
<description>
Uluslararası İnsan Hakları İzleme Komitesi, geçen yıl tutuklanan bazı kişilerin halen Etiyopya&amp;#39;nın başkenti Addis Ababa&amp;#39;da sorgulandıklarını, bazılarının ise nerede olduklarının bilinmediğini duyurdu. Bu hafta yayınlanan rapora göre Somali&amp;#39;de tutuklanan bazı kişiler önce Kenya&amp;#39;ya daha sonra Somali üzerinden Etiyopya&amp;#39;ya getirildi.


&amp;nbsp;


54 sayfalık rapora göre 2007&amp;#39;deki operasyonda, çatışmalardan kaçan en az 90 erkek, kadın ve çocuk Kenya&amp;#39;dan önce Somali&amp;#39;ye daha sonra da Etiyopya&amp;#39;ya teslim edildi. Rapora göre tutuklu pek çok erkeğin halen Etiyopya&amp;#39;da bulundukları, daha önce tutuklandıklarına dair haklarında belge bulunmayan bazı kişilerin ise gözaltında işkenceye maruz bırakıldıkları vurgulanıyor.


&lt;br /&gt;
2006 yılında, Somali&amp;#39;de yaklaşık 6 ay iktidarda kalarak ülkeyi nispeten huzurlu bir ortama kavuşturan İslami Mahkemeler Birliği&amp;#39;ne (IMB) karşı Etiyopya&amp;#39;yı destekleyen ABD, sonunda IMB&amp;#39;yi devirmiş, fakat çatışmalardan dolayı binlerce kişi başta Kenya olmak üzere komşu ülkelere kaçmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kenyalı yetkililer, 2007&amp;#39;nin başında 18 farklı ülkeden 150 kişiyi tutukladığını duyurmuş, daha sonra bu kişileri sorgulamadan haftalarca başkent Nairobi&amp;#39;deki hapishanelerde tutmuştu. Daha sonra bu kişiler Kenya hükümeti tarafından ailelerine ya da avukatlarına bildirilmeden önce Somali&amp;#39;ye, oradan da Etiyopya&amp;#39;ya gönderilmişti. Etiyopya da Somali&amp;#39;de pek çok kişiyi tutuklamıştı. Tutuklu kişiler başkent Addis Ababa ve diğer Etiyopya kentlerindeki tutuklu kamplarında tutuldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aileleri, elçilikleri, uluslararası yardım kuruluşlarına ulaşmaları engellenen bu kişilerden bazıları daha sonra serbest bırakıldıklarında iki metre uzunluğunda ve genişliğindeki tek kişilik hücrelerde, ellerinin arkalarına bağlı şekilde tutulduklarını anlattı. Rapora göre bazıları hamile kadınların da aralarında bulunduğu şüpheliler, FBI ve CIA tarafından sorgulandı. Bazı tutuklular ise rapora göre Etiyopyalı sorgu memurlarının işkencelerine maruz kaldı. Raporda bu tutukluların, &amp;quot;Ayak tırnaklarımız çekildi, içi dolu silahları başımıza dayadılar, cinsel organlarımız sıkıldı, çakıl yollarda dirsek ve dizlerimiz üzerinde sürünmemiz söylendi.&amp;quot; şeklindeki sözlerine de yer veriliyor. İnsan Hakları İzleme Komitesi, Etiyopya hükümetine çağrıda bulunarak tutukluların ya serbest bırakılmasını ya da tarafsız yargılama hakkı sağlanarak bir an önce mahkemeye çıkarılmalarını talep etti. 

&lt;br /&gt;
Kaynak: Haksöz Haber&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 12:09:16 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Molla Ömer: Amerika artık 'hasta adam'dır</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/10/04/4205.shtml</link>
<description>
Afganistan&amp;#39;daki cihadın çatı örgütü olan Taliban hareketinin lideri Molla Ömer Ramazan Bayramı&amp;#39;na özel bir mesaj yayınladı. Müslüman halkların Razaman ayı ve bayramını genel olarak kutlayan Molla Ömer&amp;#39;in siyasi mesajlarını da içeren metnin tamamını sizler için hazırladık:


&amp;nbsp;


Ey Müslüman ümmeti, Mücahid Afgan milleti ve Amerikan liderliğindeki gayri-meşru savaşa karşı direnen tüm savaşçılar, hepinizin Ramazan orucunuzu ve kurban bayramınızı tebrik ediyorum. Allah bu günleri Müslüman ümmeti için izzet ve zafer günleri eylesin.


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;&amp;quot;Taziye&amp;quot;&lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


Herşeyen önce bu mübarek günde adaletsiz ve insanlık dışı savaşta yakınlarını kaybeden ailelere başsağlığı dilemek istiyorum. Özelliklede doğu bölgelerinde ve Herat&amp;#39;ta zalim düşman tarafından merhametsiz ve acımasız hava saldırılarında sevdiklerini kaybedenlere... Ayrıca onların hastaları için Allah&amp;#39;dan acil şifalar diliyor ve derin üzüntü ve kederlerini paylaştığımı dile getirmek istiyorum.  Bu ailelere onların masum kanlarının asla yerde kalmayacağını garanti ederim. Sizin sevdiklerinizin kanı kendini beğenmiş ve merhametsiz düşman için çok ucuz olsada Allah katında oldukça değerlidir ve inşaallah bir gün bu saf kanlar düşmanın nahoş ve utanmış olarak yenilmesiyle geri dönecektir. Allah feda ettiğiniz bu kanlara karşılık bizleri İslami bir sistem altında birleştirsin. 


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;&amp;quot;Kur&amp;#39;an düşmandan kurtuluşun tek yolunun cihad olduğunu söylüyor&amp;quot;&lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


Fakat belirtmem gerekir ki öncelikle Afganlılar, bölgedeki ve dünyanın her yerindeki Müslümanlar, topraklarımızın ve inanışlarımızın ortak düşmanlarının &amp;quot;köleleleri olmayı kabul edinceye kadar bizden asla razı olmayacakları&amp;quot; gerçeğini anlamalılar. Onların köleliklerinden kurtulmanın tek yolunu kuşatma altındaki inançlarımızı ve topraklarımızı savunmak için bizlere cihadı emreden Kur&amp;#39;an göstermiştir.


&amp;nbsp;


Bugün ülkemizin içinde bulunduğu durum açıkça Allah&amp;#39;ın yardımının işaretleridir. Teknolojik gelişmelerini göz önüne alarak bir yenilgi asla hayal edemeyen Amerika, artık her geçen gün askerlerinin tabutlarıyla karşılaşmakta ve hayati ve parasal kayıplarla yüzyüze kalmaktadır. Birkaç yıl öncesine kadar hiç kimse Amerika&amp;#39;nın ve müttefiklerinin Afganistan&amp;#39;da böyle bir direnişle karşılaşacaklarını, liderlerinin diğer ülkelerden ekonomik olarak, askeri mühimmat ve askeri destek olarak direnişi kırmak için yardım dileneceklerini tasavvur edemiyordu. 


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;&amp;quot;Akidemize bağlı kalırsak düşman kısa sürede yenilecektir&amp;quot;&lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


Ümmete verdiğimiz bu iyi haberler göstermektedir ki eğer akidemize, Rabbimize bağlı kalırsak ve hedeflerimize ulaşmak için hep birlikte çalışırsak, yabancı işgalcilerin kaçacağı günler yakındır inşallah. Bu akıbet şimdi çok yakında. İşgalciler buraya Mücahidleri bertaraf etmek, İslamcı liderleri yakalamak, Asya&amp;#39;da askeri karakollar kurmak, dini inançları çarpıtmak ve ahlaksızlığı yaymak ve de merkez Asya&amp;#39;nın kaynaklarını sömürmek için geldiler. Onlar buraya 7 yıl önce geldiler ve şimdiye kadar hedeflerini gerçekleştirmekte başarısız kaldılar. Bundan 100 yıl sonra da başarısız kalacaklar. Çünkü Ümmet&amp;#39;in direniş bilinci gün be gün artıyor ve her geçen gün bu direnişin önünü kesmenin daha da zorlaştığı bir gerçeklik olarak önümüzde duruyor. Ve işgalci güçler de bu gerçekliği kabul ediyorlar.


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;&amp;quot;Geri çekilirseniz, sizleri serbest bırakacağız&amp;quot;&lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


Biz gururlu ve kibirli işgalcilere hiçbir meşru sebepleri olmadan topraklarımıza düzenledikleri saldırıları gözden geçirmelerini gerektiğini söylüyoruz. Sizler (işgal güçleri) gayrimeşru saldırılarınızı tekrar düşünmelisiniz. Ve güçlerinizi çekmenin bir yolunu aramalısınız. Eğer siz geri çekilme niyetinizi ortaya koyarsanız, biz de size güvenli çıkış yolları gösterecek ve asla sizler çıkarken şiddet uygulamayacağız.


&amp;nbsp;


Ayrıca biz, gelecekte bizim topraklarımızı sizden emin hissettiğimiz taktirde, sizlerin bize saldırmak için sürekli kullandığınız sözde sebepler konusunda sizleri tatmin etmeyi de deneyeceğiz.


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;&amp;quot;Tarihin akışını değiştirmek bizim elimizde&amp;quot;&lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


Fakat eğer siz hala gayrimeşru saldırılarınıza devam edecek olursanız, bu bölge gelecekteki tarihi değişikliklerin başlangıç noktası olacak sizler için... Yenilgiyi tadacaksınız... Akıbetiniz SSCB gibi olacak ve tüm dünyaya utanç içinde bakacaksınız... Gelecek nesiller de sizin saldırılarınızın geçerliliğini asla kabul etmeyecek.


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;&amp;quot;Asıl hırsızlar güvenlik güçleri&amp;quot;&lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


Bizim fakir ülkemiz sizlerin gayrimeşru saldırıları yüzünden kanunsuz bir ormana döndü. Birçok ülkenin güçleri ve binlerce yerel güç polis ve ulusal ordu adı altında ülkemize konuşlandırıldı. Fakat bu kadar güvenlik gücüne rağmen hala süren cinayetler, yağmalamalar ve hırsızlık olayları ülkeyi vahşi bir ormana çevirdi. Ne can ne mal ne de izzetimiz güvende. Bunun sebebi bu iç kuvvetlerin bizim topraklarımızın zenginliklerini çalması... Bunun sebebi iç kuvvetlerin insanlarımızın izzetlerini, onurlarını ve mallarını çalması. Bu ulusal ve uluslar arası hırsızların barışı ve refahı sağlamasını nasıl bekleyebiliriz? Eğer polis ve güvenlik güçleri düşük inançlı, uyuşturucu taciri ve serseri ve bu tip karakterdeki insanlardan oluşursa biz nasıl mallarımızı ve canlarımız güvende hissedebiliriz?


&amp;nbsp;


Öyle ki bu yağmalama ve şiddet olaylarına güvenlik güçlerinin de müdahil olduğunu zaman zaman Kabil yönetimi de kabul ediyor. Bakanları ve yöneticileri yağmalama çetelerinin liderleri ve yabancı mafyaların ajanları olan veya maaşlarını işgalcilerin istihbarat servislerinden alan bir ülkede insanlarımız bağımsızlığa, doğal kaynaklarımızın korunduğuna ve bu ülke içinde sınırlandığına nasıl güvenebilir? 


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;&amp;quot;Amerika artık hasta adamdır, komşularımız bizi desteklemeli&amp;quot;&lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


Eğer işgalciler son yedi yılda sistemlerini bu ülkede tutturamamışsa, onlar onu bir daha asla tutturamayacaklardır. Hatta onlar istedikleri kadar medya yoluyla tatlı şerbetler olarak gösterdikleri zehirlerle Afganlıları beslemeye çalışsa da bu değişmeyecektir. Çünkü artık ülkedeki durum değişmiştir, işgalcilerde değiştiğini görmektedir. Tüm Müslümanlar şimdi barışın ancak bu emperyalist güçlerin bölgeden çekilmesiyle sağlanabileceğini söylemektedir.


&amp;nbsp;


Şimdi tüm dünyanın ve özellikle bölge ülkelerinin bu şeytanı ülkemizden kovmamız için ve özgürlüğümüzü kazanmamız için bize destek olması zamanıdır. Onlar bu hasta adama kibirli politikalarına desteklerini durdurmalıdırlar. Çünkü bu yanlış politikaları desteklemeleri kendi yanlışlarını yapmaları anlamına gelmektedir.


&amp;nbsp;


Son olarak ben bu kutlu cihada onları izzetli ve şerefli mücahidlerle direnişe ve birlik olmaya davet ediyorum. 


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;&amp;quot;Mücahidler ümmete cesaret kazandırdı&amp;quot;&lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


Benim büyük Mücahid kardeşlerim: Sizlerin geceli gündüzlü yorucu yaşamınız sonunda düşmanın gururu kırıldı ve Müslüman ümmeti şimdi sizin güçlü direnişinizle intikam gücünü kendilerinde hissediyorlar. İslam dünyasının geri kalanında farklı türden giysiler giyen insanlar var, ancak sizler kendinizi savaş meydanlarında mermilerle ve silah kaplarıyla süslemişsiniz. İşte bu kıyafetleriniz Müslüman ümmetinin içinde bulunduğu şartlardaki en izzetli kıyafetlerdir.


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;&amp;quot;Şeriata uygun savaşmalıyız&amp;quot;&lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


Ben bir kez daha size bir takım uyarılarda bulunmak istiyorum, ta ki çelik gibi düşmanın karşısında ayakta kalabilelim. Öncelikle siz sıradan insanlar ve masum hemşerilerinizle karşı karşıya kaldığınızda çok dikkatli olun. Sıradan insanların zarar göreceği bir saldırıda bulunmaktan kaçının. Sizin tüm operasyonlarınız Allah ve Muhammed (sav)&amp;#39;in öğretilerinin ışında olmalıdır. Her zaman kişisel problemlerinizi ve duygularınızı bir kenara bırakın.


&amp;nbsp;


İslam&amp;#39;ın öğretileriyle uyumlu olmayan, İslam medeniyetine ters düşen, Müslüman ümmetince iyi bakılmayan veya düşmanınızın sizin kimliğinizi yanlış göstermek için sizin adınızla gerçekleştirdiği -mescidlere saldırılar, masum insanların genellikle toplandığı ana yollarda saldırılar, masumların mallarını yağmalamak, İslamca yasaklanmış olan burun ve kulak kesmek, dini kitapları ykamak vb gibi- her tür hareketten kaçının. Bunları her kim yapıyorsa, sebebi ne olursa olsun bu onun kendi namına yaptığı bir şeydir ve kimse bunlarla Mücahidleri karalayamaz.


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;&amp;quot;Tarih boyunca Müslümanlar asla kılıçla yenilmemiştir, entrikalarla yenilmişlerdir&amp;quot;&lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


Bizim düşmanlarımız her zaman bu tip faaliyetlere karışmaktadır. İşte bu sebeple Mücahidler çok çok dikkatli ve uyanık olmalıdır. Üstelik şeytani taibatı dolayısıyla düşmanımız oldukça zekice hilekarlık yapmaktadır. Ve o ne zaman bir yenilgi tadsa hemen hilekarlığa başvurur. Ve maalesef Müslüman ümmeti de çoğu kez bu hilekarlığa kanmaktadır. Bu tarihi bir gerçekliktir ki Müslüman ümmeti hiçbir zaman kılıç ile yenilmemiştir. Fakat her zaman Ümmet bu tip sahtekarlıklara kanarak yenilmektedir. Ve şimdi düşmanlarımız yeniden bu planı devreye koymuş ve Mücahidlerin kendi aralarındaki ve halk ile Mücahidler arasındaki farklılıkları körüklemeye çalışmaktadır.


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;&amp;quot;Akide merkezli bir kardeşlik oluşturmalı ve bölünmemeliyiz&amp;quot;&lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


Onlar aynı taktiği Filistin&amp;#39;de de kullandılar ve Filistin direnişini bu şekilde böldüler. Onlar Irak&amp;#39;da da Şii-Sünni farklılıklarını körüklediler ve halk ve Mücahidler arasında büyük uçurumlar yarattılar. Siz (Mücahidler) tüm gücünüzle çok dikkatli olmalısınız ve akidenizi elinizde, kardeşlerinizin ve halkınızın sevgisini yüreğinizde taşımalısınız, öyle ki düşmanınızı tamamiyle yenilgiye uğratın.


&amp;nbsp;


Düşman ekonomik ve askeri güçlerini eritmek için Mücahidleri küçük ve lüzumsuz hedeflerle meşgul etmek istiyor. Bu noktaya dikkatinizi odaklayın ve düşmanınızın elini boş çevirerek onlara güçlü ve ölümcül bir darbe vurun. Aynı şekilde içteki düşmanlarınıza da...


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;&amp;quot;Ümmetin yaşlıları gençleri cihada teşvik etmeli&amp;quot;&lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


Bu arada İslam alimleri ve ümmetin yaşlıları İslam ve ümmet ile çatışan emperyalizmin yerli kurumlarında görev alan gençlere nasihat etmeli ve onları da Mücahidlerin saflarına katmalılar.


&amp;nbsp;


Çünü Ulusal Ordu, Ulusal Güvenlik ve Ulusal Polis olarak nitelendirilen bu kurumlar insanları karanlığa çekiyorlar. Gerçekten onlar İslam&amp;#39;a karşı savaşıyorlar ve temellerini ne ulusal ne de İslami kökler oluşturuyor.


&amp;nbsp;


Ben ayrıca kendilerini Mücahid olaran tanımlayan ve bir yandan da Amerikalı kurumlarla içli dışlı olan ihtiyar aşiret reislerini de Mücahidlere karşı durmamaya davet ediyorum. Onlar Allah&amp;#39;ın yolundan ayrılarak sapık yollara gitmemeliler.


&amp;nbsp;


Onlar kişisel kazanımları ve konumları uğruna Cihad ve Mücahidleri ağızlarına dolamamalıdırlar. Onlar gelmeli ve gerçek Mücahidlerin saflarına katılmalıdırlar. Fakat eğer onlar düşman ile savaşmaya güç yetiremiyorlarsa dahi en azından onlardan uzak dursunlar.


&amp;nbsp;


Son olarak Afgnaistan&amp;#39;daki Mücaihd kardeşlerimle birlikte Filistin ve Irak&amp;#39;daki Müslümanlara da birleşmeyi ve yabancı işgal güçlerine karşı tavizsiz bir şekilde direnmeyi tavsiye ediyorum. Ve niyazım odur ki: işgalciler sonsuz bir malubiyet, Mücahidler de sonsuz bir zafer kazansınlar Allah&amp;#39;ın izniyle...


&amp;nbsp;


&lt;i&gt;Afganistan&amp;#39;daki Taliban &lt;/i&gt;&lt;i&gt;mücahitlerin &lt;/i&gt;&lt;i&gt;lideri Molla Muhammed Ömer&lt;/i&gt;


&amp;nbsp;


&lt;i&gt;Çeviri: Press Medya&lt;/i&gt;

&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 16:21:48 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Mindanao'da tehlikeli gelişme!</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/10/04/4206.shtml</link>
<description>
Filipipinler&amp;#39;in güneyinde tehlikeli gelişme... Mindanao&amp;#39;ya özerklik yolunu açan masadan kalkan Filipinler hükümeti, Hıristiyan grupları, Müslüman güçlere karşı silahlandırmaya başladı. 


&amp;nbsp;


Mindanao bölgesinin bağımsızlığı için mücadele veren Moro İslam Kurtuluş Cephesi&amp;#39;ne (MILF) karşı saldırılarda bulunan Hıristiyan silahlı grubunun lideri Felimon Cayang, Müslümanların, kendi topraklarını almaya çalıştıklarını iddia ederek &amp;quot;Topraklarımızı bizden almak isteyen Moroluları öldürmekte tereddüt etmeyeceğiz&amp;quot; dedi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
450 kişiden meydana gelen silahlı bir gruba liderlik Cayang, düzenli askeri eğitim almadıklarını fakat çatışmalarda tecrübe kazandıklarını söyledi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Tanrının ordusu&amp;quot; denilen Hıristiyan silahlı grup, ilk olarak 1970&amp;#39;lerde ortaya çıktı. Üzerlerinde Latince Hıristiyan dualarının yazılı olduğu muskalar taşıyan Hıristiyan güçler, yaptıkları her açıklamada, MILF&amp;#39;e karşı savaştıklarını belirtiyorlar. 


&amp;nbsp;


Filipinler&amp;#39;in güneyinde zengin yeraltı kaynaklarına sahip Mindanao adası büyük stratejik öneme sahip. ABD de, bölgeye büyük önem veriyor ve Filipinler askerlerini, Müslüman güçlere karşı eğitip silahlandırıyor. 30 yıldır devam eden çatışmalarda en az 120 binden fazla kişi hayatını kaybetti. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Filipinler&amp;#39;de İslam&amp;#39;ın doğduğu bölge olan Mindanao&amp;#39;da 5 milyondan fazla Müslüman yaşıyor. 


&amp;nbsp;

&lt;i&gt;Kaynak: Ajanslar&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 12:48:27 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>PKK karakola saldırdı: 17 asker, 23 PKK militanı öldü</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/10/04/4202.shtml</link>
<description>
Genelkurmay Başkanlığı, Hakkari&amp;#39;nin Şemdinli ilçesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğüne bölücü yasadışı örgütünün Irak&amp;#39;ın kuzeyinde bulunan unsurları tarafından dün yapılan saldırıda, 17 güvenlik görevlisinin şehit olduğunu, 23 militanın etkisiz hale getirildiğini bildirdi. 


&amp;nbsp;


Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, Genelkurmay Karargahı&amp;#39;nda düzenlediği basın toplantısında, Hakkari&amp;#39;nin Şemdinli ilçesi bölgesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğünün batıdan emniyetini sağlayan Bayraktepe&amp;#39;deki unsurlarına karşı dün öğleden sonraki saatlerde bölücü yasadışı örgütü tarafından Irak&amp;#39;ın kuzeyinde bulunan ağır silahlarının da desteğiyle saldırı girişiminde bulunulduğunu kaydetti. 


&amp;nbsp;


Tuğgeneral Gürak, saldırıdan önce bir jandarma özel harekat timiyle takviye edilen emniyet unsurlarının bulunduğu Bayraktepe bölgesinde bir bölüğe yakın kuvvet olduğunu ifade ederek, ayrıca bölgenin gelişmelere bağlı olarak bir jandarma özel harekat bölüğü ve bir komando bölüğüyle de takviye edildiğini söyledi. 


&amp;nbsp;


Çatışmanın başlamasından önce görüntü alınan bölgelerin topçu ve havanlarla ateş altına alındığını ve 2 kol taarruz helikopterlerinin de bölgede görev aldığını anlatan Tuğgeneral Gürak, ayrıca Aktütün Karakoluna 10 kilometre mesafede Irak&amp;#39;ın kuzeyinde bir terörist grup tespit edildiğini ve bu militan grubun önce Hava Kuvvetleri, daha sonra topçu tarafından ateş altına alındığını belirtti. Çatışmaların akşam karanlığına kadar devam ettiğini bildiren Tuğgeneral Gürak, şöyle konuştu: 


&amp;nbsp;


&amp;quot;Çatışmalar esnasında 1 astsubay, 6 uzman erbaş, 8 erbaş ve er olmak üzere 17 güvenlik görevlisi şehit olmuştur. Zayiatın büyük kısmı Irak&amp;#39;ın kuzeyinden yapılan ağır silah atışları nedeniyle meydana gelmiştir. Çatışmada yaralanan personel tedavi edilmek üzere uçakla Ankara&amp;#39;ya getirilmektedir. 


&amp;nbsp;


Çatışmalar süresince 23 militanın etkisiz hale getirilmiş olup, Hava Kuvvetleri ve topçu ateşleri sonucunda etkisiz hale getirilen militan miktarı henüz tespit edilememiştir. 


&amp;nbsp;


Şehit olan personelimize Allah&amp;#39;tan rahmet, silah arkadaşlarına ve onların değerli ailelerine, yüce milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Bölücü terör örgütü ile mücadeleye, yurt içinde ve yurt dışında artan bir kararlılıkla devam edilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır.&amp;quot; 


&amp;nbsp;

Kaynak: Ajanslar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 09:57:06 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>İslam âlemi, bayram sevincini ortak yaşadı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/10/01/4190.shtml</link>
<description>
İslam âlemi, uzun yıllardan sonra ilk kez beraber başladığı Ramazan&amp;#39;ın bayramını da birlikte kutluyor. Türkiye başta olmak üzere Suudi Arabistan, Katar, Ürdün, Filistin, Kazakistan, Makedonya, Romanya, Kosova, Slovenya, Sırbistan, Bosna-Hersek ve Irak gibi ülkeler dün bayram yaptı. 


&amp;nbsp;


Bazı ülkelerin &amp;#39;hilalin kavuşmasını&amp;#39;, bazılarının ise &amp;#39;hilalin görülmesini&amp;#39; esas alması sebebiyle İslâm ülkeleri arasında farklı günlerde oruca başlanıp farklı günlerde bayram yapılıyordu. Bu yıl Malezya, Mısır, Avustralya, Tayland, Singapur gibi ülkeler bugün bayram yapacak. 


&amp;nbsp;


11 ayın sultanı Ramazan ayını oruçla geçiren İslâm âlemi, kılınan bayram namazı ile bayrama girdi. Sabah namazından itibaren camilerin yolunu tutan müminler, vaazları ve okunan hutbeleri dinledi. Namazdan sonra camilerin içinde ve dışında bayramlaşmalar sebebiyle uzun halkalar oluştu. Binlerce kişi birbirini kucaklayarak dostluk ve kardeşlik mesajı verdi. İstanbul Sultanahmet Camii&amp;#39;nde bayram vaazını Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu verdi. Televizyonlardan da canlı yayınlanan vaazında Bardakoğlu, bayramların birlik ve beraberliğe vesile olan müstesna günler olduğunu söyledi. 


&amp;nbsp;


Bayram namazını ilk kılan ülkelerin başında Çin&amp;#39;deki Müslümanlar geldi. Pekin&amp;#39;de yaşayan Türkler, vatanlarından 10 bin kilometre uzaklıkta bayramı Türk örf ve âdetlerine göre kutladı. Türkiye&amp;#39;nin Pekin Büyükelçisi Oktay Özüye de gurbetçilerle bayramlaştı. Tayvan&amp;#39;da da Müslümanlar camileri doldurdu. Kan ve gözyaşı ülkesine dönüşen Irak&amp;#39;ta bayramda Kürt&amp;#39;ünden Türkmen&amp;#39;ine, Şii&amp;#39;sinden Sünni&amp;#39;sine herkes camileri tıklım tıklım doldurdu. Yapılan ortak dualarda ülkeye huzur ve kardeşlik gelmesi temenni edildi. Irak&amp;#39;ın kuzeyinde bulunan Kerkük ve Erbil kentlerinde bayram namazı sebebiyle camileri tıklım tıklım dolduran Türkmen, Kürt ve Arap vatandaşlar hep birlikte dua etti. Kerkük&amp;#39;teki Alçı Camii&amp;#39;ini dolduran vatandaşlar şehre ve ülkeye huzurun ve barışın gelmesi için dua ederken, ülkede akan gözyaşının bir an önce dinmesini istedi. 


&amp;nbsp;


Bağımsızlığını 17 Şubat&amp;#39;ta ilan eden Kosova&amp;#39;da da ilk Ramazan Bayramı coşkusu farklı yaşandı. Sabah erken saatlerde camileri tıklım tıklım dolduran Kosovalılar, yer bulamayınca avlulara taştı. Prizren&amp;#39;deki Bayraklı Camii&amp;#39;nde kılınan namaza, bakanlar ve yerel yöneticiler de katılarak cemaatle bayramlaştı. Kılınan namazın ardından bazı dernek kuruluşları çocuklara hediyeler dağıttı. Bayram olması sebebiyle mezarlıklara akın eden Kosovalılar, kabir ziyaretlerinin ardından akraba ve yakınlarıyla bayramlaştı. Müslüman azınlığın yaşadığı Romanya&amp;#39;nın Dobruca bölgesinin yanı sıra başkent Bükreş&amp;#39;te de ibadethaneler doldu taştı. Cami bahçeleri, kırgınlıkları unutup dostluklarla kenetlenen insanların birbirleriyle bayramlaşmasına sahne oldu. 


&amp;nbsp;


&lt;b&gt;Çeçen mülteciler: Türkiye&amp;#39;de bayram yapmak tek tesellimiz &lt;/b&gt;


&amp;nbsp;


Bayramı tek gözlü odalarda memleketlerinden uzakta geçiren Çeçen mülteciler, tüm zorluklara rağmen bu özel günün hakkını vermeye çalışıyor. Rus-Çeçen savaşının yurtsuz bıraktığı mülteciler, &amp;quot;Evimizden çok uzaktayız; ama ezan okunan, Müslüman bir ülkede yaşadığımız için kendimizi gurbette hissetmiyoruz.&amp;quot; diyor. Çocuklarına İslam ve İman gibi isimler veren Çeçenler, dillerinden şükrü eksik etmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ahmet Mizayef, 8 yıl önce bombalardan kaçarak İstanbul&amp;#39;da yaşayan 450 Çeçen&amp;#39;den biri. Beş çocuğu ve eşiyle korku dolu hayattan kaçışı tam 9 ay sürmüş. Yeni yurduna geldiğinde yaşadığı mutluluğu tarif etmenin imkânsız olduğunu söylüyor. İstanbul&amp;#39;daki üç Çeçen kampından biri olan Beykoz&amp;#39;da yaşayan Mizayef, &amp;quot;Türkiye&amp;#39;de olduğumuz için Allah&amp;#39;a çok şükrediyoruz. Avrupa&amp;#39;ya da gidebilirdik ama Müslüman bir ülkede yaşamak istedik.&amp;quot; dedi. Vatan hasreti ve savaşta ölen yakınlarınlarının özlemini çeken mülteciler, burukluğu bayram namazından sonra geleneksel çöreklerle yaptıkları kahvaltıyla gideriyor. Çeçenistan&amp;#39;daki akrabalarının bayramını telefonla kutluyorlar. Türkçeyi çok iyi konuşan 19 yaşındaki Şahma Mizayef, çocukken geldiği İstanbul&amp;#39;dan ayrılmak istemiyor. Dedesinin, teyze ve amcalarının Çeçenistan&amp;#39;da kaldığını belirten Şahma, dedesiz bayramın anlamsız olduğunu söylüyor. Oturma izinleri olmadığı için çalışamadıklarını hatırlatan Mizayef, inşaatlarda amelelik yaptığını ifade ediyor. Bilgisayar ve İngilizce kurslarına gittiğini dile getiren Şahma, kalıcı bir işinin olmasını çok istiyor. Mülteciler, hayırseverlerin yardımlarıyla yaşıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Kaynak: Zaman Gazetesi&lt;/i&gt; 

&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Wed, 01 Oct 2008 13:13:48 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Emir el Mü'minun Molla Ömer'den işgalcilere mesaj</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/09/30/4195.shtml</link>
<description>
Taliban güçlerinin lideri Molla Ömer, NATO ve ABD güçlerinin ülkeyi terk etmelerini istedi, bunu yaparlarsa çekilme sırasında hiçbir saldırıda bulunmayacaklarını söyledi.


&amp;nbsp;


Afganistan&amp;#39;da iktidardan uzaklaştırılan Taliban güçlerinin lideri Molla Ömer, NATO ve ABD güçlerinin ülkeyi terk etmelerini istedi, bunu yaparlarsa çekilme sırasında hiçbir saldırıda bulunmayacaklarını söyledi.


&amp;nbsp;


Reuters&amp;#39;ın haberine göre, Molla Ömer bir internet sitesinde yayınlanan mesajında, yabancı güçlerin, bir zamanlar Afganistan&amp;#39;ı işgal eden Sovyet güçleri gibi yenileceklerini öne sürerek, &amp;quot;yanlış bir işgal için aldığınız yanlış kararınızı yeniden düşünün ve güçlerinizi güvenli biçimde ülkeden çekin. Eğer topraklarımızı terk ederseniz, size bu fırsatı tanıyacağız&amp;quot; dedi. 


&amp;nbsp;

Yabancı güçlerin kendiliğinden çekilmeleri halinde onlara saldırmayacaklarını belirten Molla Ömer, &amp;quot;Taliban&amp;#39;ın dünyanın hiçbir yerinde kimseye karşı zarar veren bir konumda olmadığını&amp;quot; ifade etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kaynak: Ajanslar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 19:27:33 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Taliban barış görüşmelerini yalanladı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/09/29/4194.shtml</link>
<description>
Taliban tarafından dün yapılan açıklamada bazı medya kuruluşlarının dile getirdiği &amp;quot;barış görüşmeleri&amp;quot; haberleri yalanlandı. 


&amp;nbsp;


Geçtiğimiz günlerde medyaya yansıyan &amp;quot;Suudi Arabistan&amp;#39;ın aracılığında ve İngiltere&amp;#39;nin desteğiyle Kabil yönetimiyle Taliban arasında barış görüşmeleri başladı&amp;quot; şeklindeki haberlere Taliban&amp;#39;dan sert yanıt geldi.


&amp;nbsp;


Haberleri bütünüyle yalanlayan Taliban, yayınladığı bildiride &amp;quot;İşgalcilere karşı mücadelemiz devam ediyor. Bu Ümmeti zayıflatmak ve zaferimizi gölgelemek için ortaya atılmış bir iftira kampanyasıdır&amp;quot; dedi.


&amp;nbsp;


Ayrıca Taliban bildirisinde her hangi bir eski üst düzey yöneticilerinin Kabil yönetimince tutuklanmadığını ve böyle bir kimsenin barış görüşmelerinde aracı olmadığını da ifade etti.


&amp;nbsp;

Kaynak: Press Medya&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kavkaz Center
</description>
<pubDate>Mon, 29 Sep 2008 18:26:27 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Uygur Müslümanlarına teravih namazı yasaklandı</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/09/06/4179.shtml</link>
<description>
Çin, bu Ramazan ayında da işgali altındaki Doğu Türkistan&amp;#39;daki baskıcı tutumunu sürdürerek Uygur Müslümanlarının &amp;quot;teravih namazı&amp;quot; kılmalarını yasakladı. Daha öncede erkeklerin sakal bırakması ve kadınların yüzlerini örtmesini yasaklayan Çin yönetiminin yeni yasakları tepki topladı. 


&amp;nbsp;


Çin&amp;#39;de halihazırda Müslüman memurlarla öğretmenlerin oruç tutması yasakken, orucu teşvik eden vaizler hakkında soruşturma açılıyor. 


&amp;nbsp;


Çin yönetiminin sitesinde konuyla ilgili olarak, &amp;quot;Sosyal dengeye zarar verecek geniş katılımlı olayları engellemek için geniş kapsamlı ibadet planlayanları ve organize edenleri zamanında uyarmak ve durdurmak zorundayız&amp;quot; denildi. 


&amp;nbsp;


Uygur Müslümanlarını kutsal Ramazan ayındaki ibadetlerini engelleyecek emirler yerel hükümetler tarafından şiddeti engellemek üzere bu hafta içinde yayınlandı. Ayrıca hükümet yetkilileri, Komünist Parti üyeleri, öğretmenler ve öğrencilerin Ramazan&amp;#39;ı idrak etmeleri de yasakladı.   


&amp;nbsp;


Yayınlanan bildirilerin en dikkat çekicilerinden biri de Doğu Türkistan Zhasou web sitesinde yayınlandı. Bildiride, &amp;quot;Ramazan&amp;#39;ı idrak etmesi için zorlarken yakalanan biri cezalandırılacaktır&amp;quot; gibi ifadeler yer aldı. 


Shaya hükümeti, &amp;quot;Sakal bırakanlar ve yüzlerini kapatan kadınların yüzlerini açmaları ve sakalların kesilmesi için etkin önlemler almak zorundayız&amp;quot; dedi. 


&amp;nbsp;


Çin hükümetinin Uygur Müslümanlarıyla ilgili yasakları Müslüman Türklerin çoğunlukta olduğu bölgede tansiyonu yükselteceği uyarıları ve sert eleştirilere neden oldu. 


&amp;nbsp;


Hong Kong&amp;#39;dan İnsan Hakları Gözlemcisi Phelim Kyne şöyle konuştu: &amp;quot;Sakal ve örtüyle ilgili bu tür yasakları duyduk. Hükümete giren Uygur parti üyeleri ve vatandaşların kültürel ve dini ifadeleri açıkça ifade etmekten uzak durmaları bekleniyor. Ancak hükümet web sitelerinde onları siyah ve beyaz olarak ikiye ayırarak, durumla ilgili endişelerinin arttığını ve yasakları sıkılaştırdıklarını ortaya koyuyor.&amp;quot; 


&amp;nbsp;


Dünya Uygur Kongresi Dilşat Raşit, yasakların Doğu Türkistan Müslüman toplumunda gerilimi artıracağı uyarısında bulunarak şu ifadeleri kullandı: &amp;quot;Uygurları Ramazan&amp;#39;ı idrak etmekten açıkça yasaklamak dindarların inançlarını ayaklar altına alacak ciddi bir harekettir. Aynı zamanda bu Doğu Türkistan&amp;#39;da çatışmayı körükleyecektir&amp;quot;. 


&amp;nbsp;


Doğu Türkistan&amp;#39;da yaşayan Türkçe konuşan Müslüman Uygurlar uzun yıllardır Çin egemenliği altındalar. 1955&amp;#39;den beri özerk olan bölge Komünist ve Çin yönetiminin yasaklarına maruz kalıyor. 


&amp;nbsp;


Sincan&amp;#39;daki İslami grupları ise, 19. Yüzyılda Çin&amp;#39;e ilhak edilen ve daha önce Doğu Türkistan İslam Devleti olarak bilinen devleti yeniden kurmaya çalışıyorlar. 


&amp;nbsp;

&lt;i&gt;Kaynak: Press Medya&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 13:11:42 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>''Somali'de direniş Ramazan'da da devam edecek''</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/09/05/4177.shtml</link>
<description>
Somalili mücahidler yaptıkları açıklamada Müslümanlarca kutsal kabul edilen Ramazan ayında da başkent Mogadişu&amp;#39;daki direnişlerine devam edeceklerini duyururken, bölge sakinlerinden düşman tarafından tahrik amaçlı açılacak topçu ateşine karşı korunmak için sığınaklarından ayrılmamalarını istediler. 


&amp;nbsp;


Görgü tanıkları Çarşamba günü Etiyopyalı işgalci askerlerle mücahidler arasında çıkan ve karşılıklı olarak havan topları ve ağır makineli silahların kullanıldığı çatışmalarda en ez 4 kişinin hayatını kaybettiğini belirttiler. 


&amp;nbsp;


İslami Mahkemeler Birliği sözcüsü Abdirahin Issa Adow yaptığı açıklamada &amp;quot;Mücahidler kutsal Ramazan ayında Etiyopyalı güçlere ve onların yardakçılarına karşı giriştikleri savaşı iki katına çıkaracaklar&amp;quot; dedi. 


&amp;nbsp;


Ayrıca Adow, Razaman saldırılarının Kur&amp;#39;an&amp;#39;a aykırı olmadığını çünkü kendilerinin &amp;quot;Allah&amp;#39;ın düşmanlarıyla&amp;quot; savaştıklarını ileri sürdü. 


&amp;nbsp;


Bir askeri sözcü olan Mahmud Dhere ise Çarşamba günkü kayıplar hakkında yorum yapmaktan kaçınırken mücahidler &amp;quot;ülkeyi istikrarsızlaştırmakla&amp;quot; suçladı. 


&amp;nbsp;


İslami Mahkemeler Birliği&amp;#39;nin direnişe başladığğı 2006 Kasım&amp;#39;ından bugüne kadar binlerce kişi hayatını kaybederken, bugün hal başkent Mogadişu&amp;#39;da çatışmalar tüm yoğunluğu ile sürüyor. 


&amp;nbsp;


Mücahidler Amerika destekli Etiyopya işgalcilerinin ülkelerinden ayrılmasını ve İslami bir devlet kurmak için kendilerinin serbest bırakılmalarını talep ediyorlar. 


&amp;nbsp;


Pakistan Talibanı da geçtiğimiz günlerde Ramazan ayında saldırılarını arttıracaklarını duyurmuştu. 


&amp;nbsp;

&lt;i&gt;Kaynak: Press Medya&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kavkaz Center&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;
</description>
<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 08:26:20 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Taliban Ramazan ateşkesini kabul etmedi</title>
<link>http://www.kavkazcenter.com/tur/content/2008/09/01/4136.shtml</link>
<description>
Pakistan Ordusu Ramazan ayı sebebiyle, Pakistan İslami Direniş Hareketi Taliban&amp;#39;a yönelik saldırılarını askıya aldığını ilan etmişti. Dün akşam saatlerinde Taliban, Pakistan Hükümetinin kararına sert yanıt verdi: &amp;quot;Hükümete yönelik saldırılar devam edecektir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Taliban sözcülerinden Müslim Han, hükümetin Ramazan ayının mübarekliğinden ötürü saldırılara son vermesine karşı tüm ayların mübarek olduğunu, şayet saldırıyı durdurmak istiyorsa bütün aylarda durdurma kararı alması gerektiğini söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Taliban sözcüsü kanunu uygulamak için savaşa devam edeceklerini, çünkü şuana kadar Taliban yüksek liderliğinden savaşın durduğuna dair bir emirin yayınlanmadığını belirtti. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pakistan Hükümeti Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Ramazan ayı süresince Taliban&amp;#39;a yönelik operasyonlarını askıya aldığını, bununla birlikte saldırıya uğramaları halinde karşılık vereceklerini açıklamıştı. 


&amp;nbsp;

Pakistan, Afganistan&amp;#39;a sınır bölgelerinde silahlı grupların yaşamasına müsaade edildiği için ABD tarafından baskıya maruz kalmaktadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kaynak: Ajanslar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kavkaz Center 
</description>
<pubDate>Mon, 01 Sep 2008 16:54:10 GMT</pubDate>
</item>

</channel>
</rss>
